Adet Döneminde Beslenme ile Rahatlayın!

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Adet dönemindeki şişkinlik, karın ağrısı, iştah artışı gibi durumlar, birçok kadın için zorlayıcı ve rahatsız edici olabilmektedir. Medicana Sağlık Grubu Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. M. Zeynep Kuşku, bu dönemde beslenmenin etkili olabileceğini belirtiyor. Kuşku, “Adet döneminde beslenme, hormon dengesini ve sancıları etkileyebilir. Ancak bu, tek başına bir çözüm olarak düşünülmemelidir. Adet sancısının başlıca biyolojik nedeni, çoğu kişide prostaglandin artışıyla meydana gelen rahim kasılmalarıdır. Beslenme; inflamasyon seviyesi, kan şekeri dalgalanmaları, su-tuz dengesi ve bazı mikro besin yeterlilikleri üzerinden şişkinlik, ödem, yorgunluk ve ağrı algısını etkileyebilir. Dışsal diyet örüntülerinin dismenore şiddeti ile ilişkili olduğunu gösteren çalışmalar mevcuttur” ifadelerini kullandı.

Adet dönemleri birçok kadın için sıkıntılı geçebiliyor. Özellikle adet sancısı ve şişkinlik, yaşam konforunu olumsuz etkileyebiliyor. Bu dönemi daha konforlu hale getirmek için çeşitli ilaçlar kullanılabilse de, Medicana International İzmir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. M. Zeynep Kuşku, beslenmenin daha sağlıklı bir alternatif olduğunu vurguladı. Kuşku, “Adet döneminde beslenmeyi tek başına bir çözüm olarak görmek doğru değil. Adet sancısının en önemli biyolojik nedeni, çoğu kadında prostaglandin artışıyla meydana gelen rahim kasılmalarıdır. Beslenme; inflamasyon düzeyi, kan şekeri dalgalanmaları, su-tuz dengesi ve bazı mikro besin yeterlilikleri üzerinden şişkinlik, ödem, yorgunluk ve ağrı algısını etkileyebilir. Yüksek şeker ve atıştırmalık ağırlığındaki diyet örüntülerinin dismenore şiddetiyle ilişkili olduğunu gösteren çalışmalar bulunmaktadır” dedi.

Adet döneminde aşırı tuzlu ve işlenmiş gıdaların ödem ve şişkinliği artırabileceğini belirten Kuşku, yüksek şeker ve rafine karbonhidrat içeren gıdaların kan şekeri dalgalanmalarına neden olduğunu, bunun da iştah artışı, yorgunluk ve ağrı gibi sorunlara yol açabileceğini açıkladı. Kuşku, “Adet döneminde paketli işlenmiş gıdalardan, şeker ve karbonhidrat içeren gıdalardan mümkün olduğunca kaçınılmalıdır. Ayrıca, yüksek yağ içeren ağır kızartmalar sindirim yükünü artırarak inflamatuar yanıtı tetikleyebilir; düşük yağlı diyet ile ağrıda azalma sağlandığına dair çalışmalar mevcuttur. Alkol tüketimi de PMS belirtilerini artırabileceğinden, bu dönemde sınırlandırılmalıdır. Gaz yapan gıdaların tüketiminde de dikkatli olunmalıdır” şeklinde konuştu.

Zencefil, adet sancılarıyla mücadelede etkili olabilecek bitkisel desteklerden biri olarak öne çıkıyor. Kuşku, “Adet sancıları ile beslenme arasındaki ilişki artık daha net biliniyor. Bazı besin grupları ağrının şiddetini azaltmada destekleyici olabiliyor. Omega-3 açısından zengin besinler, örneğin haftada iki kez tüketilen yağlı balık, ceviz veya chia tohumu, vücuttaki iltihap yolaklarını baskılayarak adet ağrısında hafif-orta düzeyde azalma sağlayabiliyor. Etkisi çok belirgin olmasa da, düzenli tüketim genel sağlık açısından faydalıdır. Magnezyum içeren besinler (ıspanak, avokado, kakao gibi) kas gevşetici etkileri ile adet sancılarını hafifletebilir. Ancak herkes için rutin magnezyum takviyesi önerilmesi doğru değildir; en güvenli yol, magnezyumu gıdalardan almak ve gerekirse kişiye özel değerlendirme yapmaktır. Kalsiyum, özellikle PMS belirtilerinde; şişkinlik, hassasiyet ve duygu durum değişikliklerinde fayda sağlayabilirken, potasyum sıvı dengesini düzenleyerek ödem ve şişkinliği azaltmaya yardımcı olabilir. Zencefil, adet sancısı konusunda en çok çalışılmış bitkisel desteklerden biridir. Zencefilin klinik çalışmalarda ağrıyı azaltabileceği gösterilmiştir. Rezene ve papatya çayı da bazı kadınlarda rahatlama sağlayabilir. Ancak bitkisel ürünlerin bilinçsiz ve sürekli kullanımının riskleri olabileceği unutulmamalıdır. D vitamini eksikliği olan kadınlarda, bu eksikliğin giderilmesiyle adet ağrılarında azalma görülebilmektedir. B6 vitamini daha çok PMS semptomları üzerinde etkili; B12’nin ise doğrudan ağrı azaltıcı etkisi kanıtlanmamıştır, ancak eksiklik varsa mutlaka yerine konmalıdır. Yeterli su tüketimi de önemlidir, çünkü hidrasyon hem ağrı şiddetini hem de şişkinliği azaltmada destekleyici olabilir” dedi.

Adet döneminde beslenmeye dikkat edilmesine rağmen şiddetli sancıların devam etmesi durumunda, altta yatan bir neden olup olmadığının incelenmesi gerektiğine dikkat çeken Kuşku, “Özellikle ağrının ilk kez çok şiddetli başlaması veya yıllar içinde artması, ağrı kesicilere rağmen belirgin rahatlama olmaması önemli bir uyarı işaretidir. Aşırı veya pıhtılı kanama, ara kanama, ateş, kötü kokulu akıntı, cinsel ilişkide ağrı, idrar yaparken ya da dışkılama sırasında ağrı, bayılma hissi veya günlük yaşamı ciddi şekilde aksatan sancılar mutlaka değerlendirilmelidir. Bu yaklaşım, uluslararası kılavuzlarda da açıkça belirtilmektedir. Adet ağrısı yalnızca adet günleriyle sınırlı değilse, adet dışı pelvik ağrı da eşlik ediyorsa; cinsel ilişkide derin ağrı, çocuk sahibi olamama öyküsü veya belirgin bir artış gösteren kanamalar varsa, endometriozis, miyom ya da adenomyozis gibi altta yatan hastalıklardan şüphelenilmelidir. Muayene ve ultrason temel değerlendirme yöntemleridir; gerekirse ileri tetkikler planlanır” ifadelerini kullandı.

Toplumda adet süreci ile ilgili bazı yanlış inanışların bulunduğunu da belirten Kuşku, “Soğuk içeceklerin her kadında mutlaka sancıyı artırdığı veya şeker tüketilmezse ağrının dayanılmaz olacağı düşüncesi bilimsel bir genelleme değildir. Bitki çaylarının tamamen zararsız olduğu ve sınırsız içilebileceği algısı da yanlıştır. ‘Adet sancısı normaldir, katlanmak gerekir’ düşüncesi de hatalıdır. Şiddetli ve yaşam kalitesini bozan ağrı mutlaka ciddiye alınmalıdır” şeklinde açıklamalar yaptı.

Adet Döneminde Beslenme ile Rahatlayın!
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

4T Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!