Prostat Büyümesi: Erken Tanı Hayat Kurtarır!

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı’nda görevli Opr. Dr. Ahmet Tüfekçi, iyi huylu prostat büyümesi (BPH – Benign Prostat Hiperplazisi) durumunun, erkeklerin yaşları ilerledikçe karşılaşabileceği yaygın bir sağlık sorunu olduğunu ifade etti.

Opr. Dr. Tüfekçi, “BPH, prostat kanserinden tamamen farklı bir hastalıktır ve yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyebilir” dedi.

Prostat bezinin idrar kesesinin hemen altında yer aldığını ve idrar kanalını (üretra) çevrelediğini belirten Opr. Dr. Tüfekçi, “BPH, bu bezin hücrelerinin çoğalması sonucu büyüyerek idrar kanalına baskı yapmasına ve bu durumun da idrar yapma ile ilgili sıkıntılara yol açmasına neden olan bir hastalıktır” şeklinde konuştu.

BPH’nin belirtilerine değinen Opr. Dr. Tüfekçi, “Sık İdrara Çıkma: Gece uykudan uyandıran sık idrara çıkma isteği. Ani Sıkışma Hissi: Aniden gelen ve ertelemesi zor olan idrara çıkma ihtiyacı. Zayıf İdrar Akımı: İdrar yapmaya başlama zorluğu, idrar akımının incelmesi ve yavaşlaması. İdrarı Kesik Kesik Yapma: İdrar yaparken durarak yeniden başlama durumu. Tam Boşaltamama Hissi: İdrar kesesinin tamamen boşalmadığı hissi. Bu belirtiler genellikle 50 yaşından sonra ortaya çıkar ve yaşla birlikte görülme sıklığı artar” ifadelerini kullandı.

BPH tanısının, genellikle bir üroloji uzmanı tarafından gerçekleştirilen muayene ve çeşitli tetkiklerle konulduğunu belirten Opr. Dr. Tüfekçi, “Hastanın şikayetleri dinlenmeli ve rektal yolla yapılan parmakla prostat muayenesi tanı açısından büyük önem taşır” dedi. “Ayrıca, kan testi ile Prostat Spesifik Antijen (PSA) seviyesi ölçülmektedir. Bu test, hem BPH hem de prostat kanseri için kritik bir öneme sahiptir ve 50 yaş üzerindeki her erkeğe yapılması önerilmektedir. Tam idrar tahlili de, idrar yolu enfeksiyonu veya idrarda kan olup olmadığını kontrol etmek için yapılmalıdır. Üroflowmetri adı verilen işeme testi ile de idrar akım hızı ölçülmeli ve mevcut prostat büyümesinin idrar yapmayı ne derecede etkilediği değerlendirilmelidir” şeklinde ekledi.

BPH tedavisinin, hastanın semptomlarının şiddetine ve genel sağlık durumuna bağlı olarak kişiye özel bir şekilde planlanması gerektiğini vurgulayan Opr. Dr. Tüfekçi, “Hafif belirtileri olan hastalarda yaşam tarzı değişiklikleri (sıvı alımını ayarlama, diüretik etkisi olan maddelerin alımının azaltılması, bazı besinlerin tüketiminin sınırlanması vb.) önerilerek ve düzenli kontrollerle takip edilebilir. Ancak bu düzenlemelere rağmen şikayetlerinde gerileme göstermeyen ya da orta-şiddetli düzeyde şikayetleri olan hastalar için öncelikli olarak ilaç tedavileri uygulanır. Eğer ilaç tedavisi yetersiz kalır, sürekli idrar yolu enfeksiyonu ya da idrarda kanama gibi durumlar ortaya çıkarsa, minimal invaziv yöntemlerle cerrahi tedaviler gündeme gelebilir. Cerrahi müdahaleye karar verme zamanlaması oldukça önemlidir. İlaçlarla yeterince kontrol altına alınamayan durumlarda, BPH’ye bağlı idrar yapamama durumu ilerleyen aşamalarda idrar kesesinin yapısını bozarak bazı semptomların geri dönüşsüz olmasına yol açabilir. Günümüzde iyi huylu prostat büyümesi için en sık uygulanan minimal invaziv cerrahi yöntemler arasında transuretral insizyon (TUİP), bipolar transuretral rezeksiyon prostat (TUR-P), holmium lazer prostat (HoLEP) ve thulium lazer prostat (ThuLEP) tedavileri yer alır. Bu tedavi seçenekleri arasında seçim yaparken detaylı bir hasta değerlendirmesi ve prostatın hacmi büyük rol oynamaktadır” dedi.

BPH’nin tedavi edilmediğinde zamanla daha ciddi sağlık problemlerine yol açabileceğine dikkat çeken Opr. Dr. Tüfekçi, hastaların karşılaşabileceği sağlık sorunları hakkında, “Hastalarda idrarı hiç yapamamaya bağlı olarak sonda takılma gereksinimi ortaya çıkabilir. Uzun süreli mesanenin tam boşalamaması durumunda, idrar içerisindeki minerallerin birikimi mesane taşı oluşumuna neden olabilir. Bu durum, sık idrar yolu enfeksiyonları ve idrarda kanama ataklarının yaşanmasına da yol açabilir. İdrar kesesinin sürekli bir zorlukla karşılaşması, yapısının bozulmasına sebep olabilir ve bu durum, zamanla şikayetlerin geri dönüşümsüz hale gelmesine yol açabilir. Ayrıca, ilerleyen süreçte idrar kesesinde biriken idrar, geriye doğru böbreklere baskı yaparak böbrek fonksiyonlarının bozulmasına da sebep olabilir” şeklinde konuştu.

Opr. Dr. Tüfekçi, 50 yaş ve üzerindeki her erkeğin, belirti olup olmadığına bakılmaksızın düzenli bir şekilde üroloji hekimine başvurmasının ve prostat kontrollerini yaptırmasının önemine vurgu yaptı. Erken tanı ve uygun tedavinin, BPH’nin neden olabileceği ciddi komplikasyonları önlemek açısından kritik olduğunu belirtti.

Prostat Büyümesi: Erken Tanı Hayat Kurtarır!
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

4T Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!