Prof. Dr. Kader Keskinbora, özellikle spora yeni başlayanlar ya da uzun bir aradan sonra egzersize dönen bireylerin sıkça karşılaştığı kas ağrılarının her zaman kaygı verici olmadığını ifade etti. Keskinbora, “Ancak her ağrıyı sporun doğal bir sonucu olarak değerlendirmek de doğru değildir. Ağrının ne zaman başladığı, ne kadar sürdüğü, şiddeti ve eşlik eden bulgular, altında yatan nedeni anlamak açısından önemlidir” dedi.
Spor salonunda gerçekleştirilen bir antrenmanın ya da pilates dersinin ardından, ertesi sabah yataktan kalkmak zorlaşabilir; merdivenlerden inerken bacaklarda titreme hissedilebilir veya günlük hareketler sırasında kaslarda belirgin bir hassasiyet yaşanabilir. Uzun süre hareketsiz kaldıktan sonra yeniden spora başlayan kişilerde görülen bu durum, genellikle vücudun alışkın olmadığı fiziksel yüke verdiği doğal bir tepki olarak ortaya çıkar.
Ağrının neden sporun hemen ardından değil de ertesi gün ortaya çıktığına dair Liv Hospital Ulus Algoloji Uzmanı Prof. Dr. Kader Keskinbora, egzersiz sonrası gelişen bu tür kas ağrılarının tıpta “gecikmeli kas ağrısı” (Delayed Onset Muscle Soreness – DOMS) olarak bilindiğini belirtti. Keskinbora, “Gecikmeli kas ağrısı, kişinin alışık olmadığı bir egzersizi yapması veya egzersizin süresini ve yoğunluğunu artırması sonrasında gelişebilir. Egzersiz sırasında kaslarda mikroskobik düzeyde zorlanmalar meydana gelir ve vücut bu duruma geçici bir inflamatuvar yanıt verir. Kas dokusunun onarım ve adaptasyon süreci başlar. Bu nedenle ağrı genellikle egzersiz sırasında değil, egzersizden yaklaşık 12-24 saat sonra hissedilmeye başlar ve 24-72 saat arasında daha belirgin hale gelebilir” dedi.
Keskinbora, “Bu süreçte kaslarda hassasiyet ve sertlik, hareketle artan ağrı ve geçici güç kaybı hissedilebilir. Çoğu kişide belirtiler birkaç gün içinde giderek azalır” şeklinde ekledi.
Egzersiz sonrası yaşanan ağrının sporun etkinliğinin bir göstergesi olmadığının altını çizen Prof. Dr. Keskinbora, toplumda yaygın olan bir yanılgıya da dikkat çekti. “Egzersiz sonrasında ciddi bir ağrı yaşamak, mutlaka çok iyi antrenman yaptığınız anlamına gelmez. ‘Ne kadar çok ağrırsam o kadar iyi çalışmışımdır’ düşüncesi doğru değildir. Egzersizin amacı vücudu sakatlamak değil, kontrollü ve aşamalı bir şekilde güçlendirmektir. Özellikle spora yeni başlayanların performanslarını bir anda artırmak yerine vücudun adaptasyonuna zaman tanımaları gerekmektedir” dedi.
Egzersiz sonrası kas ağrısı yaşayan bireylerin tamamen hareketsiz kalmasının her zaman gerekli olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Keskinbora, “Ağrının izin verdiği ölçüde hafif yürüyüşler yapmak ve günlük hareketliliği sürdürmek, toparlanma sürecine yardımcı olabilir. Yeterli sıvı tüketmek, dengeli beslenmek ve kişinin günlük protein ihtiyacını karşılaması da kasların onarım sürecini destekler” açıklamasında bulundu.
Toparlanma sürecinde göz ardı edilen önemli bir faktörün uyku olduğunu da belirten Keskinbora, “Kaslarımız yalnızca egzersiz sırasında çalışmaz. Egzersizle başlayan adaptasyon ve onarım sürecinin önemli bir bölümü dinlenme döneminde gerçekleşir. Bu nedenle düzenli ve kaliteli uyku, sağlıklı bir egzersiz programının ayrılmaz bir parçasıdır” dedi.
Liv Hospital Ulus Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Gürkan Gümüşsuyu, spor sonrasında yaşanan her ağrının kas ağrısı olarak değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekerek, ağrının karakterinin önemli bir yol gösterici olduğunu ifade etti. “Egzersiz sonrası özellikle iki taraflı ve yaygın şekilde hissedilen, kaslarda sertlik ve hassasiyet oluşturan, günlük hareketleri tamamen engellemeyen ve birkaç gün içinde azalma eğilimi gösteren ağrılar çoğunlukla kasların egzersize adaptasyonuyla ilişkilidir. Tek bir noktada belirginleşen, keskin veya batıcı karakterde olan, hareket sırasında aniden başlayan ya da giderek şiddetlenen ağrılar farklı değerlendirilmelidir” diye ekledi.
