Türkiye’deki birçok kuruluş, personel mesai takibi amacıyla çeşitli biyometrik verileri kullanmaya yöneliyor. Parmak izi, yüz tanıma, iris/retina taraması, damar izi, el ayası verisi gibi yöntemlerle yapılan bu takibin çeşitli sorunları beraberinde getirdiği bildiriliyor. Kişisel Verileri Koruma Kurulu, biyometrik veri işlenmesine dair bir ilke kararı aldı. Kurul, mevcut mevzuatta çalışma sürelerinin takibine yönelik hükümler bulunsa da, mesai takibinin biyometrik veri kullanılarak yapılmasını açıkça öngören bir yasal düzenlemenin mevcut olmadığını vurguladı. Ayrıca, işçi-işveren ilişkisi çerçevesindeki güç dengesizliği nedeniyle çalışanların açık rızasının özgür iradeye dayanıp dayanmadığı konusunda belirsizlikler var. Bu bağlamda alınan karar, Resmi Gazete’de yayımlandı.
Biyometrik veriler yüksek koruma gerektiriyor
Karara dair değerlendirmelerde bulunan Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Yeni Medya Bölüm Başkanı Doç. Dr. Sefer Darıcı, biyometrik verilerin yüksek koruma gerektirdiğini ve bu verilerin yanlış ellerde ciddi riskler oluşturabileceğini belirtti. “Kişisel Verileri Koruma Kurulu, mesai takibi amacıyla biyometrik veri işlenmesine ilişkin ilke kararı almış ve bu karar Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Bu kararda, parmak izi, yüz tanıma, iris ve retina taraması gibi biyometrik verilerin özel nitelikli kişisel veriler olduğu ve ele geçirildiklerinde geri alınamaz niteliklerinden dolayı yüksek koruma gerektikleri vurgulanmıştır. Kamu ve özel sektör kuruluşları açısından bu durum oldukça kritik. Kurul, çalışma sürelerinin takibine dair hükümlerin mevcut olduğunu, ancak biyometrik veri işlenmesine yönelik açık bir yasal düzenlemenin olmadığını da ifade etti. İşçi ve işveren ilişkisi çerçevesinde açık rıza alınsa bile, bu rızanın özgür iradeye dayanıp dayanmadığı konusunda belirsizlikler bulunuyor” dedi.

“İlgili kurumların da gerekli değişiklikleri yapması gerekmektedir”
Doç. Dr. Darıcı, kararın veri sorumlularını ilgilendiren önemli noktalar içerdiğine dikkat çekti. “Veri minimizasyonu ve ölçülülük ilkeleri üzerinde durulmuş ve veri sorumlularının yükümlülüklerine vurgu yapılmıştır. Kurul kararı doğrultusunda, mesai takibi için biyometrik tanımlama sistemleri yerine alternatif ve daha az müdahaleci yöntemlerin tercih edilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Ayrıca, veri sorumlularının bu ilkelere uygun teknik ve idari tedbirleri almakla yükümlü olduğu, aksi takdirde çeşitli yaptırımların uygulanabileceği belirtilmiştir. Günümüzde birçok kamu kurumu, üniversite ve özel sektörde biyometrik veriler kullanılmakta. Çalışanların rızasıyla toplanıyor olsa da, işçi ve işveren arasındaki güç dengesizliği göz önüne alındığında bu rızanın özgür iradeye dayanıp dayanmadığı konusunda tereddütler bulunmaktadır. Bu nedenle ilgili kurumların gerekli değişiklikleri yapması önem arz etmektedir” ifadelerini kullandı.
Sancar Alp Fırat – Tufan Özyaşın
