Damar tıkanıklığının, sessiz bir şekilde ilerleyerek ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğine dikkat çeken Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. Volkan Yurtman, Akdeniz tipi beslenmenin ve düzenli fiziksel aktivitenin önemini vurgulayarak, 40 yaş üstündeki bireyler için düzenli check-up önerisinde bulundu.
Damar sağlığının kritik rolünü ifade eden Dr. Yurtman, “Kalbiniz, yaşam boyu sizin için çalışarak en sadık işçinizdir. Ancak bu işçinin yolları, yani damarlar, zamanla tıkanmaya başlarsa, sorun büyür. En tehlikeli olanı ise bu tıkanıklıkların genellikle sessiz bir şekilde gelişmesidir. Fark ettiğinizde çoğu zaman geç kalmış olabilirsiniz,” şeklinde uyarıda bulundu.
Dr. Yurtman, vücuttaki damarları apartmandaki su borularına benzeterek, yıllar geçtikçe su borularının nasıl kireç tutup paslandığını ve daraldığını anlattı. Damarların da benzer bir süreçten geçtiğini ve bu duruma “ateroskleroz” adı verildiğini belirtti. Başlangıçta bir sorun yokmuş gibi görünse de, zamanla kalp krizi gibi acil durumların ortaya çıkabileceğinin altını çizdi.
“Bir gün sağlıklı görünen bir kişi, ertesi gün kalp krizi geçirebilir.”
Damarlardaki daralmanın genellikle yüzde 30-40 seviyelerinde belirti vermediğini ifade eden Dr. Yurtman, daralmanın artmasıyla birlikte, örneğin yüzde 70 seviyelerine ulaştığında göğüs ağrısı, nefes darlığı ve yürürken bacaklarda yorgunluk gibi şikayetlerin ortaya çıktığını söyledi. Daha ciddi durumlarda ise plakların aniden çatlayarak pıhtı oluşturabileceğini ve bunun sonucunda sağlıklı görünen bir kişinin aniden kalp krizi geçirebileceğini belirtti.
“Göğüs ağrısı kalp damarlarına işaret ediyor.”
Dikkatli gözlemlerle bu durumun küçük belirtilerinin farkına varılabileceğini söyleyen Dr. Yurtman, “Göğsünüzde baskı veya kola yayılan ağrı, kalp damarlarının tehlikede olduğunu gösterir. Konuşmada bozulma ve görmede kayma, beyin damarlarının işlevlerinde sorun olduğuna işaret eder. Yürürken hissedilen fakat durunca geçen baldır ağrısı, bacak damarlarındaki durumu gösterir. Dirençli tansiyon ise böbrek damarlarında bir sorun olduğunu düşündürebilir,” diye ekledi.
Dr. Yurtman, damar kireçlenmesi açısından yüksek risk taşıyan grupları şu şekilde sıraladı: “Sigara içenler, dumanın sadece akciğere değil, doğrudan damara da zarar verdiğini bilmezler. Yüksek kolesterolle yaşayan, kontrolsüz yüksek tansiyon ve şeker hastalığı olanlar ile ‘Ailemde kalp krizi var ama bana bir şey olmaz’ diyenler de risk altındadır.”
“Az içmek yeterli değil, sigarayı mutlaka bırakın.”
Erken tanının önemine değinen Dr. Yurtman, kan testleriyle kolesterol, şeker ve trigliserit değerlerinin kontrol edilebileceğini; efor testiyle kalbin performansının değerlendirilebileceğini vurguladı. Boyun ve bacak damarlarının ultrason (doppler) ile incelenebileceğini, damarların içinin üç boyutlu görüntülenmesi için ise BT anjiyo yapılabileceğini aktardı.
Damar sağlığını korumak adına önerilerini şöyle sıraladı: “Sigarayı kesin olarak bırakın, ‘az içiyorum’ gibi bahanelerle kendinizi kandırmayın. Akdeniz tipi beslenmeye özen gösterin; zeytinyağı, balık ve sebzenin kalp dostu olduğunu unutmayın. Egzersiz yapın, en az haftada 3 gün 45 dakika tempolu yürüyüş yapın. Kilonuzu kontrol edin ve özellikle 40 yaş üstündeyseniz düzenli check-up yaptırmayı ihmal etmeyin.”
Dr. Yurtman, “Damar tıkanıklıkları sessizdir ama sonuçları oldukça ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir,” diyerek kalp krizi, felç ve böbrek yetersizliği gibi durumların riskine dikkat çekti. Damar sağlığına özen göstermek, kalp sağlığını korumanın da bir yolu olarak değerlendirilmeli ve erken tanı ile takip edilmelidir.
