Doğu Karadeniz’de İstinat Duvarı Krizi!

Doğu Karadeniz’de İstinat Duvarı Krizi!
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Doğu Karadeniz’de son yıllarda farklı noktalarda gerçekleşen istinat duvarı çökmeleri, bölgedeki dik topoğrafya ve yoğun yağışların etkisiyle güvenlik kaygılarını artırıyor.

En son 10 Temmuz tarihinde Rize’de meydana gelen olay, eğimli arazilerde yapılaşmanın zorunlu olduğu bölgelerde yaşanan göçmeleri gözler önüne serdi. Bu durum, istinat duvarlarının projelendirme, uygulama ve denetim süreçlerinin önemini bir kez daha gündeme getirdi. Dağlık arazi yapısı, dar yerleşim alanları ve yıl boyunca süren yoğun yağışlar, istinat duvarlarını Doğu Karadeniz’de konutlardan ulaşım ağlarına kadar birçok yapının temel unsurları haline getiriyor.

Yamaçlarda inşa edilen konutlar, karayolları ve altyapı tesisleri, toprağın hareketini engelleyerek can ve mal güvenliğini sağlama konusunda kritik bir rol oynuyor.

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) İnşaat Mühendisliği Bölümü Geoteknik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Osman Sivrikaya, Doğu Karadeniz’de son yıllarda yaşanan istinat duvarı çökmelerini değerlendirirken, bölgenin coğrafi yapısı, tasarım süreçleri ve uygulama hataları hakkında önemli bilgiler paylaştı.

“Karadeniz’in coğrafyası istinat duvarlarını daha kritik hale getiriyor”

Drenaj ve filtrasyon eksikliklerinin göçmeleri artırdığını vurgulayan Sivrikaya, “Topoğrafik olarak eğimli bir bölgede yaşıyoruz ve ülkemizde yağışın en fazla olduğu yerlerden biri burası. Ağırlık tipi taş istinat duvarlarının tasarımında bu iki faktör oldukça önemlidir. Genel olarak yıkılan istinat duvarlarının üç ana sebebi bulunmaktadır: Tasarım hatası, imalat hatası ve imalatın işlevsel olarak görevini yerine getirip getirmediği ile ilgili sorunlar. Karadeniz bölgesinde yaygın olarak kullanılan ağırlık tipi istinat duvarları, ekonomik açıdan 5 metreyi geçmeyecek şekilde tasarlanmalıdır. Ancak bu tür duvarlarda titizlikle ele alınması gereken iki ana etken vardır: drenaj ve filtrasyon. Aşırı yağışlar sebebiyle duvar arkasında oluşacak boşluk suyu basıncının engellenmesi için suyun drene edilmesi ve ince tanelerin geçişini engelleyen granüllerle filtrasyon malzemesi kullanılması gerekmektedir. Ne yazık ki, bölgemizde bu iki hususun çoğu zaman göz ardı edildiğini gözlemliyoruz. Bu durum göçmelere neden olmaktadır. Ayrıca, mühendislik hizmeti alınmadan yapılan istinat duvarlarında da benzer sorunlar yaşanabilmektedir” şeklinde konuştu.

“İstinat duvarı tasarımı uzmanlık gerektiriyor”

Sahada yaptıkları incelemelerde uygulama aşamasında önemli eksikliklerle karşılaştıklarını belirten Sivrikaya, “İstinat duvarlarının tasarımı, geoteknik mühendisliği çerçevesinde ele alınması gereken, uzmanlık gerektiren bir konudur. Projelerin yalnızca mühendislik eğitimi almış kişiler tarafından değil, aynı zamanda bu alanda lisansüstü eğitimini tamamlamış ve sahada deneyim kazanmış uzmanlar tarafından hazırlanmasını öneriyoruz. Çünkü istinat duvarı tasarımı, yalnızca paket programlara veri girerek elde edilen sonuçlardan ibaret değildir. Elde edilen verilerin doğru yorumlanması ve mühendislik bakış açısıyla değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Sahada yaptığımız gözlemler, uygulama aşamasında önemli eksikliklerle karşılaştığımızı göstermekte. Bazı imalatlar, yeterli eğitim almamış veya bu konuda deneyimi olmayan kişiler tarafından yapılıyor. Bu durum, bağlayıcı malzemelerin istenilen dayanım ve kaliteye ulaşamamasına neden olabiliyor ve yapının güvenliğini tehdit eden önemli bir risk oluşturuyor” dedi.

“Yükseklik arttıkça doğru sistem seçimi önem kazanıyor”

Yüksek istinat duvarlarında doğru sistem seçiminin önemine dikkat çeken Sivrikaya, “Ağırlık tipi istinat duvarlarında yükseklik arttıkça duvar gövdesine etki eden devrilme momenti de artmaktadır. Bu duvarlar, zeminden gelen yan yükleri kendi ağırlıklarıyla dengeledikleri için daha büyük ve ağır tasarlanmalıdır. Ancak ekonomik nedenlerle kesitlerin küçültülmesi veya mühendislik hesaplarının sağlıklı yapılmaması durumunda göçmeler meydana gelebilir. Nüfus artışıyla birlikte daha önce kullanılmayan alanların yapılaşmaya açılması, yüksek kot farklarına sahip bölgelerde daha yüksek istinat duvarlarının inşa edilmesini zorunlu hale getirmiştir. Bu tür yapılar için genellikle betonarme konsol istinat duvarları tercih edilmektedir. Yaklaşık 12 metre ve üzerindeki yüksekliklerde ise payandalı istinat duvarı gibi farklı taşıyıcı sistemlerin kullanılması daha uygun olacaktır” şeklinde ifade etti.

“En büyük eksiklik denetim”

“2018 yılında yürürlüğe giren Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği ile birlikte belediyeler ve bazı kamu kurumları, istinat duvarlarının projelendirilmesini zorunlu hale getirdi” diyen Sivrikaya, “Bu, son derece önemli ve doğru bir adımdı. Böylece tasarım süreçleri daha denetlenebilir hale geldi. Ancak şu anda en büyük sorun, proje hazırlanmasından ziyade uygulama ve denetim aşamasında yaşanmaktadır. Hazırlanan projelerin standartlara uygun şekilde uygulanıp uygulanmadığının yeterince denetlenememesi önemli bir eksikliktir. Etkin ve sürekli bir denetim mekanizması oluşturulması, benzer yapı sorunlarının önüne geçilmesi açısından büyük önem taşımaktadır” şeklinde konuştu.

Doğu Karadeniz’de İstinat Duvarı Krizi!
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

4T Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!