Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Süleyman Çetinkünar, mide yanması ve ağıza acı su gelmesi gibi rahatsızlıkların toplumda oldukça yaygın olduğunu dile getirerek, “Bu belirtiler genellikle reflü hastalığını akla getiriyor. Reflü tedavisinin ilk aşaması ilaç tedavisi ile başlasa da ilerleyen dönemlerde cerrahi yöntemler de tercih edilebilir. Ancak her reflü hastasının ameliyat olması gerekmez,” ifadelerini kullandı.
Reflü, sindirim sistemi hastalıkları arasında en sık karşılaşılanlardan biri olarak, halk arasında genellikle yalnızca “mide yanması” olarak algılanmaktadır.
“Reflü sadece mide yanmasından ibaret değildir”
Acıbadem Adana Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Süleyman Çetinkünar, reflü hastalığının mide asidinin yemek borusuna geri kaçması sonucu meydana geldiğini belirterek, “Hastalar genellikle mide yanması ve ağza acı su gelmesi şikayetleriyle başvuruyor. Bunun yanı sıra inatçı öksürük, ses kısıklığı, boğazda takılma hissi ve yutma güçlüğü gibi belirtiler de reflünün işaretleri arasında yer alabiliyor,” dedi.
“Hafif şikayetlerde ilaç tedavisi yeterli olabilir”
Ara sıra meydana gelen ve yaşam kalitesini fazla etkilemeyen reflü şikayetlerinde yaşam tarzı değişiklikleri ve ilaç tedavisinin etkili olabileceğini belirten Çetinkünar, “Kilo kontrolü, geç saatlerde yemek yememek, sigaradan uzak durmak ve uygun ilaç tedavisi birçok hastada şikayetlerin kontrol altına alınmasına yardımcı olabilir,” şeklinde konuştu.
“Bu belirtiler varsa ileri değerlendirme gerekir”
Prof. Dr. Süleyman Çetinkünar, bazı belirtilerin daha dikkatli bir şekilde değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekerek, “İlaç kullanımına rağmen devam eden mide yanması, gece uykudan uyandıran reflü atakları, yutma güçlüğü, sık tekrar eden ağıza acı su gelmesi ve yaşam kalitesini belirgin şekilde bozan şikayetler mutlaka detaylı bir şekilde araştırılmalıdır,” dedi.
“Endoskopik yöntemler her hastaya uygun değildir”
Ameliyatsız reflü tedavilerinin yalnızca seçilmiş hasta gruplarında uygulanabileceğini ifade eden Çetinkünar, “Endoskopik yöntemler, özellikle küçük mide fıtığı bulunan, hafif veya orta derecede reflüsü olan ve ilaçlardan kısmen fayda gören hastalarda değerlendirilebilir. Bu yöntemlerin avantajı, kesi gerektirmemesi ve iyileşme sürecinin kısa olmasıdır. Ancak, anatomik bozuklukları düzeltme konusunda sınırlılıkları bulunmaktadır,” diye ekledi.
“Mide fıtığı varsa cerrahi düşünülebilir”
Reflü hastalarının önemli bir kısmında mide fıtığına rastlandığını belirten Çetinkünar, “Büyük mide fıtığı bulunan, ilaç tedavisine rağmen şikayetleri devam eden veya yemek borusunda hasar gelişen hastalarda cerrahi tedavi daha etkili ve kalıcı sonuçlar sunabilir. Laparoskopik yöntemlerle gerçekleştirilen ameliyatlarda hem mide fıtığı onarılabilir hem de reflüye neden olan mekanik sorun düzeltilebilir,” açıklamasında bulundu.
“Tedavi kararı kişiye özel verilmeli”
Her reflü hastası için tek bir doğru tedavi yönteminin bulunmadığını vurgulayan Çetinkünar, “Bazı hastalar yalnızca yaşam tarzı değişikliği ve ilaç tedavisi ile rahatlayabilirken, bazı hastalarda endoskopik girişimler veya cerrahi tedavi gerekebilir. En uygun yaklaşım, hastanın şikayetleri, endoskopi bulguları ve eşlik eden mide fıtığı gibi faktörlerin birlikte değerlendirilmesiyle belirlenmelidir,” dedi. Çetinkünar, özellikle uzun süre mide ilacı kullanıp da şikayetleri geçmeyen, gece reflü nedeniyle uykudan uyanan veya yutma güçlüğü yaşayan kişilerin bir genel cerrahi uzmanına başvurması gerektiğini de sözlerine ekledi.
