Karya Farma HBX Ar-Ge ekibi, mevsimsel alerjilere karşı doğal bileşenlerin bağışıklık dengesi ve antioksidan kapasite üzerindeki etkilerini bilimsel bir bakış açısıyla inceledi.
Aydın Adnan Menderes Üniversitesi ADÜ Teknokent’te faaliyet gösteren Karya Farma HBX Ar-Ge, bahar aylarında artan mevsimsel alerji sorunlarına yönelik doğal bileşenler üzerinde detaylı araştırmalar gerçekleştirdi. Yaklaşık çeyrek asırdır sağlık, çevre, tarım ve hayvancılık alanlarında bilimsel Ar-Ge çalışmaları yürüten ekip, son projelerinde ‘bahar alerjisi’ konusunu mercek altına aldı.
Bahar mevsiminin gelmesiyle birlikte polen yoğunluğu, ani hava değişimleri, rüzgarla taşınan partiküller ve çevresel alerjenlerin etkisiyle birçok bireyde hapşırık, burun akıntısı, göz sulanması, boğaz kaşıntısı, öksürük, halsizlik ve genel vücut hassasiyeti gibi belirtilerin arttığını belirten Karya Farma Ar-Ge ekibi, bu dönemde bağışıklık dengesinin, solunum yolu konforunun ve oksidatif stres yükünün birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Karya Farma HBX Ar-Ge Kurucusu Hakan Başlık, bahar aylarında ortaya çıkan alerjik hassasiyetlerin vücudun çevresel uyaranlara verdiği tepkilerle ilişkili olduğunu ifade etti. Başlık, “Bahar mevsiminde polenler, tozlar, ani sıcaklık değişimleri ve rüzgarla taşınan partiküller birçok insanda hassasiyet yaratabiliyor. Bu durumu yalnızca mevsimsel bir rahatsızlık olarak değil; bağışıklık dengesi, hücresel destek, antioksidan kapasite ve doğal bileşen uyumu açısından değerlendirmek gerekiyor. İncir, zeytin, zeytin yaprakları ve arı ürünleri, Karya coğrafyasının kadim doğal mirasının değerli kaynakları arasında yer alıyor. Biz bu doğal kaynakları modern laboratuvar disipliniyle ele alarak geniş spektrumlu doğal destek potansiyelini araştırıyoruz” dedi.
Başlık, ADÜ Teknokent çatısı altında yürütülen çalışmaların uzun soluklu bir bilimsel birikimin sonucu olduğunu belirterek, “Yaklaşık çeyrek asırdır sağlık, çevre, tarım ve hayvancılık alanlarında bilimsel Ar-Ge faaliyetleri yürütüyoruz. 18 spesifik patentli çalışma, bu yolculuğun sadece sayısal bir göstergesi değil; doğal kaynakların doğru formülasyon, doğru analiz ve doğru bilimsel yaklaşımla nasıl yenilikçi çözümlere dönüştürülebileceğinin de bir göstergesidir. Bahar alerjileri üzerine yaptığımız değerlendirmeler de bu bütüncül Ar-Ge bakışının bir parçasıdır” şeklinde konuştu.
Karya Farma Ar-Ge ekibinden Kimyager Aslı Aktaş, bahar alerjisi döneminde oksidatif stres, mukozal hassasiyet ve bağışıklık yanıtının kimyasal açıdan önemli araştırma konuları olduğunu belirtti. Aktaş, “İncir, zeytin meyvesi, zeytin yaprağı, incir sütü, bal, polen ve propolis gibi bileşenler; fenolik yapılar, doğal antioksidanlar, vitamin-mineral içerikleri ve biyolojik aktif bileşikler açısından oldukça değerli kaynaklardır. Bu tür doğal bileşenlerde önemli olan yalnızca içerik değil; doğru oran, stabilite, çözünürlük, biyolojik uyum ve birlikte oluşturdukları sinerjidir. Bahar döneminde vücudun çevresel alerjenlere verdiği tepkinin antioksidan kapasite ve mineral dengesi açısından dikkatle incelenmesi gereken alanlar olduğuna inanıyoruz” dedi.
Karya Farma Ar-Ge ekibi, mevsimsel alerjik hassasiyetlerin doğal kaynaklarının bilinçli, kontrollü ve bilimsel yöntemlerle araştırılmasının gelecekteki çalışmalar için önemli bir ışık tutabileceğini belirtti. Ayrıca, bahar aylarında artan alerjik şikayetlerin toplum sağlığı açısından dikkate alınması gerektiğine dikkat çekerek, doğal kaynaklı formülasyonların bilimsel zemin üzerinde araştırılmasının önemini vurguladılar.
