Gastroenteroloji Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. Salih Can Çelik, obezitenin sadece kilo artışıyla sınırlı olmadığını belirterek, bu sağlık sorununun birçok ciddi hastalıkla doğrudan bağlantılı olduğunu ifade etti. Çelik, “Obezite, tip 2 diyabet, hipertansiyon, kalp-damar hastalıkları, uyku apnesi, eklem hastalıkları ve karaciğer yağlanması gibi birçok hastalığın gelişiminde önemli bir rol oynar. Ayrıca, meme, kolon ve pankreas kanseri gibi bazı kanser türlerinin riskini artırabilir. Bunun yanı sıra obezite, bireyin yaşam kalitesini olumsuz etkiler, hareket kabiliyetini kısıtlar ve psikolojik sorunlara yol açabilir” şeklinde konuştu.
16 Mayıs Avrupa Obezite Günü dolayısıyla açıklamalarda bulunan Opr. Dr. Çelik, obezitenin estetik bir sorun olmaktan öte, tüm vücut sistemlerini etkileyen kronik bir hastalık olduğunu vurguladı. Obezitenin, vücutta aşırı yağ birikiminin sağlık açısından tehdit oluşturacak seviyeye ulaşmasıyla ortaya çıktığını belirten Çelik, “Tanı koymada en yaygın kullanılan yöntem vücut kitle indeksi (VKİ) hesaplamasıdır. Ancak yalnızca VKİ’ye bakmak yeterli değildir. Bel çevresi ölçümü, vücut yağ oranı ve bireyin mevcut sağlık durumu da göz önünde bulundurulmalıdır. Özellikle karın bölgesindeki yağlanma, kalp ve metabolik hastalıklar açısından daha yüksek bir risk taşır” dedi.
“Obezite artışı yaşam tarzıyla ilişkili”
Obezitenin günümüzde giderek yaygınlaştığını ifade eden Çelik, bu artışın rastlantısal olmadığını vurgulayarak, “Fiziksel aktivitenin azalması, masa başı çalışma düzeni ve uzun süre ekran başında kalma gibi etkenler günlük hareketliliği önemli ölçüde kısıtlamaktadır. Bunun yanı sıra, yüksek kalorili, işlenmiş ve katkı maddeleri içeren gıdaların kolayca erişilebilir olması da kilo artışını hızlandırmaktadır. Fast-food tüketimi, şekerli içecekler ve düzensiz beslenme alışkanlıkları obezitenin başlıca nedenleri arasında yer alıyor. Stres, uyku düzensizliği ve hormonal değişiklikler de iştah mekanizmasını etkileyerek kilo alımına sebep olabiliyor” diyerek durumu açıkladı.
“Birçok hastalığın zeminini hazırlıyor”
Obezitenin sadece kilo artışıyla sınırlı kalmadığını belirten Opr. Dr. Çelik, “Tip 2 diyabet, hipertansiyon, kalp-damar hastalıkları, uyku apnesi, eklem hastalıkları ve karaciğer yağlanması gibi birçok hastalıkla doğrudan ilişkilidir. Ayrıca, meme, kolon ve pankreas kanseri gibi bazı kanser türlerinin görülme riskini artırabilir. Obezite, bireyin yaşam kalitesini de olumsuz etkiler, hareket kabiliyetini kısıtlar ve psikolojik sorunlara zemin hazırlayabilir” ifadelerine yer verdi.
“VKİ risk hakkında önemli ipuçları veriyor”
Vücut Kitle İndeksi’nin (VKİ) pratik bir değerlendirme aracı olduğunu vurgulayan Opr. Dr. Çelik, “VKİ değerleri 18.5’in altı zayıf, 18.5-24.9 arası normal, 25-29.9 arası fazla kilolu, 30 ve üzeri ise obez olarak sınıflandırılmaktadır. VKİ yükseldikçe diyabet ve kalp hastalıkları riski de artar. Ancak kas kütlesi yüksek bireylerde bu tek başına yeterli olmayabilir, bu nedenle kişiye özel değerlendirme önem taşır” dedi.
“Sağlıklı beslenme ve düzenli spor, genetik riskleri azaltabilir”
Ailesinde obezite öyküsü bulunan bireylerin riskinin daha yüksek olduğunu belirten Opr. Dr. Çelik, “Genetik bir zemin mevcut olsa da, asıl belirleyici faktör yaşam tarzıdır. Sağlıklı beslenme alışkanlıkları geliştirmek ve düzenli egzersiz yapmak, genetik riskleri önemli ölçüde azaltabilir” şeklinde konuştu.
“Tedavi süreci çok yönlü ele alınmalı”
Obezite tedavisinin tek bir yöntemle çözülemeyeceğini belirten Opr. Dr. Çelik, “Diyetisyen eşliğinde hazırlanan beslenme programları, düzenli fiziksel aktivite ve davranış değişikliği tedavinin temel unsurlarını oluşturur. Gerekli durumlarda ilaç tedavileri de uygulanabilir. Ancak ileri düzey obezite hastalarında cerrahi yöntemler etkili ve kalıcı çözümler sunabilmektedir” dedi.
“Cerrahi yöntemler doğru hastada etkili sonuçlar veriyor”
Opr. Dr. Çelik, bariatrik cerrahinin belirli kriterlere göre uygulandığını ifade ederek, “Vücut kitle indeksi 40 ve üzeri olanlar ya da 35’in üzerinde olup diyabet, hipertansiyon gibi ek hastalıkları bulunan bireyler cerrahi için uygun adaylar arasında yer alır. Tüp mide ve gastrik bypass gibi ameliyatlar, yalnızca kilo kaybı sağlamakla kalmaz, aynı zamanda metabolik hastalıkların kontrol altına alınmasına da yardımcı olur” diye belirtti.
“Hızlı kilo verme yöntemlerine karşı uyarı”
Hızlı kilo verme vaat eden yöntemlere dikkat edilmesi gerektiğini söyleyen Çelik, “Şok diyetler ve bilinçsiz uygulamalar kas kaybına, vitamin ve mineral eksikliklerine ve metabolizma hızının düşmesine yol açabilir. Bu durum, kısa süre içinde verilen kiloların geri alınmasına neden olur. Sağlıklı kilo kaybı haftada ortalama 0.5-1 kilogram olmalıdır. Önemli olan hızlı değil, kalıcı kilo vermektir” şeklinde uyarıda bulundu.
“Kalıcı başarı yaşam tarzı değişikliğiyle mümkün”
Sürdürülebilir kilo kontrolünün ancak yaşam tarzı değişikliğiyle sağlanabileceğini vurgulayan Opr. Dr. Çelik, “Dengeli ve düzenli beslenme alışkanlığı kazanmak, porsiyon kontrolü yapmak, düzenli egzersiz yapma alışkanlığı edinmek ve uyku düzenine dikkat etmek büyük önem taşır. Kişinin motivasyonunu koruması ve gerektiğinde profesyonel destek alması da sürecin başarısını artırır” diyerek sözlerini tamamladı.
