Hiç Şikayetim Yoktu! Hipertansiyon Sessiz Tehlike

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Uzmanlar, belirti vermeden ilerleyen hipertansiyonun kalp, beyin, böbrek ve gözlerde geri dönüşü olmayan hasarlar oluşturabileceği konusunda uyarıyor. Bu nedenle düzenli tansiyon ölçümünün büyük bir öneme sahip olduğu vurgulanıyor.

Son günlerde sağlık kuruluşlarına başvuran birçok hastanın, “Şu ana kadar tansiyonla ilgili hiçbir şikayetim olmadı” dediği ifade ediliyor. Uzmanlar, bu tür bir söylemin yanıltıcı olduğunu belirtiyor. Hastaların geçmişleri incelendiğinde, tansiyonlarını hiç ölçtürmedikleri ve herhangi bir rahatsızlık hissetmedikleri için sorun olmadığını düşündükleri gözlemleniyor. Hipertansiyonun, dünyada en yaygın görülen rahatsızlıklardan biri olduğu hatırlatılıyor.

İmperial Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Yüksel Çiçek, hipertansiyonun çoğu zaman belirti vermeden ilerlemesinin en önemli özelliği olduğunu belirterek kritik uyarılarda bulundu.

Hastanelerde yatan birçok ağır hastalığın temelinde hipertansiyonun yattığını söyleyen Çiçek, “Son günlerde en sık duyduğum ve yanlış yorumlanan ifadelerden biri, ‘şu ana kadar tansiyonla ilgili hiçbir şikayetim olmadı’ söylemidir. Bize başvuran hastaların öykülerini sorguladığımızda, tansiyonlarının ne kadar süredir yüksek seyrettiğini soruyoruz. Aldığımız yanıtlar genellikle, ‘Hiç ölçüm yaptırmadım, herhangi bir şikayetim yoktu’ şeklinde oluyor. Bu ifadenin yanlışlığına özellikle dikkat çekmek istiyorum. Hipertansiyon, dünyada en yaygın hastalıklardan biridir. En önemli özelliklerinden biri, ciddi şikayetlere veya belirgin bulgulara neden olmadan seyrettiğidir. Bu nedenle, hiçbir şikayeti olmayan bireylerde tansiyonun normal olduğu yönünde yanlış bir algı oluşmaktadır. Oysa yüksek tansiyon çoğu zaman belirti vermez. Bazen baş ağrısı, kulak çınlaması, baş dönmesi ya da burun kanaması gibi belirtiler görülebilir, ancak genellikle sessiz seyreder. Bu yüzden, bireyler tansiyonlarını düzenli olarak ölçmedikçe yüksek tansiyona sahip olduklarının farkına varamazlar. Hastanelerde yatan ağır hastalıklar arasında hipertansiyonun birçok tablonun temelinde yer aldığını görmekteyiz,” dedi.

Hipertansiyonun önemi

Çiçek, “Kalp yetmezliği, kalp damar tıkanıklıkları, kalp krizleri, ciddi ritim bozuklukları ve aort damarının genişlemesi gibi durumların altında yatan nedenler arasında hipertansiyon ilk sırada yer almaktadır.” şeklinde konuştu ve şu bilgileri ekledi:

“Aynı şekilde, beyin damar tıkanıklıkları, beyin kanamaları ve böbrek yetmezliğinin nedenleri araştırıldığında da en önemli etkenin hipertansiyon olduğu gözlemlenmektedir. Göz damar hastalıkları ve buna bağlı gelişen görme bozukluklarının altında da hipertansiyon önemli bir neden teşkil etmektedir. Bu nedenle, ‘hiç şikayetim yoktu, ölçüm yaptırmadım, bilmiyordum’ cümlesini artık değiştirmemiz gerekmektedir. Günümüzde ulaşılabilir maliyetlerle tansiyon ölçüm cihazlarına sahip olmak mümkündür. Her evde mutlaka bir tansiyon ölçüm cihazı bulunmalıdır. Cihazın çok pahalı ya da çok özellikli olması gerekmez; önemli olan doğru ölçüm yapabilmesidir. Tansiyon sorunu olmasa bile, erişkin yaşa ulaşmış, özellikle 30 yaş üzerindeki bireylerin tansiyonlarını altı ayda bir, yılda bir ya da gerekirse üç ayda bir ölçmeleri faydalıdır. Bu sıklık kişiye göre artırılabilir; kesin bir kural yoktur. Önemli olan, dinlenmiş halde ve doğru ölçüm tekniğiyle zaman zaman tansiyonun kontrol edilmesidir. Ölçüm değerleri 13,5/8,5 ve üzerinde çıkıyorsa, tek bir ölçüm yeterli değildir. Bir hafta boyunca sabah ve akşam yapılan düzenli ölçümlerde ortalamanın bu değerlerin üzerinde seyretmesi durumunda mutlaka bir kardiyoloji hekimiyle görüşülmesi önerilmektedir.” dedi.

Çiçek, “Kardiyoloji hekimi, yapacağı değerlendirmede fizik muayene, kalp grafisi, ekokardiyografi, laboratuvar tetkikleri, idrar tetkiki ve gerekirse batın ultrasonu ve böbrek damarı için doppler incelemesi yaparak, hipertansiyondan kaynaklı kalp yetmezliği, kalp duvarlarında kalınlaşma, aort damarında genişleme, kalp damar daralması, ritim bozukluğu, böbrek fonksiyonlarında bozulma olup olmadığını değerlendirecek ve uygun tedavi planını önerecektir. Ayrıca, göz damarlarında etkilenme olup olmadığını kontrol etmek için göz hastalıkları hekimine yönlendirme yapılabilir.” diyerek ekledi.

Çiçek son olarak, “Burada özellikle vurgulamak isterim ki, korkulması gereken ilaç kullanmak değil, tansiyonun tedavi edilmemesidir. Hipertansiyon kontrol altına alınabilir bir hastalıktır; ancak sessiz seyrettiği için uzun yıllar tedavisiz kaldığında kalp, böbrek, beyin ve göz gibi hayati organlarda kalıcı ve ciddi hasarlara yol açabilir. Bu hasarların çoğu, ne yazık ki geri döndürülemez hale gelebilmektedir.” şeklinde konuştu.

Hiç Şikayetim Yoktu! Hipertansiyon Sessiz Tehlike
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

4T Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!