Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Antalya Diplomasi Forumu çerçevesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile gerçekleştirdikleri görüşmenin ayrıntılarını paylaştı. Rektör Özkan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın desteğiyle üniversite bünyesinde kurulan CAR-T ve Hücresel Tedaviler Üretim Merkezi’nde öncelikle kan kanseri tedavilerine başlanacağını, ardından diğer kanser türleri ve kanser dışı hastalıklar üzerinde çalışmaların genişletileceğini ifade etti. Özkan, “Bu merkezde kan kanseriyle başlayacağız ve daha sonra diğer kanser türlerine ve kanser dışı hastalıklara yönelmek istiyoruz. Cumhurbaşkanımız sağlık konusunun savunma sanayi kadar önemli olduğunu belirtti. Türkiye’nin stratejik hedefleri açısından bu duruma dikkat çekti. Çünkü savaş zamanlarında hava ve kara sahası kapanıyor, birçok şeye ulaşım mümkün olmuyor. Bu durumda kendi kaynaklarımızla yetinmek zorundayız” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Antalya Diplomasi Forumu sırasında Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ile Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan’ı kabul etti. Görüşmede, Akdeniz Üniversitesi’nin sağlık alanındaki projeleri ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın destekleriyle hayata geçirilen İleri Sağlık Araştırma Merkezi’nin CAR-T ve Hücresel Tedaviler Üretim Merkezi hakkında sunum yapıldı. Merkez, özellikle lösemi, lenfoma ve kemik iliği kanserlerinde kullanılan CAR-T hücre tedavisinin yerli üretimi ve klinik uygulamaları üzerine odaklanıyor. Akdeniz Üniversitesi’nde kurulan bu merkez, Türkiye’de üniversite temelli olarak gerçekleştirilen ilk CAR-T altyapısı olma özelliği taşıyor.
Prof. Dr. Özlenen Özkan, görüşmeyle ilgili İHA’ya yaptığı açıklamada, göreve geldiği ilk yıl Cumhurbaşkanı Erdoğan’a projeyi sunduğunu, son görüşmede Erdoğan’ın projeyi tüm detaylarıyla hatırlamasının kendisini şaşırttığını ifade etti. Özkan, “İlk göreve geldiğimizde hemen Cumhurbaşkanımıza gidip ne yapmak istediğimizi anlattım. Akdeniz Üniversitesi sağlıkta gerçekten bir marka. İlk rektör olduğumda aklıma gelen projeler sağlıkla ilgiliydi. Kanserle ilgili bazı planlarımız vardı. Cumhurbaşkanımıza o zaman konuyu açmıştım ve sağ olsun bize destek vermişti. Bu görüşmemizde de yaptıklarımızı anlattım. O zaman konuştuğumuz konuları çok ilginç bir şekilde benden daha iyi hatırladı. Bu da beni oldukça şaşırttı” şeklinde konuştu.
Özkan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın projeye büyük bir dikkatle yaklaştığını vurguladı. “Bir ülkenin lideri olarak, ülkeye ciddi bir hizmet getirebileceği için projeye ilgi gösteriyor. O zaman da çok yakından ilgilenmişti. Hafızası beni gerçekten etkiledi. Bu görüşmemizde neler yaptığımızı ve bu merkezin potansiyelini ele aldık ve tam destek aldık. Bu da bizi mutlu etti” dedi.
Merkezin temel hedefinin kanser tedavisinde en son teknolojileri kullanmak olduğunu belirten Özkan, hücresel tedavilerin gelecekte çok daha geniş bir alanda uygulanabileceğini ifade etti. “Bu merkezin en büyük görevi kanser tedavisi. Bu, kanser tedavisinin en son teknolojisi. Sürecin sadece kanserle sınırlı kalmayacağını düşünüyorum. CAR-T ve hücresel tedaviler, gelecekte birçok tedavi yönteminin yerini alacak. Bu açıdan Türkiye’nin geç kalmaması gerekiyor. Biz de Türkiye’nin dünyada 8’inci merkezi olarak üzerimize düşeni yapmaya çalışıyoruz” dedi.
