Türkiye’de atık yönetimiyle ilgili en çok tartışılması gereken konulardan biri, günlük 500 tonun altında çöp üreten belediyelere uygulanan ön işlem (MBT – mekanik biyolojik işleme) tesisi kurma zorunluluğudur. Sahadaki deneyimlerime dayanarak açıkça söyleyebilirim ki bu yükümlülük, özellikle küçük ölçekli belediyeler için teknik, ekonomik ve idari açıdan artık sürdürülemez bir noktaya gelmiştir.
Bugün 100 ton atık üreten bir ilçe ile 6 bin ton atık üreten bir metropol belediyesini aynı kategoriye koyup aynı yükümlülüğü dayatmak ne adildir ne de uygulanabilir.
“100 tonluk ilçeyle 6 bin tonluk metropole aynı kural olmaz”
Mevzuattaki bu yaklaşım, sahadaki gerçekliği yeterince dikkate almıyor.
Küçük belediyelerde MBT tesisleri tam kapasite çalışmıyor; milyonlarca liralık yatırımlar atıl kalıyor. İşletme maliyetleri ise belediye bütçelerinin üzerine ciddi bir yük bindiriyor. Bu durum hem ekonomik sürdürülebilirliği zedeliyor hem de atık yönetimi hizmetlerinin kalitesini olumsuz etkiliyor.
Sokak toplayıcılarının sahadaki etkisi tesisleri işlevsizleştiriyor
Bir diğer gerçek ise şu:
Değerli geri dönüşebilir malzemeler kaynağında sokak toplayıcıları tarafından toplandığı için MBT tesislerine düşük kaliteli, ekonomik değeri düşük karışık atık kalıyor. Bu durum hem ayrıştırma verimini düşürüyor hem de RDF pazarının daralmasına neden oluyor. Dolayısıyla küçük belediyelerde MBT tesislerinin ekonomik ve teknik mantığı zaten ciddi şekilde zayıflamış durumda.
“Sıfır Atık vizyonu esneklik gerektiriyor”
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın himayelerinde, Sayın Emine Erdoğan’ın öncülüğünde yürütülen Sıfır Atık Projesi, Türkiye’nin çevre politikaları için yol gösterici bir çerçeve sunuyor. Bu vizyon, kaynağında ayrıştırmayı ve vatandaş katılımını esas alıyor.
Benim sahadaki gözlemim ve tecrübem şu yönde:
Küçük belediyelere zorla ayrıştırma tesisi yaptırmak yerine; düzenli depolama ve oradan elektrik üretimi aslında yeterlidir.
Ancak istenirse;
- Kaynağında ayrı toplama,
- Yerinde kompostlama,
- Bölgesel ortak tesislere yönlendirme
gibi daha esnek ve gerçekçi çözümler çok daha doğru bir yaklaşım olacaktır.
Avrupa’da da küçük belediyelere tam olarak bu esneklik tanınıyor; bizde de tanınması gerekiyor.
Önerilen değişiklik hangi faydaları sağlar?
Bu değişiklik hem çevresel hem ekonomik hem de sosyal açıdan önemli kazanımlar yaratır:
- Çevresel: Verimsiz ve düşük kapasiteli tesislerin azaltılmasıyla karbon ayak izi düşer. Basit ama etkili metan toplama uygulamaları yaygınlaşır.
- Ekonomik: Küçük belediyeler, milyonlarca liralık işletme maliyetinden kurtularak kaynaklarını toplama, ayrı biriktirme ve taşıma süreçlerine yönlendirebilir.
- Sosyal: Vatandaş katılımı artar, MBT tesislerinin sebep olduğu koku ve şikayetler sonucunda küçük yerleşimlerdeki memnuniyet sorunları azalır.
Karar vericilere çağrım net
Türkiye’nin atık yönetiminde başarıya ulaşabilmesi için artık herkese aynı yükümlülüğü dayatan bu eski yaklaşımın değişmesi gerekiyor.
500 ton/gün altındaki belediyelerde MBT zorunluluğu kaldırılmalıdır.
Bu adım, Sıfır Atık vizyonuyla uyumlu olmasının yanı sıra çevresel gerçeklerle de örtüşen, ekonomik açıdan rasyonel ve sahaya uygun bir adımdır.
Atık yönetiminin sahada karşılığı olan, esnek, sürdürülebilir ve gerçekçi bir yapıya kavuşması dileğiyle…
Ali Rıza ÖNER
TAYED Başkanı
