Kırıkkale’nin Delice ilçesinde, baba ve kızının 8 yıl önce hayata geçirdiği işletme, doğal yöntemlerle ürettiği ve yerin 1.300 metre derinliğinden çıkarılan tuz ile dünya pazarında kendine yer buldu. Coğrafi işaretli olan Delice tuzu, içerdiği 84 mineral sayesinde birçok ülkeye ihraç ediliyor.
2017 yılında kurulan işletme, hem Türkiye’de hem de uluslararası alanda büyük bir başarıya imza attı. Yerin derinliklerinden gelen doğal kaynak suyundan elde edilen Delice tuzu, kırmızı toprakta bulunan mineralleri bünyesine alarak tamamen doğal yöntemlerle üretiliyor. Güneş ışığı ile kristalleştirilen tuz, magnezyum ve potasyum gibi değerli mineraller ile dolu. Bu tuz, ABD, Almanya, Rusya ve Avrupa ülkeleri başta olmak üzere birçok ülkenin sofralarında yer buluyor. Ayrıca, mineralli tuzun sıvı formu da hem yurt içinde hem de yurt dışında yoğun bir talep görmekte.
Mayi Tuz Yönetim Kurulu Başkanı Oktay Güzyukarı, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, Delice tuzunun tamamen doğal yöntemlerle üretildiğini vurgulayarak sağlık açısından da önemli bir ürün olduğunu ifade etti. Ürünlerinin uluslararası pazarda büyük ilgi gördüğünü belirten Güzyukarı, “İtalya’da ‘lezzet etiketi’ ödülü aldık. Kızımla birlikte sırt sırta verip çalışıyoruz, bundan güzel bir şey olamaz. İhracat yapıyoruz, tuzlarımız beğeniliyor” dedi.
“Mineral bakımından oldukça zengin”
Güzyukarı, tuzun sıvı halinde yerin 1.300 metre altından çıkarıldığını anlatarak, “Tuzumuz, yerin derinliklerinden sıvı olarak kaynayarak kaya tuzlarını eritiyor ve dağların eteklerinden yüzeye çıkıyor. Bu suyu havuzlarımıza alıp doğal güneş ortamında kristalleştirerek tuz haline getiriyoruz. Fabrikada nem alma, eleme ve paketleme işlemleri gerçekleştiriyoruz. Hiçbir kimyasal madde kullanılmıyor. Mineral bakımından oldukça zengin olan bu tuz, bölgenin verimli topraklarından mineralleri toplayarak elde ediliyor ve vücudun tüm mineral ihtiyacını karşılıyor. Magnezyum, potasyum, fosfor, iyot gibi 84 mineral barındırıyor” şeklinde konuştu.
“Dünya standartlarının üstünde olduğunu gördük”
Sibel Güzyukarı, tuzun değerini araştırmalar sonucunda anladıklarını belirterek, “Tuzun dünya standartlarının üzerinde olduğunu fark ettik. Babamla yaptığımız araştırmalarda analiz sonuçlarının dünya standartlarının üstünde olduğunu gördük. ‘Bu değeri nasıl halkımızla buluşturabiliriz?’ düşüncesiyle tuzu markalaştırma yoluna gittik. Doğallığına inandığımız bir tuz üretiyoruz ve herkesin bu doğallığı görmesini istiyoruz. Üretime başlar başlamaz coğrafi işaret tescili aldık. Şu anda da durmuyoruz, tescillerimizi artırmayı hedefliyoruz. Coğrafi işaretli tuzumuzu Avrupa standartlarına taşımak için onay sürecindeyiz ve yakında Avrupa Birliği’nden coğrafi işaretimizi alacağız” dedi.
“Yurt dışında da yayılma sürecimiz sürüyor”
Ürün çeşitliliğine de değinen Güzyukarı, “Katı tuzumuzun yanı sıra sıvı tuzumuz da mevcut. Bulaşık makinesi, banyo ve baharat tuzlarımız bulunuyor. Her geçen gün ürün çeşitliliğimizi artırmayı hedefliyoruz. Yurt dışında da yayılma sürecimiz devam ediyor. Amerika’da satışımız var, Almanya’da ulusal zincir marketlerde yer aldık. Avrupa’nın birçok ülkesinde bulunuyoruz. Bu yıl hedefimiz Rusya’da daha fazla satış noktasına ulaşmak. Ayrıca, Dubai ve Katar gibi Orta Doğu ülkelerine açılmayı planlıyoruz” diye belirtti.
“Ülkemizin ekonomisine katkı sağlamaktan büyük onur duyuyorum”
Sibel Güzyukarı, babasıyla birlikte çalışmanın kendisi için büyük bir gurur kaynağı olduğunu ifade etti. “Bu işe başladığımızda babam bana, ‘Ben artık ülkem için üretim yapmak istiyorum, ülkeme katma değerim olsun istiyorum’ demişti. Bu sözden çok etkilendim. Dedim ki, ‘Bu ülkenin vatandaşıysak ülkemize faydamız olmalı.’ Babamın sözü bana geçti. Aynı hedefle ilerlediğimiz için birlikte çok güzel çalışabiliyoruz. Babamla çalışmaktan ve ülkemizin ekonomisine katkı sağlamaktan büyük onur duyuyorum” şeklinde konuştu.
