Gençlerde Unutkanlık: Demans mı, Depresyon mu?

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Demansın 40 yaşına düştüğü yönündeki iddiaların klinik ortamda sıkça dile getirildiğini belirten Medicana Sağlık Grubu Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. M. Zülküf Önal, 40-55 yaş aralığında unutkanlık şikayetiyle başvuran hastaların büyük bir kısmında demans tanısı konulmadığını ifade etti. Bu tür yakınmaların genellikle depresyon, anksiyete ve post-COVID benzeri durumlardan kaynaklandığını vurguladı.

Toplumda “gençlerde unutkanlık arttı” algısının, demans dışı nedenlerle sağlık kuruluşlarına yapılan başvuruların artması ve tanı yöntemlerine daha kolay erişim ile ilişkilendirildiğini belirten Önal, manyetik rezonans görüntüleme imkanlarının yaygınlaşması, bilişsel tarama testlerinin artışı ve hekim ile toplum arasındaki farkındalığın yükselmesi sayesinde daha fazla vakanın tanı aldığını söyledi. Bu durumun, “demans genç yaşlara indi” algısını pekiştirdiğini ekledi.

“Unutkanlığın seyri önemli” ifadesini kullanan Önal, genç başlangıçlı demansın 45-64 yaş aralığında görüldüğünü, 45 yaş altındaki durumların ise “çok genç başlangıçlı” olarak değerlendirildiğini belirtti. Yaşlılık tanımının değişmesiyle birlikte demansın artık yalnızca Alzheimer hastalığı ile birlikte görülen bir belirti olmadığını vurguladı. 1970’lerde 60 yaşın “yaşlı” kabul edildiğini, günümüzde ise 65 yaşın bu tanımın başlangıcı olarak görüldüğünü aktardı. Genç başlangıçlı demansın nadir olduğunu ifade eden Önal, sistematik derlemelerin 30-64 yaş aralığında prevalansın yaşla birlikte hızla arttığını ancak genç yaşlarda oldukça düşük seyrettiğini gösterdiğini dile getirdi.

Önal, değerlendirmelerde işlev kaybı, unutkanlığın seyri ve objektif test bulgularının esas alınması gerektiğini vurguladı. Depresyon veya anksiyete ile demansı ayırt etmenin çoğu zaman ek tetkiklere gerek kalmadan muayene ile mümkün olduğunu belirten Önal, yakınmaların dalgalı bir seyir izliyorsa, stresle artıyorsa ve hasta yakınları tarafından “isteksiz/dağınık” olarak tanımlanıyorsa depresyon ve/veya anksiyete düşünülmesi gerektiğini ifade etti. Aksine, sinsi başlangıçlı, aylar veya yıllar içinde yavaşça ilerleyen bir durum, yeni bilgilerin öğrenilmesinde belirgin zorluk ve günlük yaşam işlevlerinde kayıplar nörodejeneratif bir süreci akla getirmelidir.

Genç yaşta “psödo demans” sanılan durumun depresyon olabileceği gibi, depresyon veya kişilik değişikliği olarak etiketlenen bir demans tablosunun da gözden kaçabileceğinin altını çizen Önal, hasta yakını gözlemleri, nöropsikolojik testler ve beyin MR’ının değerlendirilmesinin önemine dikkat çekti.

Unutkanlık şikayeti olan genç bir hastada iş veya okul performansında belirgin düşüş, günlük yaşam işlevlerinde kayıplar, nesne adlandırmada zorluk, anlam kaybı ve akıcılık bozukluğu gibi dil problemleri, tanıdık yerleri bulamama gibi yönelim bozuklukları veya sosyal uygunsuzluk ve empati kaybı gibi kişilik ve davranış değişiklikleri varsa demans olasılığının mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Önal, bu duruma ek olarak yeni başlayan fokal güçsüzlük, denge bozukluğu, epileptik nöbet ve hızlı ilerleyen nörolojik belirtilerin bulunduğu durumlarda deli dana hastalığının akla gelmesi gerektiğini ifade etti. Ayrıca, ailede özellikle 60 yaş altında demans öyküsü varsa bu durumun dikkatle incelenmesi gerektiğini vurguladı. Şikayetlerin 4-6 haftayı aşması ve ilerleyici bilişsel bozulma ile işlev kaybının eşlik etmesi halinde acil ve detaylı bir nörolojik değerlendirme yapılması gerektiğini sözlerine ekledi.

Gençlerde Unutkanlık: Demans mı, Depresyon mu?
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

4T Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!