Avrupa Birliği Komisyonu’nun Refah ve Sanayi Stratejisinden Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı Stephane Sejourne, düzenlediği basın toplantısında “Made in EU” yaklaşımını temel alan ve Avrupa’nın yeniden sanayileşmesini hedefleyen “Endüstriyel Hızlandırma Yasası”nı tanıttı. Bu plan, kıtanın Çin rekabetine karşı daha dayanıklı hale gelmesini amaçlıyor.
Sejourne, yeni düzenlemenin kamu destekleri ve kamu alımlarında Avrupa’da üretilen ürünlere öncelik verilmesini öngördüğünü ifade etti. Basın toplantısında, “Teklif, eşi görülmemiş küresel belirsizlik ve adil olmayan rekabet ortamına rağmen, stratejik sektörlerde talebi artırmayı ve tedarik zincirlerini güvence altına almayı hedeflemektedir,” dedi.
Yeni düzenleme, Avrupa Birliği’nin açık pazara ve küresel serbest ticarete olan yaklaşımında bir değişikliğe işaret ediyor. “Avrupa tercihi” mekanizması ile Avrupa’nın ticarette daha korumacı bir tutum benimsemesi planlanıyor.
Temiz teknolojiler, otomotiv, alüminyum, çelik ve çimento gibi enerji yoğun stratejik sektörlere odaklanan düzenleme hakkında Sejourne, “Vergi mükelleflerinin parasını Avrupa üretimine yönlendirerek istihdam oluşturacak, bağımlılıklarımızı azaltacak ve ekonomik güvenliğimizi güçlendireceğiz,” şeklinde konuştu.
Otomotiv sektörü gibi, Çin rekabeti nedeniyle ciddi tehditlerle karşılaşan alanlara öncelik veren düzenlemenin, ekolojik dönüşüm ve yüksek enerji fiyatları ile mücadelede kilit sanayi dallarını koruma ve karbonsuzlaştırma hedefleri bulunuyor. Kamu fonlarından yararlanan sektörlerde, Avrupa menşeli bileşen ve parça kullanımı şartı getiren düzenlemede, elektrikli araçlar için yüzde 70, alüminyum için yüzde 25 ve çimento için yine yüzde 25 oranında AB içeriği şartı öngörülüyor.
Basın toplantısında, Sejourne, “Eğer bugün harekete geçmezsek, önümüzdeki yıllarda temiz teknoloji ürünlerinin tamamının Çin’de üretilmesi oldukça olasıdır. Çimento ve çelik sektörlerimizin de gelecekte tamamen taşınması muhtemeldir,” dedi.
Sejourne, “Bu, yalnızca çalışma yönteminin değişmesi değil, aynı zamanda birkaç ay önce düşünülmesi bile imkansız bir doktrin değişimidir. Hedefimiz, 2035 yılına kadar Avrupa sanayisinin GSYH’sinin yüzde 20’sine ulaşmasıdır. Bugün bu oran, yüzde 14’tür,” ifadelerini kullandı.
Düzenleme, 27 ülke arasında tartışmalara neden olmuş ve daha önce birkaç kez ertelenmiştir.
Fransa’nın güçlü destek verdiği bu yeni ekonomik doktrin çerçevesinde, kamu fonlarından faydalanan inşaat sektörü ve otomotiv üreticileri, “Made in EU” çimento ve alüminyum kullanmak zorunda kalacak. Çelik kullanımı açısından ise Avrupa çeliğinin yerine sadece “düşük karbonlu çelik” şartı aranacaktır.
Örneğin, bir yerel yönetim kamu fonlarıyla güneş paneli almak istediğinde, kullanılacak ekipmanın belirli bir oranda Avrupa’da üretilmiş olması gerekecek. “Made in EU” kavramı, AB dışında üretilen bazı sanayi ürünlerini de kapsayabilir. Çin kesinlikle dışlanırken, AB’nin önemli ticaret ortakları, belirli koşullar altında bu ayrıcalıklardan yararlanabilecek.
Kamu fonları ve kamu ihalelerinde Avrupa üretiminin tercih edilmesi, ürünlerin belirli oranda AB menşeli olması şartı ve büyük çaplı yabancı yatırımlarda Avrupalı çalışan gibi radikal önlemleri içeren düzenlemenin, AB üyesi ülkeler ve Avrupa Parlamentosu tarafından onaylanması gerekecek.
Avrupa Komisyonu verilerine göre, 2024 itibarıyla sanayide 200 bin iş kaybı yaşanması ve otomotiv sektöründe 600 bin iş kaybı beklenmesi, Çin’in ucuz ihracatının Avrupa sanayisini baskılaması gibi nedenlerle düzenleme eleştiriliyor. Bazı uzmanlar, bu korumacı adımların AB’nin temel ilkelerine ve Dünya Ticaret Örgütü kurallarına aykırı olabileceğini belirtiyor.
