Çocuklar İçin Dijital Tehlike: Şiddet ve Yalnızlık

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Son günlerde artan okul saldırıları ve genç yaşta işlenen şiddet vakaları, çocukların maruz kaldığı dijital içeriklerin etkilerini yeniden gündeme getirdi. Nöroloji Uzmanı Dr. Mehmet Yavuz, aileleri uyararak, çocuklardaki bu durumun nedenlerine dair açıklamalarda bulundu. Dr. Yavuz, “Antisosyal kişilik bozukluğu ve psikopatik yapı birleştiğinde, sanal ortamdaki şiddet eylemlerinin zamanla gerçek hayatta yansıyabileceğini belirtmek önemlidir. Alkol ve uyuşturucu kullanımı da bu durumu daha da ağırlaştırmaktadır. İnsan, beynin dopamin döngüsüne dayanan bir ödül sistemiyle hareket eder ve bu sistem zamanla tolerans geliştirir. Kişi başlangıçta aldığı ödüllerle tatmin olurken, bir süre sonra daha fazlasını istemeye başlar. Bu nedenle bireylerin sınırlarını bilmesi büyük önem taşır. Özellikle çocuklara ve gençlere sınır koymak, gerektiğinde ‘hayır’ diyebilmek hayati bir öneme sahiptir. Aileler, çocuklarına sınır koymalı, onlara hedef göstermeli ve manevi değerlerle yetiştirmelidir” ifadelerini kullandı.

Dünya genelinde artan okul saldırıları ve gençlerdeki şiddet olayları, çocukların psikolojik gelişimi üzerindeki riskleri yeniden gündeme getirdi. Uzmanlar, dijital oyunlardaki ödül sistemleri ve sürekli tekrar eden uyarıcıların, çocuk ve gençlerin beyin gelişimi üzerinde ciddi etkiler yaratabileceğini vurguluyor. Nöroloji Uzmanı Dr. Mehmet Yavuz, bu durumun sadece bireysel değil, toplumsal bir sorun olduğunu belirterek, bilgisayar oyun bağımlılığı ile kişilik bozukluklarının birleşmesinin önemli risk faktörlerinden biri olduğunu ifade etti. Özellikle antisosyal kişilik bozukluğu ve psikopatik yapıya sahip bireylerde sanal ortamda tekrarlanan şiddet içeriklerinin gerçek hayata yansıyabileceğine dikkat çekildi ve alkol ile uyuşturucu kullanımının durumu daha da zorlaştırdığı ifade edildi.

“Manevi açıdan güçlü bireyler olarak yetiştirmek gerekir”

Dr. Yavuz, Kahramanmaraş’taki okul saldırısının ardında birçok fizyolojik, psikolojik ve sosyolojik neden olabileceğini belirtti. “Bunların detaylı bir şekilde araştırılması gerekiyor. Bilgisayar oyun bağımlılığı ile kişilik bozuklukları sıkça bir araya geliyor. Özellikle antisosyal kişilik bozukluğu ve psikopatik yapının birleşmesi, sanal ortamdaki şiddet eylemlerinin gerçek hayata yansımasına yol açabilir. Alkol ve uyuşturucu kullanımı bu durumu daha da tehlikeli hale getiriyor. Gençlerin çoğu zaman hedefleri ve manevi değerleri olmadan yetiştiğini gözlemliyoruz. İnsan, beynin dopamin döngüsüne bağlı bir ödül sistemiyle hareket eder. Bu sistem tolerans geliştirir; kişi ne kadar ödül alırsa alsın, bir süre sonra tatmin olmaz ve daha fazlasını ister. Bu nedenle bireylerin sınırlarını bilmesi önemlidir. Çocuklara ve gençlere sınır koymak, onlara hayatın anlamını öğretmek ve güçlü bireyler olarak yetiştirmek gereklidir” dedi.

“Yalnızlaşma toplumda ciddi kırılmalar ortaya çıkabiliyor”

Dr. Yavuz, günümüzde “ev genci sendromu” olarak adlandırılan durumun yaygınlaştığını kaydederek, “Çocuklar ve gençler, sosyal iletişimden uzaklaşarak zamanlarını evde, sanal ortamda yalnız başına geçirmeyi tercih ediyor. Bu durum, bireyin insan ilişkilerinden kopmasına ve yalnızlaşmasına neden oluyor. Toplumda ciddi kırılmalar yaşanabiliyor. Özellikle aksiyon dolu bilgisayar oyunları, ödül sistemini sürekli aktive eder. Kişi her seviye geçtiğinde dopamin salgılanır ve kendini mutlu hisseder. Ancak zamanla, özellikle psikopatik eğilimleri olan bireylerde bu sistem yeterince çalışmamaya başlayabilir. Yani kişi artık tatmin olmamaya başlar ve sanal şiddet, gerçek hayattaki şiddete dönüşebilir. Bu durum, bilgisayar oyunu oynayan herkesi kapsamaz ama antisosyal kişilik özelliklerine sahip bireyler için risk daha yüksektir. Ayrıca aşırı oyun oynama, beynin fizyolojik ve psikolojik dengesini olumsuz etkileyebilir” şeklinde konuştu.

“Hayatın anlamını kavrayamayan bir çocuk, yelkensiz bir gemi gibi savrulmaya mahkum olabilir”

Dr. Yavuz, sürekli aksiyon oyunlarına maruz kalmanın beynin hızlı düşünmeye alışmasına neden olduğunu belirterek, “Bu durum zamanla yüzeysel düşünmeye, derin analiz yapamama ve dikkat sorunlarına yol açabilir. Akademik başarıda düşüş gözlemlenebilir. Mesele yalnızca dopamin değil, öğrenme kapasitesiyle de ilgilidir. Ayrıca bu süreçte endorfin bağımlılığı da gelişebilir. Endorfin, haz hormonu olmasının yanı sıra güçlü bir ağrı kesicidir ve dopaminle birlikte salgılanır, bu da bağımlılık oluşturabilir. Kişi giderek daha yüksek dozda uyarana ihtiyaç duyar. Eğer bireyin altyapısında psikopatik ya da sosyopatik eğilimler varsa, bu durum gerçek hayattaki şiddet davranışlarına dönüşebilir. Bu şiddet, sadece başkalarına değil, aynı zamanda kendine de zarar verme biçiminde tezahür edebilir. Bu nedenle ailelerin çocuklarına sınır koyması, onlara hedef göstermesi ve manevi değerlerle yetiştirmesi büyük önem taşır. Hayata anlam yükleyen bireyler, yaşamla daha güçlü bağ kurar. Aksi halde, hayatın anlamını kavrayamayan bir çocuk, yelkensiz bir gemi gibi savrulmaya mahkum olabilir” dedi.

Çocuklar İçin Dijital Tehlike: Şiddet ve Yalnızlık
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

4T Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!