Hantavirüs Panik Değil, Tedbir Gerektiriyor!

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Liv Hospital Ankara Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Duran Tok, Hantavirüs ile ilgili açıklamalarda bulundu. Tok, “Hantavirüs şu an ciddi bir pandemi tehdidi oluşturmuyor. Panik yapmaktansa, gerekli önlemleri almak daha önemlidir” ifadelerini kullandı.

Hantavirüsün son günlerde Güney Amerika açıklarındaki bir yolcu gemisinde tespit edilen vakalar ve Andes virüsü varyantının insandan insana bulaşma potansiyeli nedeniyle yeniden gündeme geldiğini belirten Prof. Dr. Tok, bu durumun virüsün sadece çevre sağlığı sorunu olmanın ötesine geçtiğini ve hastane enfeksiyon kontrolü gerektiren bir mesele haline geldiğini vurguladı.

“Fare hastalığı hakkında gerçekler”

Tok, Hantavirüsün doğada özellikle tarla fareleri ve bazı kemirgen türlerinin salgılarında (idrar, dışkı, tükürük) bulunduğunu belirtti. “İnsana genellikle bu atıklarla temas veya atıkların kuruyarak havaya karışması sonucu tozların solunmasıyla bulaşır. Virüsün kuluçka döneminin 1-8 hafta arasında değişmesi, kaynağın tespitini zorlaştırmaktadır” dedi.

“Gemideki hantavirüs türü daha ölümcül”

Hantavirüslerin iki ana gruba ayrıldığını dile getiren Tok, “Eski Dünya (Avrupa/Asya – böbrek tutulumlu) ve Yeni Dünya (Amerika – akciğer tutulumlu) olarak sınıflandırılır. Asya-Avrupa kökenli türlerde ölüm oranı genelde daha düşüktür. Ancak, Güney Amerika açıklarındaki yolcu gemisinde (MV Hondius) görülen vakalar daha ciddi seyreden bir gruba aittir” şeklinde konuştu.

“Kanamalı Ateşli Böbrek Sendromu ülkemizde baskın form”

Prof. Dr. Tok, hastalığın iki farklı sendromunu açıkladı. “Daha ciddi seyreden Hantavirüs KardiyoPulmoner Sendromu’nda, ateş, kas ağrısı, halsizlik ve ciddi sindirim sistemi semptomları görülür. Hızla ilerleyen akciğer ödemi ve şok da bu sendromun belirtilerindendir. Bu form Amerika’da yaygındır. Ülkemizde ise Kanamalı Ateşli Böbrek Sendromu baskın olan formdur ve ateş, baş ağrısı, kas ağrısı, bulantı, karın-bel ağrısı ve akut böbrek hasarı gibi belirtilerle kendini gösterir” dedi.

“Toplumun alması gereken önlemler”

Tok, toplumun hantavirüse karşı alabileceği üç temel önlemi şöyle sıraladı:

Temizlikte ıslak yöntem kullanmak; kömürlük, depo veya eski evleri temizlerken kuru süpürge veya elektrikli süpürge kullanılmamalıdır. Tozun havaya karışması virüsün solunmasına neden olabilir. İlk olarak alan çamaşır sulu suyla (yüzde 10 çamaşır suyu) ıslatılmalı, 5-10 dakika beklenmeli ve ardından silinmelidir. Kemirgen kontrolü; evlerin girişleri kapatılmalı ve gıdalar kapalı cam veya metal kaplarda saklanmalıdır. Kişisel koruma; kırsal alan temizliklerinde maske ve eldiven kullanılmalıdır. Dış ortama dayanıklı virüsler bulunmadığı için temizlik ve hijyen ile yayılımın önüne geçilebilir.

“Yalancı griple karışabilir”

Hantavirüsün halk sağlığı açısından önemli tehditler barındırdığını ifade eden Tok, “Hastalık sık görülmemekle birlikte bulaştığında akciğer ve böbrek yetmezliği gibi hayati riskler oluşturabilir. Ayrıca, ilk belirtiler grip ile karıştırılabileceği için yalancı grip riski de göz önünde bulundurulmalıdır. Kemirgen teması öyküsü varsa veya nefes darlığı eklenirse durum acil bir hal alır” şeklinde uyardı.

“Yeniden bir pandemi ihtimali yok ama tedbir şart”

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) yetkililerinin hantavirüsün insanlar arasında yalnızca uzun süreli ve çok yakın temas sonucunda yayıldığını bildirdiğini hatırlatan Tok, “İnsandan insana bulaşma Andes suşuna özgü ve son derece nadirdir. Ayrıca, toz ve enfekte kemirgen dışkıları yoluyla bulaşması nedeniyle küresel bir pandemi riski düşüktür. Hantavirüs şu an ciddi bir pandemi tehdidi oluşturmuyor, ancak bireysel düzeyde öldürücülüğü yüksek olduğu için farkındalık şarttır. Bu nedenle, panik yapmaktan ziyade tedbir almak önemlidir” dedi.

“Erken başvuruda testler negatif çıkabilir”

Tok, tanı için hastanın öyküsünün ve klinik şüphelerin önemli olduğunu belirtti. “Örneğin, kırsal alan, tarla, orman, depo veya kemirgenlerle temas öyküsü olan ve ateşi olan hastalarda klinik şüphe mutlaka akla gelmelidir. Laboratuvar tanısı genelde ELISA ile hantavirüs IgM/IgG antikorlarının gösterilmesi veya erken dönemde viral RNA’nın saptanması ile konulur. Erken başvurularda testler negatif çıkabileceğinden, klinik şüphe devam ediyorsa tekrar test yapılmalıdır” şeklinde konuştu.

“Tedavide sadece destekleyici bakım uygulanıyor”

Hastalığın spesifik bir tedavisi bulunmadığını vurgulayan Tok, “Tedavi tamamen destekleyici bakım şeklindedir. Sıvı-elektrolit dengesinin dikkatli yönetimi, oksijen desteği ve gerektiğinde yoğun bakım desteği sağlanmalıdır” dedi.

Hantavirüs Türkiye’de yeni değil

Türkiye’de Hantavirüs ile ilgili 1997 yılından bu yana, özellikle Karadeniz Bölgesi’nde zaman zaman vakalar bildirildiğini kaydeden Tok, hastalığın yeni olmamasına rağmen öneminin nedenine dair şu bilgileri verdi:

“Söz konusu gemideki Andes suşu, bizim coğrafyamızdaki türlerden farklıdır. Andes türü akciğerleri etkileyerek çok daha ağır seyredebilmektedir. Ülkemizde risk düşük olmakla birlikte, başta kırsal alanlar olmak üzere tarım ve hasat sezonunda kemirgen temasından kaçınılmalı, hijyen kurallarına riayet edilmelidir.”

Hantavirüs Panik Değil, Tedbir Gerektiriyor!
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

4T Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!