ALIS26 Kongresi’nde Onkolojide Yeni Ufuklar

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bu yıl dokuzuncusu gerçekleştirilen ALIS26 Kongresi, Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencileri tarafından onkoloji temasıyla düzenlendi. “Oncoverse: Horizons in Cancer” başlıklı kongrede, dünya çapında önde gelen bilim insanları ile tıp öğrencileri bir araya geldi. Kongrede, kanser araştırmalarının geleceği, inovatif tedavi yöntemleri ve güncel bilimsel gelişmeler üzerinde duruldu.

Acıbadem Üniversitesi’nde 15-17 Mayıs tarihleri arasında düzenlenen ALIS26 – Oncoverse: Horizons in Cancer Kongresi, Türkiye’nin en büyük öğrenci organizasyonlu tıp kongrelerinden biri olarak dikkat çekti. Öğrenciler tarafından hazırlanan kongrede; immünoterapiler, yapay zekâ tabanlı tanı sistemleri, mikrobiyom araştırmaları, organoid teknolojileri, radyoterapi, CAR-T hücre tedavileri ve kişiselleştirilmiş kanser tedavileri gibi birçok alandaki son gelişmeler masaya yatırıldı. Massachusetts Institute of Technology (MIT) bünyesindeki Doç. Dr. Canan Dağdeviren, Fox Chase Cancer Center’dan Prof. Dr. Lorenzo Galluzzi, MD Anderson Cancer Center’dan Prof. Dr. James W. Welsh ve King’s College London’dan Prof. Dr. John Maher gibi önemli isimler, kongrede sunumlar gerçekleştirdi. Türkiye’nin çeşitli şehirlerinden ve yakın coğrafyadaki uluslararası tıp fakültelerinden gelen çok sayıda öğrenci, kongredeki bilimsel oturumlar ve panellerle yoğun ilgi gösterdi.

Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Özden Hatırnaz NG, ALIS’in Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencileri tarafından organize edilen bir bilimsel kongre olduğunu belirtti. “Bu yıl 9’uncusunu düzenliyoruz. Her yıl farklı bir tema belirleniyor. Bu yılki konumuz onkoloji evreni. ALIS, öğrencilere dünya çapında uzmanlarla bir araya gelme fırsatı sunuyor. Ayrıca standart kongrelerden farklı bir program oluşturarak güncel bilimi tartışma imkânı tanıyor. Öğrencilerimizin vizyonu burada büyük bir öneme sahip. Tüm düzenleyici komite tıp fakültesi öğrencilerinden oluşuyor ve müthiş bir hayal gücüyle kongre programlarını hazırlıyorlar. Ülkemizden ve yakın coğrafyadaki uluslararası tıp fakültelerinden çok sayıda öğrenci ALIS’e katılma fırsatı buluyor. Bu durum, 7 farklı kıtadan araştırmacıların bir araya gelmesini sağlıyor” dedi.

Doç. Dr. Canan Dağdeviren, geliştirdiği elektronik sütyen teknolojisi ile meme kanserinin erken teşhisinde devrim yaratabilecek bir buluşa imza attığını ifade etti. Cihazın insan denemeleri aşamasında olduğunu ve yaklaşık 1000 hasta üzerinde test edilmesi gerektiğini söyledi. Dağdeviren, “Eylül ayından itibaren 6 aylık bir izin aldım ve bu dönemde şirketleşme üzerine çalışmayı planlıyorum. İlk aşamada kliniklerde mamografiye ek olarak kullanılacak. Uzun vadede ise evde kullanılabilen, her kadının kolayca temin edebileceği bir cihaz haline dönüşmesini hedefliyoruz” diye belirtti.

Dağdeviren, cihazın tasarımına ilham veren kişisel bir hikâyesi olduğunu da vurguladı. “Yaklaşık 7 yıl önce, teyzemi meme kanseri nedeniyle kaybettim. Onun son günlerinde onu rahatlatmak amacıyla cihazın ilk çizimlerini yaptık. Yıllar içinde projelerimiz meme kanseri üzerine şekillendi. İlk denemelerde cihazın hassasiyetinin meme dokusu farklı olan hastalarda da etkili olduğunu görmek, bizim için büyük bir motivasyon kaynağı oldu. Amacımız sadece belirli bir gruba hitap etmek değil, tüm kadınları kapsayan bir sistem oluşturmak” dedi.

Erken tanının önemine dikkat çeken Dağdeviren, “Meme kanseri hikayesine sahip bireylerde hayatta kalma oranı yüzde 22’ye kadar düşerken, erken tanı ile bu oran yüzde 98’e çıkabiliyor. Bu nedenle kadınların memelerini sıkça ve objektif olarak kontrol ettirmeleri çok önemli. Bu cihazla, kadınların kafasında soru işareti kalmamasını sağlamayı hedefliyoruz. Evlerinde kullanabilecekleri ya da klinikte hızlıca sonuç alabilecekleri bir sistem geliştirmeyi planlıyoruz” şeklinde konuştu.

Kongrede, CAR-T hücre tedavilerindeki gelişmeler üzerine bilgi veren Prof. Dr. John Maher, bu tedavi yönteminin kan kanserlerinin tedavisinde büyük bir potansiyele sahip olduğunu vurguladı. “Kişinin beyaz kan hücreleri alınarak programlanıyor ve sentetik reseptörlerle tümör hücrelerini hedef alarak yok edebiliyoruz. Bu yöntem, sadece kan kanserlerinde değil, katı tümörlerin tedavisinde de ileride kullanılabilir” değerlendirmesinde bulundu.

Prof. Dr. Lorenzo Galluzzi ise tümör hücrelerinin ölürken bağışıklık sistemine alarm verebildiğini keşfettiğini belirtti. Galluzzi, “Bağışıklık sistemi, kanser hücrelerini tespit edip ortadan kaldırabiliyor. İmmünoterapinin yükselişi, tedavi yöntemlerini yeniden değerlendirmemizi sağlıyor. Radyoterapi ve kemoterapi hala geçerli, ancak bağışıklık sisteminin önemi göz ardı edilmemeli” dedi.

Galluzzi, immünoterapinin kemoterapi ve radyoterapi ile birlikte daha büyük bir tedavi optimizasyonu sağlayacağını ifade etti. “Bu süreç, tümör içerisindeki bağışıklık hücrelerinin miktarına bağlı olarak değişkenlik gösteriyor. Araştırmacılar, bu süreci etkileyen etmenleri belirlemek için çalışmalara devam ediyor” açıklamasında bulundu.

Galluzzi, kanseri kökünden ortadan kaldırmanın mümkün olmasa da, hastanın yaşam kalitesini artırmaya yönelik çalışmaların önemine değindi. “Önceden tespit edilemeyen lezyonları nasıl öngörürüz, buna odaklanmalıyız” dedi.

Son olarak, yapay zekanın tanı ve tedavi süreçlerinde devrim yarattığını ifade eden Galluzzi, “Dijital patoloji, kişiye özel tedavi seçenekleri ve tümör mikro ortamına yönelik yenilikler, hastalar için daha entegre bir yaklaşım geliştirmemize olanak tanıyor” diye ekledi.

ALIS26 Kongresi’nde Onkolojide Yeni Ufuklar
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

4T Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!