Acıbadem Kayseri Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ergün Seyfeli, hipertansiyonun genellikle gizli seyreden bir hastalık olduğunu belirtti. Seyfeli, “Hipertansiyon; hastalığın önemli bir kısmı sessiz seyretse de hastalar baş ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı ve çabuk yorulma gibi belirtilerle karşımıza çıkabiliyor” dedi.
Dünyada 1 milyardan fazla insanın hipertansiyon hastası olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Seyfeli, “Hipertansiyon, dünya genelinde en yaygın görülen kardiyovasküler risk faktörlerinden biridir. Ülkemizde de yaklaşık 15 ila 20 milyon arasında hipertansiyon hastası bulunmaktadır. Genellikle erişkin nüfusun yaklaşık üçte birinde, yani her on kişiden üçünde hipertansiyon gözlemlenmektedir. Hipertansiyon, kanın damar duvarına yaptığı basınç olarak tanımlanır ve 120/80 mmHg’nın altında normal kabul edilir. 140/90 mmHg üzerindeki değerler ise hipertansiyon olarak değerlendirilir. 120 ile 140 mmHg arasındaki değerler ise artmış kan basıncı olarak kabul edilir; bu durum, hipertansiyona aday hastalar olarak değerlendirilebilir.” şeklinde konuştu.
Hipertansiyonun kolaylıkla teşhis edilebilmesine rağmen, hastaların yaklaşık yarısının bu durumdan haberdar olmadığını vurgulayan Seyfeli, “Hastalığın sessiz seyretmesi ve belirgin bir şikayetinin olmaması bu durumun en önemli sebeplerindendir. Ancak hipertansiyon hastalarının önemli bir kısmında baş ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı ve çabuk yorulma gibi şikayetler görülebilmektedir. Özellikle hipertansiyon hastalarının %30’unda baş ağrısı yaşanmaktadır. Bu baş ağrısı genellikle enseden başlayarak başın tepe kısmına kadar ilerleyen baskı tarzında hissedilir. Tansiyonun ani ve hızlı yükselmesi ya da stres nedeniyle ortaya çıkan baş ağrıları bazen bulantı ve kusma gibi belirtilerle de birlikte olabilir.” ifadelerini kullandı.
Prof. Dr. Seyfeli, tansiyonun düzenli olarak kontrol edilmesi ve doğru bir şekilde ölçülmesi gerektiğinin altını çizerek, “Tansiyonumuzu genellikle 18 yaşından itibaren iki yılda bir, 40 yaşından sonra ise yılda bir kez mutlaka kontrol ettirmeliyiz. Ailesinde genetik olarak hipertansiyon olan bireylerin, 18 ile 40 yaş arasında da yılda bir kez kan basıncını ölçtürmeleri önemlidir. Tansiyon ölçümünde sıkça hatalar yapılmaktadır. Ölçüm öncesinde kişinin 20 dakika veya yarım saat yemek yememiş, çay, kahve, sigara ya da alkol tüketmemiş olması gerekmektedir. Ayrıca, hastanın efor sonrası dinlenmesi, otururken sırtını desteklemesi ve kolundaki sıkı giysilerin çıkarılması önemlidir. Kolun kalp seviyesinde olması ve desteklenmesi de doğru ölçüm için gereklidir. Manşon, dirsek seviyesinden 2-3 cm yukarıda bağlanmalı ve stetoskopun atardamara denk gelmesi sağlanmalıdır. Unutulmamalıdır ki, ayak ayak üstüne atmak ve ölçüm esnasında konuşmak tansiyonun yanlış ölçülmesine neden olabilir.” şeklinde açıkladı.
Hipertansiyon belirtilerinin beklenmemesi gerektiğini vurgulayan Seyfeli, “Tansiyon, kronik bir hastalıktır ve toplumda çok sık görülmesine rağmen genellikle hastalar bize hipertansiyona bağlı sorunlarla gelmektedir. Bu sorunlar arasında kalp krizi, kalp yetmezliği ve aort damarında anevrizma gibi genişlemeler sonucunda oluşan yırtılmalar yer almaktadır. Bu hastalar sadece kalp ve damar hastalıkları değil, felç, görme bozuklukları ve böbrek yetmezliği gibi durumlarla da karşılaşabilmektedir. Bu nedenle hipertansiyon hastalarının, komplikasyonlar gelişmeden önce tansiyonlarını kontrol ettirmeleri ve etkin bir tedavi ile hedef değerlerini korumaları gerekmektedir. Tansiyon hastalarının hedefi 120/80 mmHg’nın altında kalmaktır; bunun üzerindeki her 10 mmHg’lık artış, komplikasyon riskini artırmaktadır. Yıllık kontrollerini yaptırmaları ve şikayet beklememeleri önemlidir. Dijital tansiyon aletlerinin yaygınlaşması sayesinde bireyler kendi tansiyonlarını kolayca ölçebilir. Eğer tansiyon 140/90 mmHg ve üzerinde seyrediyorsa, bir sağlık kuruluşuna başvurmak faydalı olacaktır.” dedi.
