Suda Hala Görülen 1999 Deprem İzleri!

Suda Hala Görülen 1999 Deprem İzleri!
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Kocaeli’nin Gölcük ilçesinde yer alan Değirmendere sahilinde, 17 Ağustos 1999 Marmara depremi sırasında denize gömülen yapıların kalıntıları, üzerinden 27 yıl geçmesine rağmen hala su altında kalmaya devam ediyor. Bu önemli tarih dolayısıyla, Japon yüksek mimar ve inşaat yüksek mühendisi Yoshinori Moriwaki, Değirmendere Sualtı Topluluğu (DESSAT) ekipleriyle birlikte dalış gerçekleştirerek bölgedeki kalıntıları inceledi.

1999 Marmara depreminde Gölcük’te meydana gelen sarsıntının etkileri, Değirmendere sahilinde hala gözlemlenebiliyor. Depremin yıl dönümü vesilesiyle Kocaeli’ye gelen Yoshinori Moriwaki, DESSAT ekipleriyle birlikte Değirmendere açıklarında anma dalışı yaptı. 15 ila 30 metre derinlikte bulunan yapı kalıntılarını su altında inceleyen Moriwaki, bu süreçte deprem ve yapı güvenliği konularında değerlendirmelerde bulundu.

“Kazık sistemi düzgün yapılmadığı için deprem sırasında bu alan kayarak denize çökmüş”

Yoshinori Moriwaki, Değirmendere’deki alanın depremin ardından denize gömüldüğünü yıllar sonra öğrendiğini ifade etti. “Aradan 10-15 sene geçtikten sonra, yani günümüzden yaklaşık 7-8 yıl önce öğrendim ki; bu bölgede 2 kilometrelik bir dolgu alanı yapılmış. Orada 36 adet dükkân ve bir lunapark varmış. Zemin iyileştirmesi ve kazık sistemi düzgün yapılmadığı için bu alan depremin etkisiyle kayarak denize çökmüş. Şu an 15 ila 30 metre derinlikte, denizin içinde bulunuyor. Ben de bunu kendi gözlerimle görmek istedim. Her yıl 17 Ağustos anma etkinlikleri çerçevesinde burada Murat hoca ile birlikte dalış yapıyorum. Su altında depremin olduğu andaki haliyle duran binalar var; çöken yapılar, üç katlı olup iki katı çökmüş ve bir katı kalan yapılar gözlemlenebiliyor. Bu manzarayı görmek için dalışa katıldım” şeklinde konuştu.

“Aynı hataları yapmamak için ders çıkarmamız gerekiyor”

Moriwaki, ilk dalışında deniz altında gördüğü manzaradan duyduğu üzüntüyü dile getirerek, “Tabii ki büyük bir üzüntü hissettim, çok kötü bir andı. Ancak bundan sonra aynı hataları yapmamak için ders çıkarmamız ve çalışmamız gerekiyor. Deprem, hem Japonya’da hem de Türkiye’de sürekli meydana gelen bir doğa olayı. Bu nedenle ‘Deprem ne zaman, nerede, ne büyüklükte olacak?’ diye beklemek yerine, Türk ve Japon halkı olarak her an bir deprem olabileceğini kabul edip, buna göre hazırlıklı olmalıyız” ifadelerini kullandı.

“2023 depremlerinden sonra adeta jeton düştü”

Türkiye’deki yapılaşmaya dair değerlendirmelerde bulunan Moriwaki, “Maalesef 1999 depreminden 2023 depremlerine kadar geçen süreçte istenen seviyeye ulaşılamadı. 6 Şubat depremlerinde Hatay’da ve Kahramanmaraş’ta çok sayıda binanın çöktüğünü hep birlikte gördük. Ancak 2023 depremlerinden sonra adeta ‘jeton düştü’, bir uyanış başladı diyebiliriz. Şu anda yapılan çalışmalar, geçmişe göre çok daha iyi ilerliyor ama daha fazlasını yapmamız gerekiyor. Kentsel dönüşüm her yerde hızlandırılmalı. Çünkü Türkiye’deki binaların yaklaşık yüzde 50’si izinsiz, kaçak veya kontrolsüz; ruhsatı ve iskânı olmayan binalar oldukça fazla. Bu dönüşümü hızlı bir şekilde tamamlamak gerekmekte. Ayrıca, vatandaşlarımızın olası bir deprem anında neler yapması gerektiğini bilmesi, kaçmak yerine nasıl korunacağını öğrenmesi şart. Bu bilinci yaymak amacıyla yılda 100-130 kez ilkokul, ortaokul, lise, üniversite ve inşaat mühendisleri odalarında seminerler vererek insanları eğitmeye çalışıyorum” dedi.

“Zemin yumuşaksa ona uygun kazık ve temel sistemlerinin yapılmış olması gerekir”

Moriwaki, vatandaşlara yaşadıkları binalar ve zeminle ilgili üç önemli noktaya dikkat etmeleri gerektiğini belirtti. “Herkesin öncelikle şu üç temel noktaya dikkat etmesi gerekiyor. Birincisi zemin durumu. Oturduğunuz yerin zemini iyi mi, kötü mü? Örneğin 1999 depreminde İzmit’in dağ tarafında yüksek kesimlerde hasar çok az oldu. Zemin sağlamsa sarsıntı daha az hissedilir. Zemin yumuşaksa ona uygun kazık ve temel sistemlerinin yapılmış olması gerekir. İkincisi ruhsat ve iskân. Binanızın ruhsatı ve iskânı var mı? Ruhsatlı binalar genellikle projeye ve yönetmeliğe uygun yapılmıştır. Üçüncüsü ise bina yaşı. 2000 yılından sonra yapılan binalar, Japonya ile benzer seviyedeki yeni deprem yönetmeliğine göre inşa edilmiştir. Zemin etütleri ve sondaj kontrolleri yapılmış, zemin kötüyse iyileştirme zorunluluğu getirilmiştir. Bu nedenle 2000 sonrası binalar genellikle daha güvenlidir. Eğer binanız 2000 yılından önce yapılmışsa, zemin kötüyse ve ruhsatı yoksa muhtemel bir depremde kendinizi korumak için yatak odasında yatağın yanında veya salonda koltuğun yanında ‘yaşam üçgeni’ oluşturacak şekilde pozisyon almalısınız” dedi.

“Kolay ulaşılabilir bir yerde hazır bulundurmalısınız”

Deprem anında kullanılabilecek malzemelerin kolay ulaşılabilir bir noktada bulunması gerektiğini vurgulayan Moriwaki, “Ayrıca yanınızda su, düdük, enerji vermesi için küçük çikolata veya şeker, tuz gibi malzemeleri küçük bir poşet içinde kolay ulaşılabilir bir yerde hazır bulundurmalısınız. Deprem çantası hazırlamak da çok önemlidir. Ancak çantayı evin en dip köşesine koyarsanız deprem anında ona ulaşamazsınız. Japonya’da olduğu gibi deprem çantası evin çıkış kapısının hemen yanına, duvara asılmalı ve evdeki eşyalar mutlaka duvara sabitlenmelidir. Herkesin bu tedbirleri alarak her an hazır olması gerekir” diye konuştu.

Suda Hala Görülen 1999 Deprem İzleri!
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

4T Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!