Acıbadem Ankara Hastanesi Plastik, Rekonstruktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Dr. Uğur Öner, badem göz trendine dair önemli uyarılarda bulundu. Dr. Öner, “Kişinin yüz yapısı, kaş pozisyonu ve orta yüz anatomisi birlikte değerlendirilmelidir” dedi.
Sosyal medyanın etkisiyle son yıllarda badem göz görünümüne olan ilgi giderek artarken, uzmanlar estetik uygulamaların yalnızca mevcut trendlere dayandırılmaması gerektiğini vurguluyor. Dr. Öner, yorgun ve yaşlı bir yüz ifadesinin her zaman göz kapağı düşüklüğünden kaynaklanmadığını belirterek, “Yüzü bir bütün olarak değerlendirmek gerekiyor. Amaç, kişinin ifadesini değiştirmek değil; daha dinlenmiş ve enerjik görünmesini sağlamak olmalı” şeklinde konuştu.
Çekik ve dinamik göz görünümüne yönelik taleplerin arttığına dikkat çeken Dr. Öner, estetik cerrahide tek bir bölgeye odaklanmanın her zaman istenen sonuçları vermeyebileceğini ifade etti.
Yorgun görünümün nedeni sadece göz kapakları değil
Birçok kişinin aynaya baktığında göz çevresindeki değişiklikleri fark ettiğini dile getiren Dr. Öner, “Kişiler çoğu zaman göz kapaklarındaki ağırlığı, kaş düşüklüğünü veya yorgun bakışlarını gözlemliyor. Ancak bu görünümün tek nedeni göz çevresi değil. Şakak bölgesi ve orta yüzde meydana gelen doku sarkmaları da yüz ifadesini önemli ölçüde etkileyebiliyor” açıklamasında bulundu.
“Kişinin yüz yapısı, kaş pozisyonu ve orta yüz anatomisi birlikte değerlendirilmelidir”
Sosyal medya üzerinden yayılan badem göz trendinin estetik beklentileri etkilediğini belirten Dr. Öner, “Özellikle gözün dış köşesinde elde edilen hafif yükselme, birçok kişinin daha çekici ve dinamik göz formunu tanımlamasına katkı sağlamaktadır. Ancak her hasta için tek hedef bu olmamalıdır. Kişinin yüz yapısı, kaş pozisyonu ve orta yüz anatomisi birlikte değerlendirilmelidir” ifadelerini kullandı.
“Orta yüzdeki değişiklikler göz ardı edilmemeli”
Yaş alma sürecinin elmacık kemikleri üzerindeki yumuşak dokuların aşağı doğru yer değiştirmesine neden olduğunu ifade eden Dr. Öner, “Bu durum yanakların düzleşmesine, nazolabial çizgilerin belirginleşmesine ve yüzün daha yorgun görünmesine yol açabiliyor. Üst yüzle birlikte orta yüzün de değerlendirilmesi, daha dengeli ve doğal sonuçlar elde edilmesini sağlayabiliyor” dedi.
“Doğal görünüm estetik cerrahinin temel hedefi olmalı”
Estetik cerrahinin güncel yaklaşımının yüzü germekten çok, zamanla kaybedilen anatomik yapıların yeniden desteklenmesi üzerine kurulu olduğunu belirten Dr. Öner, “Endoskopik temporal lift yöntemi ile gerçekleştirdiğimiz bu işlemde amacımız kişinin ifadesini değiştirmek değil. İyi planlanmış uygulamalar sonrasında insanlar genellikle ameliyatı fark etmiyor. Ancak kişinin daha dinlenmiş, daha enerjik ve genç göründüğünü düşünüyorlar” diye ekledi.
“Her estetik talep, kişiye özel değerlendirilmelidir”
Estetik uygulamaların sosyal medya trendlerinden etkilenerek değil, kişinin ihtiyaçları ve yüz anatomisi doğrultusunda planlanması gerektiğini vurgulayan Dr. Öner, “Her estetik talep, kişiye özel değerlendirilmelidir. Kalıcı ve başarılı sonuçların anahtarı doğal görünümü koruyan, bütüncül yaklaşımdır” şeklinde konuştu.
