Stres Kalp Sağlığını Tehdit Ediyor!

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bilimsel araştırmalar, yoğun emosyonel stresin kalp kasını geçici olarak felç edebildiğini, ritim bozukluklarını tetikleyebildiğini ve bazen gerçek bir kalp kriziyle benzer belirtiler gösterebildiğini ortaya koyuyor. Medicana Sağlık Grubu Kardiyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. İstemihan Tengiz, “Modern kardiyoloji, ruhsal durumun kalp sağlığının ayrılmaz bir parçası olduğunu ve duygusal yüklenmenin biyolojik sonuçlarının göz ardı edilemeyeceğini net bir şekilde ortaya koymaktadır” şeklinde konuştu.

Ani yoğun stres, üzüntü, ayrılık acısı, maddi manevi kayıplar ya da büyük hayal kırıklıkları, insan kalbinin duygusal ilişkisini uzun yıllardır metaforlarla anlatılsa da, modern tıp, duygusal travmaların kalbi biyolojik olarak etkilediğini çok daha belirgin şekilde kanıtlayabiliyor.

Günlük yaşamda “Kalbim sıkışıyor” şeklinde ifade edilen his, bazen yalnızca bir duygu değil, tıpta karşılığı olan ciddi bir durumu işaret edebiliyor. Kırık kalp sendromunun gerçek bir kalp krizini bire bir taklit edebildiği konusunda uyarılarda bulunan Prof. Dr. İstemihan Tengiz, “Yoğun stres altında veya ani üzüntüler yaşandığında sıkça dile getirilen ‘kalbim sıkışıyor’ ifadesi, tıpta ‘Takotsubo Kardiyomiyopatisi’ ya da daha yaygın adıyla ‘Kırık Kalp Sendromu’nu düşündürmektedir. Bu sendrom, Japonya’da ahtapot avında kullanılan dar boyunlu, geniş tabanlı kaba benzeyen kalp şekli nedeniyle bu ismi almıştır. Genellikle sevilen birinin kaybı, ayrılık, büyük bir tartışma, iş kaybı, ekonomik kriz veya trafik kazası gibi yoğun emosyonel ya da fiziksel streslerin hemen ardından ortaya çıkar. Bu tür durumlarda vücutta aşırı miktarda adrenalin ve katekolamin salınımı gerçekleşir ve kalp kasında geçici süreyle kasılma kusurları oluşur. Göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı ve baş dönmesi gibi kalp krizinde görülen belirtiler yaşanabilir. Belirtilerin kalp krizini birebir taklit etmesi, acil başvurulara yol açar. EKG bulguları ve bazı durumlarda kan değerleri bile kalp kriziyle karışabilir; ancak anjiyografi yapıldığında koroner damarların tıkalı olmadığı görülür. Bu nedenle doğru tanı ve uygun tedavi planı için kardiyoloji uzmanlarının değerlendirmesi büyük önem taşır” dedi.

Duygular ve hormonlarla şekillenen denge

Prof. Dr. İstemihan Tengiz, Takotsubo’nun genellikle geçici bir durum olduğunu ve birkaç hafta içinde kalp fonksiyonlarının normale dönmesinin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı. Özellikle ileri yaş kadınlarda daha sık görüldüğünü belirten Tengiz, ritim bozuklukları ve kalp yetersizliği gibi komplikasyonların gelişebileceği için dikkatli izlenmesi gerektiğini ifade etti. Modern kardiyoloji, ruhsal durumun kalp sağlığının ayrılmaz bir parçası olduğunu ve duygusal yüklenmenin biyolojik sonuçlarının göz ardı edilemeyeceğini kesin bir şekilde ortaya koymaktadır. Stres hormonlarının kalp üzerindeki etkileri yalnızca Takotsubo ile sınırlı değildir. Yoğun stres dönemlerinde aritmiler, tansiyon artışları, belirgin çarpıntılar ve mevcut kalp hastalıklarının alevlenmesi sıkça karşılaşılan durumlardır. Bu nedenle stres yönetimi, düzenli fiziksel aktivite, kaliteli uyku, sosyal destek sistemleri ve psikolojik dayanıklılığı artıran yaşam alışkanlıkları, uzun vadede kalbi koruyan önemli faktörler haline gelir. Günümüzde şehir yaşamının yoğun temposu, ekonomik kaygılar ve duygusal yüklerin artışı, kırık kalp sendromunun daha fazla konuşulmasına neden olmaktadır; bu durum, kalbin yalnızca biyolojik bir pompa değil, duygular ve hormonlarla şekillenen kırılgan bir denge içinde çalıştığını hatırlatır” dedi.

Kalbi koruyucu alışkanlıklar edinin

Takotsubo’nun belirtilerinin gerçek bir kalp kriziyle neredeyse bire bir aynı olduğunu belirten Prof. Dr. İstemihan Tengiz, göğüste baskı, sıkışma, yanma hissi, nefes darlığı, çarpıntı, kola, boyna veya çeneye yayılan ağrı, terleme, bulantı ve baş dönmesi gibi belirtilerde acil hastaneye başvurulması gerektiğini söyledi. Tanı sürecinde EKG, kalp kası enzimleri ve kalp ultrasonu gibi yöntemlerin kullanıldığını ifade eden Tengiz, gerekli görüldüğünde anjiyografi yapılabileceğini belirtti. Hastaların çoğunun erken dönemde ritim bozukluğu, akut kalp yetmezliği veya kapak hastalığı gibi komplikasyonlar geliştirebileceği için yoğun bakım ya da kardiyoloji servisinde kısa süre izlenmesi gerektiğini vurguladı. Tedavi, kişiye özel olarak planlanmakla birlikte genellikle kalp hızını azaltan ilaçlar, kalp kası fonksiyonunu destekleyen tedaviler ve gerekirse kan sulandırıcıların kullanıldığını belirtti. Tıkalı damar olmadığı için balon veya stent uygulanmasının gerekmediğini sözlerine ekledi. İyileşme süreciyle ilgili bilgi veren Tengiz, “İyileşme döneminde ağır fiziksel aktivitelerden kaçınmak, kafein ve nikotin gibi uyarıcıları azaltmak, düzenli kontrol yaptırmak ve stres kaynaklarının yönetilmesine dikkat etmek önemlidir. Kalbi koruyucu yaşam tarzı alışkanlıkları arasında düzenli egzersiz, nefes çalışmaları, meditasyon, bilişsel davranışçı terapi yöntemleri, uyku hijyeninin düzenlenmesi ve güçlü sosyal bağlar kurmak ön plandadır. Araştırmalar, yalnızlığın kalp hastalığı riskini belirgin şekilde artırabildiğini, düzenli egzersiz ve gevşeme tekniklerinin ise stres hormonlarını düşürerek kalp fonksiyonlarını dengelediğini ortaya koymaktadır.” şeklinde sözlerini tamamladı.

Stres Kalp Sağlığını Tehdit Ediyor!
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

4T Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!