İstanbul’da yaşayan 38 yaşındaki Şebnem Burcu Karabulut, hamileliğinin 39. haftasında gebelik zehirlenmesi nedeniyle acil servise başvurdu. Bu durum, hastanede büyük bir seferberliğe yol açtı. Yaklaşık bir aylık zorlu bir süreçten sonra anne ve bebek sağlıklı bir şekilde taburcu edildi. Karabulut, “Kendime geldiğimde doğum yaptığımın farkında değildim. Sonradan her şeyi algıladım. 5 dakika geç kalmış olsaydık beni kaybedebilirlerdi. Sağlık personeline çok teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu. Uzmanlar ise, “Gebelik zehirlenmesi tablosu hem anneyi hem bebeği kaybetme riski taşıyordu. Bu tür ileri hastalıklarla sık karşılaşmıyoruz. Bizi en çok etkileyen durum; annenin bebekle buluştuktan sonraki tedaviye uyumu. Anne ve bebeği sağlıklı bir şekilde taburcu edebildik, bu hekimlerin en mutlu anları” ifadelerini kullandı.
İstanbul’un Sarıyer ilçesinde yaşayan Şebnem Burcu Karabulut, 18 Mart gecesi 39. haftasında aniden fenalaşınca eşiyle birlikte Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin Sarıyer yerleşkesine başvurdu. Acil serviste yapılan muayenelerde, halk arasında gebelik zehirlenmesi olarak bilinen preeklampsi tanısı konuldu. Bu durum genellikle gebeliğin 20. haftasından sonra ortaya çıkan, yüksek tansiyon ve idrarda protein kaçağı ile karakterize olan ciddi bir sağlık sorunudur. Bilinci kapalı ve hayati risk taşıyan bir durumda hastaneye ulaşan anne hemen müdahale edilerek acil sezaryene alındı. Doğumun ardından hem anne hem de bebeği yoğun bakıma alındı; anne 3 Nisan’a kadar bu süreçte takip edildi.
Anne ve bebek sağlıkla taburcu olduktan sonra, ekip büyük bir sevinç yaşadı. Bu süreçte, annenin sağlık durumu uygun olduğu ölçüde hekimler, anne ve bebeği bir araya getirmeyi ihmal etmedi. Aile, hayati tehlikelerle dolu bu zorlu süreçten sonra Nehir adını verdikleri ikinci çocuklarına kavuşmanın mutluluğunu yaşadı. Hamileliği sırasında başka bir hastanede takip edildiğini belirten Karabulut, yaşadıklarını anlattı. Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü İdari Sorumlusu Doç. Dr. Fehmi Ünal ve Anesteziyoloji ve Reanimasyon Uzmanı Prof. Dr. Sevgi Kesici, anne ve bebeğin tedavi süreci hakkında bilgi vererek gebelik süreci ile ilgili önemli uyarılarda bulundular.
Yaşadığı deneyimle ilgili olarak 38 yaşındaki Şebnem Burcu Karabulut, “18 Mart gece yarısından sonra evde rahatsızlanınca eşim beni direkt hastaneye getirdi. Başka bir hastanede takip oluyordum, o gün sabah rahatsızlandım ve tahlillerden protein kaçağımın olduğu anlaşıldı. O gün idrar takibi yapmamız gerektiği söylendi ama gece rahatsızlandım. Aniden doğuma alındım ve yoğun bakım sürecim 10-12 gün sürdü. Kendime geldiğimde doğum yaptığımın farkında değildim. Sonrasında her şeyi algılamaya başladım. Kızım iyi, o da o süreçte yoğun bakımda kalmıştı ve kucağımda buluştuk” dedi.
“5 dakika geç kalsaydık beni kaybedebilirlermiş” ifadesini kullanan Karabulut, “O gece oturuyor olmamız bir şans gibiydi. Çünkü bir 5 dakika geç kalsaydık beni kaybedebilirlermiş. Evimiz hastaneye çok yakın, taksiyle 5 dakikada buraya geldik. Bu kadar kısa bir zamanda iyi olabileceğimi düşünmüyordum ama buradaki hekimler gerçekten çok ilgililer. Yoğun bakımda bile süt sağmaya başladım. Bebeğimle birleştiğimizde emzirmeye rahat bir şekilde geçebilmek için hazırlık yaptım. Şu an bebeğimi emzirebiliyorsam onların sayesinde. Çok destek oldular, tüm sağlık personeline teşekkür ediyorum. Onların da nadir karşılaştığı bir rahatsızlıkmış ve çok endişelendiler” diye konuştu.
