Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB) Başkanı Ali Eroğlu, tüberkülozun dünyanın en eski bulaşıcı kronik hastalıklarından biri olduğunu belirterek, “Bu hastalık hayvandan hayvana ya da hayvandan insana geçiş göstermektedir” ifadelerini kullandı.
Eroğlu, ‘24 Mart Dünya Tüberküloz Günü’ dolayısıyla İhlas Haber Ajansı’na (İHA) özel açıklamalarda bulundu. Tüberkülozun hem hayvanlar hem de insanlar için büyük bir tehdit oluşturduğunu dile getiren Eroğlu, hastalıkla olan mücadelenin denetim ve kontrol mekanizmalarının güçlendirilmesiyle daha etkili hale getirilebileceğini vurguladı. Sığır tüberkülozunun hem hayvancılık sektöründe ekonomik kayıplara neden olduğunu hem de insanlara bulaşma riski taşıdığını ifade eden Eroğlu, düzenli tarama ve erken teşhisin önemine dikkat çekti. Türkiye’de tüberküloz ile ilgili yürütülen çalışmalara da değinen Eroğlu, bazı bölgelerde ilerleme kaydedildiğini, ancak genel olarak beklentilerin henüz karşılanmadığını belirtti. Kaçak hayvan hareketlerinin ve yetersiz denetimlerin hastalığın yayılmasını artırdığını da sözlerine ekledi.
“Tüberküloz, dünyanın en eski bulaşıcı kronik hastalıklarının bir tanesi”
Tüberkülozun ilk kez 24 Mart 1882’de tanımlandığını ve o dönemlerde ciddi sorunlara yol açtığını aktaran Eroğlu, “Tüberküloz, dünyanın en eski bulaşıcı kronik hastalıklarından biridir. Genellikle sığırları etkileyen bu hastalık, hayvandan hayvana veya hayvandan insana geçiş gösterebiliyor. 1882 yılında Robert Koch tarafından tanımlandı ve 1996’dan itibaren çeşitli kurum ve kuruluşlar tarafından Dünya Tüberküloz Günü olarak anılmaya başlandı. Bugün, hastalıkla ilgili farkındalık yaratma ve bu hastalığa karşı alınacak önlemler ile kontrol stratejileri hakkında bilgi verme açısından önemli bir gün. TVHB olarak, bu hastalığın ülkemizde hala bir sağlık problemi olarak devam ettiğini göz önünde bulundurarak, alınması gereken tedbirleri ve yapılacak mücadeleleri halkla paylaşmak istiyoruz” şeklinde konuştu.
“Hastalık öncelikle akciğere nüfus ediyor”
Eroğlu, tüberkülozun öncelikle akciğerlere yerleştiğini ve daha sonra tüm vücuda yayılabileceğini ifade etti. “Hastalık, akciğere nüfus etmenin yanı sıra karaciğer, böbrek, beyin ve hatta kemik dokusuna kadar yayılabiliyor. Hayvanlarda bazen sinsi bir seyir izleyebiliyor. Bu hastalık, tüberkülozlu hayvanların ürünleri, yani süt ve etleri aracılığıyla insanlara geçiş göstermektedir. Kamuoyunu bu konuda bilgilendirmek ve veteriner hekimler olarak hangi stratejileri izleyeceğimizi belirlemek adına bu bilgilerin paylaşılması önemlidir. Hastalıkların yüzde 60’ından fazlası hayvanlardan insanlara geçiyor. Tüberküloz da bu hastalıklardan biridir. İnsanlarda görülen ve insandan insana geçen etken ile hayvanlardaki etken farklıdır. Veteriner hekim istihdamının, Türkiye’nin ihtiyaçlarına göre yeniden değerlendirilmesi gerekiyor” diye belirtti.
“Halkın bilgi seviyesinin yükseltilmesi lazım”
Eroğlu, tüberküloza karşı alınabilecek önlemler hakkında şu değerlendirmelerde bulundu:
“Tüberküloz vakalarının yaklaşık yüzde 5 ile 10’u hayvandan insana geçiyor; bu da dikkate değer bir oran. Bu nedenle halkın bilgi seviyesinin artırılması gerekiyor. Bazen hasta olmayan hayvanların da muayene edilmesi önem taşıyor, zira farklı tablolar ortaya çıkabiliyor. Tüberkülozlu hayvanların eti yenir mi, yenmez mi? Veteriner hekimlerin burada önemli bir rolü bulunuyor. Çiğ süt kullanılmaması, pastörize süt tercih edilmesi veya çiğ sütün iyice kaynatılması gerekiyor. Etlerin iyi bir şekilde pişirilmesi de elzem. Dünya Tüberküloz Günü vesilesiyle bir kez daha veteriner hekimlerin hizmetlerinin gözden geçirilmesini diliyorum.”
