Dünya Engelliler Birliği ve Dünya Engelliler Vakfı Başkanı görme engelli sanatçı Metin Şentürk, Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi’nin Taraf Devletler Konferansı (COSP) çerçevesinde New York’taki BM Genel Merkezi’nde gerçekleştirilen etkinliklere katılarak, engelli hakları konusundaki çabalarını paylaştı. Şentürk, savaşlar ve mayınlar nedeniyle engelli hale gelen bireylerin karşılaştığı sorunların küresel ölçekte ele alınması gerektiğine dikkat çekti.
“Bir toplum için en önemli hedeflerden biri, engelli ve yaşlıların yaşamın her yönüne tam olarak dahil edilmesi”
Şentürk, Azerbaycan ile ortaklaşa düzenlenen bir yan etkinlikte, “Dünya Engelliler Birliği olarak, herhangi bir toplum için en önemli hedeflerden birinin engelli ve yaşlı bireylerin toplumsal yaşamın her alanında tam olarak yer alması olduğunu biliyoruz. Kapsayıcılık, sadece bir insan hakları ilkesi değil, aynı zamanda medeniyet, eşitlik ve insan onuruna saygının bir ölçütüdür. Ancak erişilebilirlik olmadan gerçek kapsayıcılık sağlanamaz. Engelli ve yaşlı bireylerin topluma entegre edilmesi için çevrelerinin erişilebilir hale getirilmesi gerekmektedir. Erişilebilirlik, insanların bağımsız yaşam sürmelerini, özgür hareket etmelerini ve eğitim, iş, turizm, sağlık ve sosyal faaliyetlere eşit katılım sağlamalarını mümkün kılan bir gerekliliktir. Bu amaçla, Dünya Engelliler Birliği olarak bir erişilebilirlik sertifikası programı başlatmış bulunmaktayız. Bu program, erişilebilirlik standartlarını başarıyla uygulayan şehirler ve belediyeler için bir takdir nişanıdır. Ayrıca, şirketleri ve kamu tesislerini erişilebilirlik standartlarını benimsemeye teşvik etmektedir. Engelli dostu şehirler girişiminde dünya genelinde birçok şehir bu sertifikayı alarak erişilebilirlik taahhütlerini göstermektedir” şeklinde konuştu.
“Gerçek değişim politikaları, insanların günlük yaşamlarında görebilecekleri ölçülebilir sonuçlara dönüştüğünde gerçekleşir”
Şentürk, “Engelli yönetmeliklerini sadece kâğıt üzerinde tutmak, engelli bireylere gerçek bir fayda sağlamaz. Gerçek değişim politikaları, pratik eylemlere, erişilebilir altyapıya ve insanların günlük yaşamlarında görebilecekleri ölçülebilir sonuçlara dönüşmelidir. Bugün, erişilebilirliğin teoriden pratiğe geçmesi gerekmektedir. Bu konuda, web sitemizde Dünya Engelliler Birliği sertifikasını almış şehir ve tesisleri gösteren etkileşimli bir dünya haritası ekledik. Bu harita sayesinde, engelli ve yaşlı bireylerin dünya çapında erişilebilir yerleri kolayca bulabilmelerini sağlıyoruz. Ayrıca, yakın bir gelecekte haritaya daha fazla yer eklenebilmesi için çeşitli ülkelerde araştırmalar ve değerlendirmeler yapılmaktadır. Ancak bu çalışmalar, yalnızca binalar veya standartlarla ilgili değildir” dedi.
“Savaş kaynaklı engellilik, yalnızca bireysel bir trajedi değildir, aynı zamanda yapısal bir adaletsizlik”
Şentürk, “Özellikle vurgulamak istediğimiz bir konu, silahlı çatışmaların ve savaşların neden olduğu engellilik gerçeğidir. Dünya genelinde milyonlarca sivil, kara mayınları, patlamamış mühimmat ve diğer savaş kalıntıları nedeniyle kalıcı fiziksel engellerle karşılaşmaktadır. Bu bireyler, sıklıkla zaten kırılgan olan toplumlarda hem engellilik hem de çatışma sonrası yıkımın getirdiği ağır şartlarla mücadele etmek zorunda kalmaktadır. Savaş kaynaklı engellilik, yalnızca bireysel bir trajedi değil, aynı zamanda yapısal bir adaletsizliktir. Bu kişilerin rehabilitasyon hizmetlerine, protez ve yardımcı teknolojilere, psikolojik desteklere ve erişilebilir altyapıya ihtiyaçları acil şekilde karşılanmalıdır. Bu ihtiyaçlar ertelenemez” ifadelerini kullandı.
Uluslararası topluma çağrı
Metin Şentürk, hükümetlerin, uluslararası kuruluşların ve sivil toplumun, çatışmadan etkilenen bölgelerde erişilebilir yaşam alanları, sağlık tesisleri ve istihdam fırsatları oluşturmak için somut taahhütlerde bulunmaları gerektiğini belirtti. “Mayın temizleme çalışmaları, bu sürecin ayrılmaz bir parçası olmalıdır. Çünkü erişilebilir bir çevre, önce güvenli bir çevreden geçer. Dünya Engelliler Birliği olarak, silahlı çatışmalardan etkilenen engelli bireylerin Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi’ndeki tüm haklardan tam olarak yararlanmaları gerektiğine inanıyoruz. Bu bireyler görünmez kılınmamalıdır ve istatistiklere indirgenmemelidir. Her biri onurlu bir yaşam sürmeye, topluma tam katılım sağlamaya ve geleceğini yeniden inşa etme hakkına sahiptir. Bu nedenle, uluslararası toplumu çatışma sonrası iyileşme planlarının merkezine engelli hakları perspektifini yerleştirmeye davet ediyoruz. Kardeş cumhuriyetimiz Azerbaycan ile bu çalışmada yer almaktan ve bu samimiyeti paylaşmaktan onur duyuyorum. Azerbaycan, bizim kardeş ülkemizdir ve bugünden itibaren tüm çalışmalarında yanınızda olmayı taahhüt ediyorum” dedi.
“Hayat, tek tip insana göre değil, her tip insana göre”
Paneldeki konuşmasının ardından katılımcılar tarafından alkışlanan Şentürk, etkinlik sonrasında yaptığı değerlendirmede, “Azerbaycan kardeş cumhuriyetimizle ortak bir etkinlik gerçekleştirdik. Konuşmamda, mayınlar ve savaşın neden olduğu engellilikle ilgili bireylerin hakları üzerine vurgu yaptım. Onlar için gerekli rehabilitasyon desteğinin sürdürülebilirlik ve kapsayıcılık çerçevesinde sağlanması gerektiğini ifade ettik. İnsanlar mayınlar nedeniyle engelli kaldıktan sonra yeni bir hayat inşa etmek zorundadır. Hayat devam ediyor. Umarım faydalı olacağız. Hayat, tek tip insana göre değil, her tip insana göre olmalıdır. Dünya da, tek tip insana göre değil, her tip insana göre düzenlendiğinde bu sorunları bir daha konuşmak zorunda kalmayacağız” şeklinde konuştu.
Şentürk, Birleşmiş Milletler’deki yoğun programı boyunca erişilebilirlikten savaşların yol açtığı engellilik sorunlarına, rehabilitasyon hizmetlerinden uluslararası iş birliklerine kadar birçok konuda temaslarda bulunarak, engelli bireylerin toplumsal yaşama katılımını artırmaya yönelik küresel çalışmaları uluslararası platformda paylaşmaya devam etti.
