Kanser Tedavisinde Bitkisel Ürünlere Dikkat!

Kanser Tedavisinde Bitkisel Ürünlere Dikkat!
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Uzmanlar, kanser tedavisi sırasında hekim kontrolü olmadan bitkisel ve takviye ürünlerin kullanılmaması gerektiğine dikkat çekiyor. “Ne yazık ki alternatif tedavilere yönelen pek çok insan var. Hastaların bitkisel yöntemlerle tedavi edilmesi mümkün değil, keşke olabilse. Kemoterapi ile etkileşime girebilecek birçok bitki mevcut. Bitkisel tedaviler, ciddi karaciğer bozukluklarına ve siroza kadar varabilen sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle hastaların kendi başlarına bu tür ürünleri kullanmamaları gerekiyor” ifadeleri kullanıldı.

Her yıl milyonlarca insanı etkileyen kanser hastalıkları için tarama ve kontrollerin önemine vurgu yapan uzmanlar, teşhis sonrası hekim önerilerine uyulması gerektiğini belirtiyor. İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Burak Şakar ve Türk Jinekolojik Onkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Mehmet Faruk Köse, tedavi sürecinde vatandaşların alternatif ve tamamlayıcı yöntemlere yönelme eğiliminde olabileceğini dile getirdi. Yakın zamanda Resmi Gazete’de yayımlanan yeni yönetmelikle sağlık Bakanlığı onaylı tıbbi bitki çaylarının yalnızca eczanelerde satılacağı duyuruldu. Market ve aktarlardaki gıda amaçlı bitki çaylarının satışının ise devam edeceği bildirildi. Uzmanlar, onkoloji hastalarının tedavi süreçlerinde doktorlarına danışmadan herhangi bir bitkisel ürün ya da takviye kullanmamaları gerektiğine dikkat çekti.

“Bazıları kemoterapi ile çok etkileşebilen bitkiler”

Prof. Dr. Burak Şakar, hekim önerisi olmadan herhangi bir ürün kullanılmaması gerektiğini belirtti. “Kanser, epitel dokusundan kaynaklanan bir hastalıktır. Normal işlevini kaybedip kontrolsüz bir şekilde çoğalmaya başlar. Erkeklerde en sık görülen kanser türleri prostat, akciğer ve gastrointestinal kanserlerdir. Kadınlarda ise birinci sırada meme kanseri yer almaktadır. Gençlerde ise bazı kanser türleri daha erken yaşlarda ortaya çıkabiliyor. Obezite, kötü beslenme, sigara içme ve hareketsiz yaşam tarzı bu tür kanserlerin gelişiminde etkili faktörlerdir. Beslenmemize dikkat etmemiz çok önemli, çünkü sigara da önemli bir risk faktörüdür. Bitkisel tedavi yöntemleriyle hastaların tedavi edilmesi mümkün değil, bu tür zararsız karışımlara izin veriyoruz fakat bazı bitkiler kemoterapi ile ciddi etkileşimler gösterebiliyor. Bitkisel tedaviler, karaciğer bozukluklarına ve siroza kadar gidebilen ciddi sonuçlara yol açabilir. Bu nedenle kendi başlarına bu ürünleri kullanmamaları gerekiyor” dedi.

“Tarama testlerinden korkmasınlar, değişiklikler belirti olabilir”

Erken teşhisin tedavideki önemine dikkat çeken Şakar, “Dünya Sağlık Örgütü’nün kesin olarak tarama yapılmasını önerdiği bazı kanser türleri var. Meme kanseri için 40 yaşından itibaren yıllık mamografi taramasına başlanabilir. Kolon kanseri için 45 yaşından itibaren kolonoskopi önerilir. Ailede bu kanserlerden biri varsa, o kanserin görülme yaşından 10 yıl geriden tarama yapılmalıdır. Meme kanserini belirlemek için regl dönemleri dışında elle muayene yapılması önerilmektedir. Tuvalet alışkanlığındaki belirgin değişiklikler, kabızlık veya dışkı çapının sürekli ince olması da bir belirti olabilir. Belirtiler olmadan da bazı kanserler için tarama yapılması gerekmektedir. Kanser tipine ve bireyin genetik özelliklerine göre tedavi düzenlemeleri yapılabilmektedir. En önemli yöntemlerden biri immünoterapidir; bu, vücudun bağışıklık sisteminin kullanılarak yapılan tedavilerdir. Tarama testlerinden korkmamak gerektiğini belirtmek isterim. Bu testler genellikle can acıtmaz. Geç kalındığında, yanlış bir şey uygulandığında geri dönüşü çok zor oluyor” şeklinde konuştu.

“En korktuğumuz; yumurtalık kanseri”

Kadınların yıllık jinekolojik muayenelerini yaptırmalarının önemine dikkat çeken Prof. Dr. Mehmet Faruk Köse, “Dünya genelinde olduğu gibi Türkiye’de de meme kanseri kadın hastalıkları açısından en önemli kanser türüdür. Rahim içi zarı kanseri ve yumurtalık kanseri de sık görülmektedir. Rahim ağzı kanseri genellikle erken dönemde belirti vermez, ancak ilerlediğinde ciddi belirtiler ortaya çıkar. Düzensiz ve şiddetli adet kanamaları yaşayan kadınların doktora başvurması gerekmektedir. Menopoz sonrası 1 yılı geçen bir kadın kanama yaşarsa, mutlaka doktora görünmelidir. En çok korktuğumuz durum; yumurtalık kanseridir. 6 ay önce hiçbir problemi olmayan bir kadın, 6 ay sonra karın içerisinde yayılmış yumurtalık kanseriyle gelebilir” ifadelerini kullandı.

“Alternatif tedaviler peşinde gezen insanlar var”

Kadınların rutin jinekolojik muayeneleri hakkında konuşan Köse, “Türkiye’de maalesef her 10 kadından sadece biri düzenli muayene yaptırıyor. Bunların yalnızca yarısı taramalarını düzgün bir şekilde gerçekleştiriyor. Kanserde kanıta dayalı olmayan hiçbir yöntemden umut edilmemelidir. Bunu maalesef yaşıyoruz; kanser teşhisi konmuş, ameliyat yapılmış ve ardından kemoterapi ya da radyoterapi önerilmiştir. Ancak bazı hastalar alternatif tedavilere yönelmektedir” şeklinde sözlerine devam etti.

Kanser Tedavisinde Bitkisel Ürünlere Dikkat!
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

4T Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!