Türkiye’nin sağlık hizmetleri alanında güçlü bir ülke olduğunu ancak teknoloji geliştiren bir ülke olması gerektiğini vurgulayan Özkan, “Türkiye çok iyi sağlık hizmeti sunan bir ülke. Ancak bu hizmetin yanı sıra, o teknolojiyi de geliştiren bir ülke olmalıyız. Biz de bu sorumlulukla yola çıktık. Merkezde kan kanseriyle başlayacağız, ardından diğer kanser türlerine ve kanser dışı hastalıklara yönelmek istiyoruz” diye ekledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmesinde sağlık alanının stratejik önemine de vurgu yaptığını kaydeden Özkan, “Cumhurbaşkanımız sağlığın savunma sanayi kadar önemli bir konu olduğunu belirtti. Türkiye’nin stratejik hedefleri açısından buna dikkat çekti. Sonuç olarak, birçok savaş ve çatışma sırasında hava ve kara sahası kapanıyor, birçok şeye ulaşım mümkün olmuyor. Bu nedenle kendi kaynaklarımızla yetinmek zorundayız” dedi.
Özkan, tedavinin en yakın uygulama merkezlerinden birinin İsrail’de bulunduğunu ve maliyetinin yaklaşık 1 milyon dolar civarında olduğunu belirterek, “Bu tedavi en yakın İsrail’de ve maliyeti 1 milyon dolar. Bu nedenle, oraya gidip para harcamamak ve yerli üretimi sağlamak gerekiyor. Herhangi bir sorun olduğunda bu hizmeti vatandaşlarımıza sunabilmek çok daha güvenli olacak. Kendi hastanıza kendiniz sunuyorsunuz; bu da güven veriyor. Bu açıdan baktığınızda bir taşla birkaç hedefe ulaşmış oluyorsunuz” ifadelerini kullandı.
Prof. Dr. Özlenen Özkan, hücresel tedavilerin ilerleyen dönemde birçok hastalıkta ilk basamak tedavi haline gelebileceğini belirterek, “Bugün birçok hastalıkta belirli algoritmalar var; önce bir tedavi uygulanır, sonuç alınamazsa başka bir basamağa geçilir. Bence bu işi şimdi yapıyor olmak çok önemli. İnşallah sonu da çok iyi olur. Çünkü biz bu işe iyi niyetle başladık ve birçok hasta bunu umutla bekliyor” dedi.
Merkezin ruhsat sürecine dair bilgi veren Özkan, hazırlıkların tamamlandığını ve ruhsat alınır alınmaz hastaların tedaviye kabul edileceğini açıkladı. “Şu anda bir müfettişimiz burada. Biz bu merkeze ruhsatı alır almaz, ki o ruhsatı almak için hazırlıklarımızı tamamladık, tedaviye başlayacağız. Birçok hasta bu ruhsatı bekliyor. Umarım en kısa zamanda hastalarımızı alnımızın akıyla, şifayla evlerine gönderebiliriz” şeklinde konuştu.
Yeni hastane binası ve yoğun bakım kapasitesinin artırılmasına dair değerlendirmelerde bulunan Özkan, Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nin bölge için bir referans merkezi olduğunu vurguladı. “Akdeniz Üniversitesi Hastanesi bir referans hastane. Birçok travmada ve organ naklinde ilk akla gelen merkez olmak benim için büyük bir gurur kaynağı. Ancak bu hizmeti verirken bizi en çok zorlayan konu yoğun bakım yetersizliğiydi. Bir bloğumuz yandı. Antalya’daki büyük kurumlar bize yardım edecek. O farkındalığın artması açısından bunun önemli olduğunu düşünüyorum. Yardımlarla birlikte yanan merkezimizi 6 ay içinde yeniden açmayı planlıyoruz. Ayrıca Cumhurbaşkanımızın desteğiyle 900 yataklı hastanemiz de gündeme gelecek. Yoğun bakım sayımız artacak. Yoğun bakım kapasitesi, birçok tedaviyi uygularken bizi en çok yavaşlatan basamaktı. Yoğun bakım yetersizliği nedeniyle birçok hastamı kabul edemiyorum çünkü yoğun bakımlarım dolu” dedi.
Yeni hastanenin hizmete girmesiyle birlikte hem Antalya’nın hem de Türkiye’nin önemli ölçüde rahatlayacağını belirten Özkan, “Bu hastane açılır açılmaz herkes çok rahatlayacak. O yüzden müteahhit firmayla yakın temas halindeyiz ve sürecin hızla tamamlanmasını istiyoruz. Yukarıdan gelen maddi destek de sürecin hızlanması açısından önemli. Onlarla sürekli iletişim halindeyiz. Bu hastaneyi en kısa zamanda Antalya’nın ve Türkiye’nin hizmetine sunmayı çok arzuluyorum” şeklinde konuştu.