Spor sırasında hissedilen ağrının da dikkate alınması gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Gümüşsuyu, “Egzersiz sırasında ortaya çıkan keskin bir ağrıya rağmen spora devam etmek doğru değildir. Çünkü kişi ağrının üzerine gittikçe hareket biçimini değiştirebilir, vücudun başka bölgelerine daha fazla yük bindirebilir ve mevcut sorunu büyütebilir” diye belirtti.
Ortopedik açıdan ağrının nerede hissedildiğinin de önemli olduğunu söyleyen Doç. Dr. Gümüşsuyu, özellikle eklem çevresindeki ağrıların göz ardı edilmemesi gerektiğini vurgulayarak, “Yeni bir egzersiz programına başladıktan sonra kaslarda yaygın bir hassasiyet yaşanması beklenebilir. Ancak dizin belirli bir noktasında, omuz ekleminde, bel bölgesinde veya ayak bileğinde sürekli tekrarlayan ağrıyı yalnızca ‘spor yaptım, normaldir’ diyerek geçiştirmemek gerekir” dedi.
Spor yaralanmalarının önemli bir bölümünde kişinin kapasitesinin üzerinde ve hızlı bir yüklenmenin rol oynayabildiğini belirten Doç. Dr. Gümüşsuyu, egzersize dönüşte kademeli ilerlemenin önemine de dikkat çekti. “Uzun süre spor yapmamış bir kişinin bir anda yüksek yoğunlukta antrenmana başlaması doğru değildir. Egzersizin süresi, sıklığı ve yoğunluğu kişinin mevcut kondisyonuna göre aşamalı olarak artırılmalıdır. Isınma ve soğuma süreçleri ihmal edilmemeli, doğru teknik öğrenilmeli ve ağrı varken performansı zorlamak yerine vücudun verdiği sinyaller dikkate alınmalıdır” şeklinde konuştu.
Her ağrıda tamamen hareketsiz kalmanın doğru olmadığını vurgulayan Doç. Dr. Gümüşsuyu, “Hafif düzeydeki kas hassasiyetlerinde kişinin tolere edebildiği ölçüde günlük hareketlerine devam etmesi mümkün olabilir. Ancak ağrı, hareket kalitesini bozuyorsa ya da egzersiz sırasında belirgin şekilde artıyorsa aynı bölgeyi zorlamaya devam etmek doğru değildir” dedi.
Prof. Dr. Kader Keskinbora ve Doç. Dr. Gürkan Gümüşsuyu, egzersiz sonrası ağrının değerlendirilmesinde süre, şiddet, ağrının yeri ve eşlik eden belirtilerin birlikte ele alınması gerektiğini vurgulayarak, “Şiddetli veya giderek artan ağrı, keskin ve belirli bir noktada hissedilen ağrı, belirgin şişlik veya morarma, hareket kısıtlılığı, belirgin güç kaybı ve haftalar boyunca devam eden ya da her egzersiz sonrasında tekrarlayan ağrı gibi durumlarda uzman değerlendirmesi gerekebilir. Bu bulgular, sıradan egzersiz sonrası kas ağrısından farklı bir kas-iskelet sistemi problemine işaret edebilir” dedi.
Prof. Dr. Kader Keskinbora, “Spordan sonra birkaç gün süren kas hassasiyeti çoğu zaman vücudun yeni bir fiziksel yüke uyum sağlama sürecinin parçasıdır. Ancak uzun süren, giderek artan, sürekli tekrarlayan veya yaşam kalitesini bozan ağrı, vücudunuzun size verdiği bir uyarı olabilir” diye konuştu.
Doç. Dr. Gürkan Gümüşsuyu ise sporun amacının ağrı çekmek değil, sağlıklı ve güçlü bir vücut oluşturmak olduğunu belirterek, “Ağrıya rağmen devam etmek her zaman daha güçlü olacağınız anlamına gelmez. Vücudunuzu tanımak, yüklenmeyi kademeli artırmak ve olağan dışı belirtilerde zamanında değerlendirme almak, sporu sürdürülebilir hale getirmenin en önemli koşullarındandır” diyerek sözlerini tamamladı.
Uzmanlar, spor sonrasında ortaya çıkan geçici kas hassasiyetinin kişiyi hareketten uzaklaştırmaması gerektiğini, ancak kalıcı, şiddetli veya tekrarlayan ağrıların da “
