Dev Böbrek Taşı Sırtından Alındı: Şok Edici Tedavi!

Dev Böbrek Taşı Sırtından Alındı: Şok Edici Tedavi!
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Suat Bolat, hastanın sırtından yaklaşık 1 santimetre çapındaki bir kanalla girerek, 25 santimetreküplük büyük böbrek taşını böbrek içerisinde parçalayıp çıkardıklarını açıkladı.

Medicana International Samsun Hastanesi’nde görevli Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Bolat, böbrek taşları hakkında yaygın yanlış anlamalar ve dikkat edilmesi gereken noktalar hakkında bilgi verdi. Taş bulunan her hastanın ağrı hissetmeyebileceğine dikkat çeken Bolat, “Her böbrek taşının ağrı yaptığına dair yanlış bir inanç var. Ancak bazı taşlar, özellikle böbrek içinde yerleşmiş ve kanalı tıkamamışsa, semptom vermeksizin büyük boyutlara ulaşabilir. Örneğin, bu hastamızda olduğu gibi neredeyse yumurta büyüklüğünde bir böbrek taşıyla karşılaşabiliyoruz. Hastanın hiç şikayeti yoktu. Bu durum, her böbrek taşının ağrı yapmadığını göstermektedir. Taş düşüren hastalar, ‘Ben taşımı düşürdüm, artık sorun yok’ diyerek kontrol randevularını ihmal etmemelidirler. Düzenli ürolog kontrolleri şarttır” dedi.

“25 santimetreküplük böbrek taşı, hastanın sırtından girilerek çıkartıldı”

Prof. Dr. Bolat, böbreklerde aşırı büyüyen bir taşın cerrahi müdahale ile alındığını belirtti. “Bir hastamız, daha önce sol böbreğinde taş hastalığı geçirmiş ve bu nedenle kalıcı hasar gelişmiş biriydi. Sağ böbreğinde de büyük bir taş tespit ettik. Genetik açıdan taş hastalığına yatkın bir hastaydı; babasında ve dedesinde de taş hastalığı bulunuyordu. Bu durumu tek böbrek varmış gibi tedavi ettik, çünkü diğer böbreği de taş nedeniyle hasar görmüştü. Hastanın böbreğinde yaklaşık 5 cm uzunluğunda ve 4,5-5 cm genişliğinde, yani 20-25 santimetreküplük devasa bir taş vardı. Bu tür taşlar tıpta ‘geyik boynuzu’ şeklinde tanımlanıyor. Taş hastalıklarında tedavi, biraz daha agresif cerrahi gerektirmektedir. Hastanın sırtından yaklaşık 1 cm çapında bir kanal açarak böbreğe ulaştık. Taşı küçük parçalar halinde kırarak dışarı aldık. Ancak hasta, yeniden bir ameliyat geçirdi. Eğer yıllar önce hastayı görebilseydik, taş henüz küçükken daha az invaziv yöntemlerle tedavi edebilirdik. Her durumda, hasta başarılı bir ameliyat geçirdi ve sağlıklı bir yaşam sürmektedir. Taşı tamamen temizlendi ve şimdi ürolojik kontrol altında yaşamına devam ediyor” şeklinde konuştu.

“Ağrı kesiciler böbrek içerisindeki süzgeç mekanizmalarına kalıcı hasar verebilir”

Prof. Dr. Bolat, böbrek ağrılarını gidermek için ağrı kesici kullanmanın yanlış olduğunu vurguladı. “Üriner sistem taş hastalığının en yaygın nedenlerinden biri, hayvansal proteinlerin aşırı tüketimidir. Bu tür proteinlerden kaynaklanan ürik asidin birikmesi, ürik asit taşlarının oluşumuna yol açmaktadır. Bazen bitkisel kaynaklı gıdaların da taş oluşumunu azaltabileceği söyleniyor. Ancak bu takviye gıdalar dikkatli kullanılmalıdır, zira bazı toksik etkileri olabilir. Halk arasında ‘Ağrım olursa ben ağrı kesicilerle kendimi tedavi edebilirim’ anlayışı yaygındır, ancak bu son derece yanlıştır. Ağrı kesiciler, taşın yarattığı ağrıyı ortadan kaldırırken, böbrek içerisindeki süzgeç mekanizmalarına kalıcı zarar verebilir ve nefropatiye yol açabilir. Dolayısıyla, mümkün olduğunca az ağrı kesici kullanılmalıdır” ifadelerini kullandı.

“Bir hastada daha önce taş varsa, bir daha taş olma ihtimali olmayanlara göre yüzde 14 daha fazla”

Böbrek taşı geçmişi olan bireylerin, daha önce taş hastalığı yaşamamış olanlara göre tekrar taş oluşumu riskinin %14 daha fazla olduğunu belirten Bolat, ayrıca şu bilgileri paylaştı: “Bir yetişkinin günde içmesi gereken su miktarı ortalama 1-1,5 litre civarındadır. Bunun üzerinde su alımı, tuvalet ihtiyacını artırarak üriner sistem enfeksiyonu riskini yükseltebilir. Tuz tüketiminin fazla olması da böbrek taşı veya üriner sistem taş hastalığı gelişiminde önemli bir rol oynamaktadır. Bu nedenle tuzdan mümkün olduğunca kaçınılmalıdır. Risk grubu içerisinde olan bireyler, su alımına dikkat etmelidir. Diyabet hastaları ve geçmişinde taş hastalığı olan bireylerin dengeli sıvı alımına özen göstermeleri gerekir. Çocuk hastalarda su kaybı belirtileri belirgin olabilir. Özellikle sıcak havalarda ve ağır aktivitelerde bulunan sporcular gibi gruplar da yüksek risk altındadır. Hipertansiyonu olan hastalar da sıvı alımına dikkat etmelidir. Semptomu olmayan ancak böbrek fonksiyonları kısıtlı olan hastalar, sınırda böbrek yetmezliği riski taşıdıkları için düzenli sıvı alımı son derece önemlidir. Susuzluk, bu hastaları akut böbrek yetmezliği tehlikesiyle karşı karşıya bırakabilir. Bu nedenle, söz konusu risk gruplarındaki bireylerin sıvı alımını düzenli bir şekilde yapmaları büyük önem taşımaktadır.”

Dev Böbrek Taşı Sırtından Alındı: Şok Edici Tedavi!
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

4T Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!