Lavrov’dan Sert Açıklamalar: NATO ve Ukrayna

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın öncülüğünde, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın ev sahipliğinde bu yıl beşinci kez gerçekleştirilen Antalya Diplomasi Forumu’nun (ADF2026) ikinci gününde Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, çeşitli konular hakkında değerlendirmelerde bulundu. “Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Başetmek” temasıyla Belek turizm bölgesindeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen forumda Lavrov, Rusya-Ukrayna savaşı, NATO’nun genişleme politikası, Batı’nın güvenlik anlayışı, Orta Doğu’daki gelişmeler ve küresel ekonomik sistemdeki değişimlerle ilgili çarpıcı açıklamalar yaptı.

“Maalesef güvenlik konusunda hukuki garantiler ancak NATO üyesi olunursa elde edilebilir”

Lavrov, Sovyetler Birliği’nin çöküşünün ardından Rusya’nın eşit bir muhatap olarak görülmediğini iddia ederek, Batı’nın söz verdiği taahhütleri yerine getirmediğini öne sürdü. NATO’nun genişlemesine dair sözlü taahhütlerin daha sonra yok sayıldığını ifade eden Lavrov, bunun yalnızca sözlü güvenceyle sınırlı olmadığını, 1999 yılında İstanbul’da gerçekleşen AGİT Zirvesi’nde kabul edilen belgelerde “güvenliğin bölünmezliği” ilkesinin de kayıt altına alındığını belirtti.

Kasım-Aralık 2021 döneminde Batı’ya hukuki güvenlik garantileri önerdiklerini hatırlatan Lavrov, bu girişimlerin karşılıksız kaldığını vurgulayarak, “Maalesef güvenlik konusunda hukuki garantiler ancak NATO üyesi olunursa elde edilebilir. Hepsi bu. Döngü kapanmış oldu” şeklinde konuştu.

“Ukrayna, Rusya’ya karşı mücadele aracına dönüştürüldü”

Lavrov, Ukrayna krizinin son yıllarda ortaya çıkmış bir sorun olmadığını savunarak, bu sürecin çok daha önce başladığını dile getirdi. Ukrayna’nın Rusya’ya karşı bir araç haline getirildiğini öne süren Lavrov, “Bugün konuştuğumuz olaylar, Ukrayna krizinden çok önce, Ukrayna’nın Rusya’ya karşı kullanılacak bir Nazi devlete dönüştürülmesinden çok önce olgunlaşmaya başlamıştı. Başka hiçbir ülke yoktur ki dili yasaklanmış olsun. Ukrayna’da Rusça, Anayasa tarafından hâlâ korunmaktadır; ancak buna aldırış etmiyorlar ve eğitimde, kültürde, medyada, hatta günlük yaşamda Rusçayı her yerde yasaklayan yasalar çıkardılar. Aynı zamanda Nazizm ideolojisini ve pratiğini teşvik eden bir dizi yasa da mevcut” ifadelerini kullandı.

Avrupa’nın Ukrayna’ya verdiği desteği de bu bağlamda değerlendiren Lavrov, “Ukrayna’yı bugün en aktif biçimde destekleyenlerin, Nazizmin açık şekilde yeniden canlandığı Avrupa ülkeleri olması tesadüf değildir. Ne yazık ki buna Almanya ve Finlandiya gibi ülkeler de dahildir. Britanyalılar ise hiçbir zaman Nazizm felsefesinden çok da uzak olmadılar. Dolayısıyla evet, bu savaş Batı’nın Rusya Federasyonu’na karşı Ukrayna eliyle yürüttüğü ve titizlikle hazırladığı bir savaştır. Bu savaş sırasında Zelensky’nin başlıca değerleri, Rus dilinin, kültürünün, kitle iletişim araçlarının tümüyle yasaklanmasıdır. Ve onun ün kazandığı ikinci değer de Nazizmin yüceltilmesi ve meşrulaştırılmasıdır. Yani, modern Avrupa’nın değerleri de demek ki bunlarmış; çünkü Avrupa açıkça, Zelensky’nin tam da kendi değerlerini savunduğunu söylüyor” dedi.

Batı’nın kendi politikalarını meşrulaştırmak için savaşı propaganda zeminine taşıdığını savunan Lavrov, “Ukrayna meselesi, anlaşılır nedenlerle öne çıkarıldı; çünkü Batı, bizim özel askerî operasyonumuzla bağlantılı olarak propaganda kartını kullanmak istiyordu. Oysa kendisi, Ukrayna’yı Rusya Federasyonu’na karşı bir mücadele aracına dönüştürme yoluna girdiğinde bunun kaçınılmaz olduğunu çok uzun yıllar boyunca biliyordu. Ancak yine de trajedileri, kendi halkını seferber etmek, kararsız ülkeleri harekete geçirmek amacıyla propaganda malzemesi olarak kullanmayı iyi biliyorlar” dedi.