Hastanın başvuru sürecini detaylandıran Prof. Dr. Sevgi Kesici, “Gece 01.00 civarında hem anneyi hem bebeği riske atacak ciddi bir klinik tabloyla geldi. Solunumu durmuş ve bilinci kapanmış durumdaydı. Bu, halk arasında gebelik zehirlenmesi olarak bilinen, ileri derecede kalp yetmezliği ve akciğerlerde su toplanması ile birlikte gelen bir durumdu. Hızla kadın doğum ekibimizle hastanın hava yolu güvenliğini sağladık ve entübe ederek anne ve bebeğin sağlığı açısından acil sezaryen ameliyatına aldık. Anestezi yoğun bakım ünitesindeydi; ancak kadın doğum, yenidoğan, perinatoloji, nefroloji, kardiyoloji, nöroloji, radyoloji gibi tüm disiplinlerle kanıta dayalı takiplerimize devam ettik” açıklamasında bulundu.
Prof. Dr. Kesici, “Annenin kliniğinin elverdiği ilk fırsattan itibaren süt sağımına da başladık. Aralıklı olarak anne ile bebeği, yenidoğan ekibimizin desteğiyle birleştirdik. Bizi en çok etkileyen durum; annenin bebekle buluştuktan sonraki tedaviye uyumu. Şebnem hanımda bunun ne kadar önemli olduğunu bir kez daha görmüş olduk. Yoğun bakımda kritik bir süreç geçirdik. Anne ve bebeği ilk buluşturma anında hepimiz çok duygulandık. Normal doğumu teşvik ediyoruz ve bu sürecin ağrısız olması için tüm desteklerimizle her zaman annenin yanında oluyoruz” dedi.
Hastanın durumu hakkında bilgi veren Doç. Dr. Fehmi Ünal, “18 Mart tarihinde acil şartlarda solunum sıkıntısıyla başvurdu. Dış merkezde takipli bir hastamızdı ve ilk kez acil serviste gördük. Solunumun çok ileri düzeyde bozulması ve genel durumun kötüleşmesi üzerine entübe edilerek acil sezaryen doğuma almak zorunda kaldık. Yoğun bakım ünitesindeki takipleri 3 Nisan’a kadar sürdü; ciddi tehlikeler atlattı. 3 Nisan’da genel durumunun düzelmesi üzerine servisimize aldık. Preeklampsi dediğimiz bir hastalık sürecini yaşıyordu, fakat bu hastalığın akciğerleri de etkileyen ileri bir safhasında başvurdu. Bu, gebelikte kesin nedeni belli olmayan, halk arasında gebelik zehirlenmesi olarak adlandırılan bir durumdur. Tansiyonla giden ve tüm organları etkileyebilen bir hastalıktır” şeklinde konuştu.
Doç. Dr. Ünal, “Çok hızlı bir müdahaleyle doğuma alındı ve yoğun bakım ünitesindeki multidisipliner yaklaşımla sağlığına kavuştu. Hayati tehlike altında başvurdu ve hem anneyi hem de bebeği kaybetme durumumuz olabilirdi. Preeklampsi özelinde özellikle 20. gebelik haftasından sonra seri tansiyon ölçümleriyle tanı koyabiliyoruz. Gebelerin kontrollerini aksatmamalarını, kadın doğum hekimlerinin takibinde olmalarını öneriyoruz. Bebeğimiz 39 hafta olarak doğdu; bir süre anne yoğun bakımda olduğu için yenidoğan yoğun bakım ünitesinde kalmak durumunda kaldı. Anne entübe olarak yaklaşık 1 hafta kaldı” ifadelerini kullandı.
Doç. Dr. Ünal, anne ve bebeğin sağlıkla taburcu olmasının tüm ekip için büyük bir mutluluk kaynağı olduğunu belirterek, “Bu derece ileri hastalıklarla sık karşılaşmıyoruz. Sağlıklı bir şekilde çocuğuyla beraber taburcu edebildik, hekimlerin en mutlu anları bunlardır. Hastanemiz mart ayı itibarıyla ‘Anne Dostu Hastane’ unvanını aldı. Doğal Olan Normal Doğum Eylem Planı çerçevesinde başlatılan bir süreç. Hem gebe okulumuz, hem polikliniklerimiz, hem perinatoloji kliniğimiz hem de doğumhanemizde önemli yenilikler yaptık. Hast
