Psikolog Anıl Özcan, akran zorbalığının çocuklar arasındaki basit bir tartışma değil, ciddi psikolojik ve sosyal sonuçlara yol açabilen bir sorun olduğunu vurguladı. Özcan, “Akran zorbalığı sadece okul ortamında yaşanan bir mesele değil, toplumun tüm kesimlerini ilgilendiren ve birçok paydaşın ortak çözümler üretmesi gereken bir konudur. Sorunu erken tespit etmek ve kolektif olarak doğru adımlar atmak, çocuklarımızı korumanın en etkili yoludur” şeklinde konuştu.
Akran zorbalığının, güç dengesizliği nedeniyle bir çocuğun kendisinden daha zayıf gördüğü bir akranına kasıtlı olarak zarar verme, tehdit etme ya da dışlama gibi davranışlarla kendini gösterdiğini belirten VM Medical Park Samsun Hastanesi’nden Psikolog Anıl Özcan, son yıllarda okullarda bu tür vakaların artış gösterdiğini ifade etti. Özcan, akran zorbalığının “çocukların kendi aralarında çözmesi gereken bir mesele” olarak ele alınmaması gerektiğini, zira bu durumun çok boyutlu bir problem olduğunu dile getirdi.
“Zorbalık yaş grubuna göre farklı şekillerde görülüyor”
Erken çocukluk döneminde (3-6 yaş) zorbalığın genellikle fiziksel davranışlarla ortaya çıktığını anlatan Özcan, “Bu yaş grubunda itme ve vurma gibi davranışlar sıkça görülmektedir. Sosyal becerilerinin henüz gelişmediği bu dönemde, zorbalığa maruz kalan çocuklar güven kaybı yaşayabilir. İsim takma, dışlama ve alay etme gibi tutumlar yaygınlaşarak çocukların özgüvenini zedeler ve akademik başarılarını olumsuz etkiler” ifadelerini kullandı.
Ortaokul döneminde (12-15 yaş) zorbalığın daha karmaşık bir hal aldığını belirten Özcan, “Bu yaşlarda sosyal medyanın etkisi artar ve siber zorbalık daha sık görülebilir. Bu durum, çocuklarda anksiyete, depresyon ve sosyal izolasyon gibi psikolojik sorunlara yol açabilir. Maruz kalınan zorbalık, uzun vadede düşük özsaygı, ilişkilerde bozulmalar ve hatta intihar düşünceleri gibi ciddi sonuçlar doğurabilir” dedi.
“Aile içi iletişim ve okul ortamı belirleyici rol oynuyor”
Ailelerin çocuklara model olduğunu ifade eden Psikolog Özcan, “Evde kullanılan iletişim dili, çocukların dış dünyadaki davranışlarını şekillendirir. Bağırma, cezalandırma veya aşırı serbestlik, çocukların dışa yansıyan davranışlarını etkiler. Yetişkinlerin problem çözme yöntemleri, çocuklar tarafından taklit edilir. Okul ortamı da zorbalık üzerinde etkili faktörlerdendir. Kalabalık sınıflar, öğretmenlerin her öğrenciyle yeterince ilgilenememesi ve disiplin kurallarının belirsizliği zorbalığı artırabilir. Sosyal medya, çocukların okul dışında da baskı hissetmesine neden olabilir” şeklinde konuştu.
“Zorbalığı önlemede aile ve okulların iş birliği şart”
Akran zorbalığının psikolojik, sosyal ve akademik açıdan kalıcı etkiler bırakabileceğini hatırlatan Özcan, ailelere şu önerilerde bulundu:
“Çocuklarınızla düzenli ve açık iletişim kurun. Onları yargılamadan dinleyin. Empati gelişimini destekleyin ve sosyal medya kullanımını yakından takip edin.”
Okullar için ise rehberlik hizmetlerinin güçlendirilmesi, öğretmenlere zorbalık farkındalığı eğitimleri verilmesi ve net okul kuralları oluşturulması gerektiğini belirten Özcan, “Akran zorbalığı sadece okul sınırları içinde yaşanan bir problem değildir. Toplumun tüm kesimlerini ilgilendiren ve birçok aktörün ortak çözüm geliştirmesi gereken bir konudur. Sorunu erken tespit etmek ve kolektif olarak doğru adımlar atmak, çocuklarımızı korumanın en etkili yoludur” dedi.
