Uzayan Yaşamı Anlamlı Kılmanın Yolu: Aktif Yaşlanma

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Sivas Numune Hastanesi’nde görevli Gerontolog Gökçe Tan, “Aktif yaşlanma kavramı, kadim ölümsüzlük arzusunun modern dünyada yeniden şekillenmiş halidir. Günümüzde amaç sonsuz yaşamı elde etmek değil; daha uzun süre yaşanan hayatı anlamlı, katılımcı ve onurlu bir hale getirmektir” şeklinde ifade etti.

Gerontolog Gökçe Tan, 18-24 Mart Yaşlılara Saygı Haftası vesilesiyle önemli açıklamalarda bulundu. Sivas’ta kurulan Darülreha’nın ilk huzurevi olma özelliğine sahip olduğunu belirten Tan, “İnsanlık tarihi boyunca ölümsüzlüğü aramak en temel hedeflerden biri olmuştur. Yaklaşık 4 bin yıl öncesine uzanan Gılgamış Destanı, dostunu kaybeden Kral Gılgamış’ın gençlik otunu bulma çabasını anlatır. Ayrıca Anadolu kültüründe Lokman Hekim’in yılanların şahı Şahmeran’dan ölümsüzlük ilacını öğrendiği efsanesi de mevcuttur. Ölümsüzlüğün imkansız olduğu anlaşıldıktan sonra toplumların yaşlı bireylere yaklaşımı nasıl değişti? Bu sorunun yanıtı, yarım milyon yıl öncesine dayanan arkeolojik buluntularda gizlidir. Antik Yunan’da yaşlı bireyler için katı yasalar bulunmaktaydı ve yaşlılarına bakmayan çocuklar cezalandırılıyordu. Bunun yanı sıra, bakım almayı sağlayan sistemler de mevcuttu. Oğuz Boyu’nda ise yaşlılar bilge ve saygın kişiler olarak kabul ediliyordu. Selçuklular döneminde Sivas’ta kurulan Darülreha, yaşlıları koruma amacıyla hizmet veren ilk huzurevi olma özelliğini taşıyordu. Yaşlılık, yüzyıllar boyunca aile ve topluluk içinde desteklenirken, yaşlılığın getirdiği sorunlar artık tıbbi bir çözüm gerektiren bir durum haline gelmişti. Orta Çağ’da tıbbın babası olarak tanınan İbn-i Sina, El Kanun Fi’t Tıp eserinde yaşlılık dönemine özgü bedensel değişiklikler ve sağlık sorunlarına değinerek, yaşlılığın tıbbi olarak incelenmesine zemin hazırlamıştır. İbn-i Sina, yaşlılığın yaşam tarzıyla da bağlantılı olduğunu vurgulayarak, yaşlanmanın önlenmesi ve geciktirilmesi kaygısı taşımadan konforlu ve kaliteli bir yaşamın yollarını araştırmıştır” dedi.

Geriatri kavramının 20. yüzyılın başlarında ortaya çıktığını belirten Tan, “Yüzyıllar içinde gelişen tıp ve sosyal bilimler, yaşlanma sürecine olan ilgiyi arttırarak bu konunun çok boyutlu bir olgu olarak ele alınmasını gerektirmiştir. 20. yüzyılın başlarında Ignatz Leo Nascher tarafından ‘geriatri’ kavramı tanımlanmış ve yaşlı sağlığı tıbbın ayrı bir uzmanlık alanı haline gelmiştir. Aynı dönemde yaşlanma sürecini biyolojik, psikolojik ve sosyal boyutlarıyla inceleyen ‘gerontoloji’ bağımsız bir bilim dalı olarak gelişim göstermiştir. Geriatri ve gerontolojinin odaklandığı ‘Nasıl kaliteli ve başarılı yaşlanabiliriz?’ sorusu, aktif yaşlanma kavramıyla yanıt bulmuştur. İlk kez Dünya Sağlık Örgütü tarafından ortaya konan aktif yaşlanma yaklaşımı, bireylerin sağlık, katılım ve güvenlik gibi üç temel unsurun bir araya gelmesiyle oluşmaktadır. Bu unsurlar, yaşlı bireylerin yalnızca sağlık hizmetlerinden yararlanan pasif kişiler olmadığını, aynı zamanda toplum içinde üretken, katılımcı ve karar alma süreçlerine dahil olan bireyler olduklarını vurgulamaktadır” diye konuştu.

Tan, “Günümüzde aktif yaşlanma kavramı, kadim ölümsüzlük arzusunun modern çağdaki bir yansımasıdır. Ne Kral Gılgamış ne de Lokman Hekim ölümsüzlük iksirine ulaşabildi. Artık hedef, uzayan yaşamı anlamlı, katılımcı ve onurlu kılmaktır. Cicero’nun da belirttiği gibi, yaşlılığa karşı en etkili ilaç bilgili ve erdemli olmaktır” dedi.

Uzayan Yaşamı Anlamlı Kılmanın Yolu: Aktif Yaşlanma
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

4T Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!