Küresel düzlemde yaşanan ekonomik rekabetin de yeni bir aşamaya geçtiğini kaydeden Lavrov, enerji alanındaki mücadelenin artık farklı yöntemlerle sürdürüldüğünü belirtti.

BM, uluslararası hukuk ve Batı’ya “çifte standart” suçlaması

Lavrov, Batı’nın “kurallara dayalı düzen” söylemini de eleştirdi. Bu kavramın hiçbir zaman somut ve ortak kabul görmüş bir temele dayanmadığını ifade eden Lavrov, Kosova ile Kırım örnekleri üzerinden uluslararası hukukta çifte standart uygulandığını savundu. Batı’nın bir yerde “halkların kendi geleceklerini tayin hakkı” ilkesini öne çıkarırken, başka bir yerde “toprak bütünlüğü” ilkesini öncelediğini belirten Lavrov, bunun duruma göre değişen bir siyasi yaklaşım olduğunu vurguladı.

Birleşmiş Milletler etrafındaki tartışmalara da değinen Lavrov, Ukrayna ve Grönland örnekleri üzerinden aynı ilkelerin farklı şekillerde yorumlandığını savunarak, “Bunu artık nasıl yorumlayacağımı bilmiyorum ama bana göre her şey herkes için fazlasıyla açıktır” dedi.

“Biz NATO’nun iç işlerine karışmıyoruz”

Rusya’nın komşu coğrafyalardaki tutumunu Batı’nın yaklaşımıyla karşılaştıran Lavrov, Moskova’nın müttefiklerini zorlayıcı yöntemlerle yönlendirmediğini belirtti. Özellikle Orta Asya ülkeleri üzerinde Batılı aktörlerin ekonomik ve siyasi baskı kurduğunu savunan Lavrov, bazı çevrelerin yatırım ya da yaptırım tehdidiyle Rusya ile yürütülen projeleri durdurmaya çalıştığını ifade etti. Lavrov, “Elbette hepimiz şunu kabul edebiliriz; biz NATO’nun iç işlerine karışmıyoruz. Ne büyükelçilerimiz ne de mevcut şartlarda NATO üyesi Avrupa ülkelerinde bulunan diğer temsilcilerimiz, üye ülkelerin topraklarında dolaşıp müdahalede bulunmuyor. Ve biz, Batı’nın yaptığını yapmıyoruz. Taklitçilik etmiyoruz; Batı’nın ve özellikle Amerikalıların uzun zamandır yaptığı şeyi yapmıyoruz” şeklinde konuştu.

“Gönüllüler koalisyonu” değerlendirmesi

ABD’nin Avrupa’nın güvenlik yükünü azaltma çabalarına değinen Lavrov, bunun yerine Avrupa Birliği, Britanya, Türkiye ve Ukrayna’yı da kapsayan yeni bir blok fikrinin tartışıldığını ifade etti. Ukrayna ordusunun bu yapının temel unsuru haline getirilmek istendiğini savunan Lavrov, bu çerçevede Zelenskiy ve Ukrayna askeri yönetimiyle ilgili sert eleştirilerde bulundu. Lavrov, “Kısacası gidişat, ‘gönüllüler koalisyonu’na benzer bir oluşuma doğru ilerliyor. Bu ismi onlar buldu ve şimdi daha çok gerçekten öyle görünmek isteyenlerin koalisyonuna, yani gerçekmiş gibi görünmek isteyenlerin koalisyonuna benziyorlar. Ama bana kalırsa çok yakında bu yapı, modası geçmişlerin koalisyonuna dönüşecek” dedi.

Filistin, Gazze, Golan Tepeleri ve Hürmüz vurgusu

Lavrov, Orta Doğu’daki gelişmelere dair değerlendirmesinde Filistin meselesinin önemine dikkat çekti. İsrail-Filistin sorununda Birleşmiş Milletler kararlarının zamanla etkisizleştirildiğini öne süren Lavrov, Batı’nın burada da seçici bir hukuk anlayışıyla hareket ettiğini savundu. Golan Tepeleri, Batı Şeria, Gazze Şeridi ve Lübnan’daki gelişmelere değinen Lavrov, iki devletli çözüm kararının göz ardı edilmesinin “tarih

Lavrov’dan Sert Açıklamalar: NATO ve Ukrayna
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

4T Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!