Hantavirüs Endişesi: MV Hondius Gemisi ve Riskler

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Dünya gündeminde yerini alan MV Hondius keşif gemisindeki hantavirüs vakaları, pandemilerin etkisiyle birlikte kamuoyunda yeni bir endişe yarattı. İstanbul Arel Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Aylin Dağ Güzel, virüsün yayılma dinamikleri ve bulaşma riskleri üzerine önemli değerlendirmelerde bulundu.

Pandemilerin ardından dünya, yeni bir virüs haberiyle tekrar tetiklenmiş durumda. Arjantin’den hareket eden MV Hondius adlı keşif gemisinde ortaya çıkan hantavirüs vakaları, İsviçre’den ABD’ye kadar uzanan geniş bir temaslı takibini zorunlu hale getirdi. Dr. Aylin Dağ Güzel, bu konudaki merak edilen soruları yanıtladı.

“Bu virüs yeni bir düşman değil”

Dr. Aylin Dağ Güzel, hantavirüsün tarihi geçmişine dikkat çekerek, “Hantavirüsler tıp dünyası için yeni bir tehdit değil. Bu grubu, Bunyaviridae ailesine ait, zarflı RNA virüsleri olarak 1978 yılından bu yana tanıyoruz. Kemirgenler ve böcekçiller aracılığıyla yayılan en az 40 türü bulunuyor. Her bir virüs tipi, kendine özgü bir kemirgen türüyle konakçılık ilişkisi kuruyor. Aslında doğada uzun yıllardır var olan zoonotik bir etken ile karşı karşıyayız” şeklinde konuştu.

“Andes virüsünü diğerlerinden ayıran kritik fark”

MV Hondius gemisindeki vakaların neden bu denli dikkat çektiğine dair açıklamalarda bulunan Güzel, “Andes” virüsünü vurgulayarak, “Dünya gündemini meşgul eden asıl mesele, Arjantin’e özgü olan Andes Hantavirüsü (ANDV). Bu tür, dünyada insandan insana bulaşabildiği belgelenmiş tek Hantavirüs türüdür. Gemiyle bağlantılı 8 vakanın 6’sının kesinleşmesi ve 3 kayıp olması, virüsün vücut sıvılarında (kan, tükürük, idrar) tespit edilebilmesi endişeleri artırdı. Ancak literatürdeki veriler ve Dünya Sağlık Örgütü’nün güncel raporları, MV Hondius gemisindeki vakaların insandan insana bulaşma sonucu olmadığına işaret ediyor. Hastalığın bu yolla geçişi son derece nadir gerçekleşiyor. Şu an için yaygın bir pandemi riski ile karşı karşıya olduğumuzu söylemek doğru olmaz; ancak temaslı takibi ve izolasyon hayati önem taşımaktadır” dedi.

“İki farklı coğrafya, iki farklı hastalık”

Hastalığın seyrine ve coğrafi dağılımına dair detaylar veren Dr. Güzel, “Hantavirüs dediğimizde tek bir hastalıktan söz etmiyoruz. Amerika kıtasında Sin Nombre ve Andes gibi virüsler, ağır akciğer tutulumu ve yüksek ölüm oranları ile seyreden Hantavirüs Kardiyopulmoner Sendromu’na (HCPS) neden oluyor. Avrupa ve Asya coğrafyasında ise Puumala ve Dobrava gibi virüsler, ateş, kanama ve akut böbrek yetmezliği ile karakterize olan Renal Sendromla Seyreden Hemorajik Ateş (HFRS) tablosuna yol açıyor” şeklinde bilgi verdi.

Türkiye için risk analizi ve korunma yolları

Türkiye’deki durumu değerlendiren Dr. Güzel, vatandaşlara şu uyarılarda bulundu: “Türkiye’de hantavirüslerin yaban hayatındaki kemiricilerdeki varlığı, ilk kez 2004 yılında bir saha çalışması ile bildirilmiştir. Zonguldak-Bartın’da 2009’da da ilk vaka rapor edilmiştir. Türkiye’deki vakalar genellikle Avrupa tipi (Renal Sendromla Seyreden Hemorajik Ateş -HFRS) olup, ölüm oranları Amerika kıtasına kıyasla oldukça düşüktür. Kırsal alanlarda, atıl bırakılmış depolarda veya kemirgenlerin yoğun olduğu bölgelerde, virüslü atıkların solunmasıyla sporadik vakalar görüyoruz. Vatandaşlarımıza en büyük uyarım; kapalı, uzun süre kullanılmayan depo ve bodrum gibi alanlara girmeden önce mutlaka ortamı havalandırmalarıdır. Temizlik yaparken kuru süpürmeden kaçınılmalı, virüsün havaya karışmasını önlemek için ortam dezenfektanla ıslatılmalıdır. Riskli alanlarda maske (mümkünse N-95), koruyucu gözlük ve eldiven kullanımı zorunludur.”

“Erken tanı hayat kurtarır”

Hastalığın başlangıç aşamasında griple (influenza) kolaylıkla karıştırılabileceğini belirten Güzel, tedavi süreçlerine dair şu bilgileri paylaştı: “İlk evrede yüksek ateş, halsizlik ve şiddetli kas ağrıları görülebilir. Eğer kişi son dönemde kemirgenlerin bulunduğu bir ortamda bulunmuşsa ve bu belirtilere nefes darlığı veya böbrek ağrısı ekleniyorsa, vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurmalıdır. Şu an için onaylanmış bir aşımız ya da virüse özgü spesifik bir ilacımız yok. Ancak erken tanı sonrası sağlanan yoğun bakım desteği ve sıvı dengesinin korunması, hayatta kalma şansını en üst seviyeye çıkarıyor. 12 Mayıs 2026 itibarıyla küresel bir panik havasına gerek yok; fakat bireysel korunma ve profesyonel izlem günümüzde her zamankinden daha kritik bir öneme sahiptir.”

Hantavirüs Endişesi: MV Hondius Gemisi ve Riskler
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

4T Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!