Sosyal Medyada Gerçek ve Sahteyi Ayırt Etmek Zor!

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Yeni Medya ve İletişim Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Sarphan Uzunoğlu, sosyal medya platformlarında yayılan içeriklerin gerçekliğini ayırt etmenin giderek zorlaştığına dikkat çekerek önemli uyarılarda bulundu. Düşük kaliteli videolar, görseller ve seslerin hızla üretildiği bir ortamda, “AI slop” (yapay zeka kirliliği) olarak tanımlanan bu süreç, çocuklar ve gençler üzerinde olumsuz etkiler yaratma potansiyeline sahip. Dr. Uzunoğlu, “Yüksek etkileşimli içeriklere bağımlılık artıyor. Gerçeklik algısı ve dikkat kapasitesi aşınıyor. Kullanıcılar için doğru, önemli ya da güvenilir olan şeyler giderek belirsizleşiyor” dedi.

We Are Social ve Meltwater tarafından hazırlanan Dijital 2025 Türkiye Raporu’na göre, Türkiye’deki aktif internet kullanıcı sayısı 77,3 milyona ulaştı. Türkiye, internet kullanımında en yaygın ülkeler arasında yer alırken, sosyal medya kullanımına olan ilgi de her geçen gün artıyor. 2025 yılı itibarıyla Türkiye’deki sosyal medya kullanıcı sayısının 60 milyona yaklaşması bekleniyor.

Ekran başında geçirilen süre hızla artarken, Dr. Uzunoğlu, yapay zeka ile üretilen yanıltıcı içeriklere karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguladı. Sosyal medya platformlarında manipülatif amaçlarla bazı içeriklerin yayıldığını belirten Dr. Uzunoğlu, genç kullanıcıların yanı sıra ailelere ve güvenilirliklerini korumak isteyen firmalara da önerilerde bulundu.

Dr. Uzunoğlu, “AI slop” içeriklerin yalnızca kullanıcılar ya da içerik üreticileri tarafından yaratılan bir sorun olmadığını kaydetti. “Günümüzde sosyal medya platformları, içeriğin doğruluğundan çok dolaşıma girme potansiyelini ödüllendiriyor. Düşük ve orta kalite, hızlı tüketilen ve duygusal tepki üreten içerikler, bu nedenle daha görünür hale geliyor. Gelecekte platformlar, iki yönde baskı altında kalacak. Bir yandan regülasyonlar ve kamu baskısı artarken, diğer yandan kendi iş modellerini sürdürebilmek için yüksek etkileşimli içeriklere bağımlılık sürecek. Bu durum, platformların ‘tarafsız aracı’ iddialarını inandırıcılıktan uzaklaştırıyor. Mesele, sadece yapay zekanın daha fazla içerik üretmesi değil, platformların neyi öne çıkardığına dair editoryal kararlarıdır” şeklinde konuştu.

Dr. Uzunoğlu, “Kullanıcılar açısından en büyük sorun, içeriklerin gerçek mi yoksa sahte mi olduğunu ayırt edebilecek zaman, dikkat ve zihinsel mesafenin ortadan kalkmasıdır. Dijital platformlar, kullanıcıları düşünmeye değil, hızlıca tepki vermeye yönlendiriyor. Sürekli akan içerik, bildirimler ve öneriler, kullanıcının içerikle kurduğu ilişkiyi düşünmeden, refleksif bir tüketime dönüştürüyor. Bu ortam, ayırt etme kabiliyetini zayıflatıyor ve bu ihtiyacı bastırıyor” dedi.

Bu durumun çocuklar ve gençler üzerinde birçok olumsuz etkisi olabileceğini söyleyen Dr. Uzunoğlu, “Hızlı, duygusal ve çoğu zaman manipülatif içeriklerle karşılaşan genç kullanıcılar için ‘doğru’, ‘önemli’ ya da ‘güvenilir’ olan şeyler giderek belirsizleşiyor. Algoritmaların en çok etkileşim üreten içeriği öne çıkardığı bir ortamda, gerçeklik çoğu zaman görünürlükle karıştırılıyor. Çok izlenenin doğru, çok paylaşılanın değerli olduğu yönünde örtük bir öğrenme süreci işliyor. Bu durum, uzun vadede eleştirel düşünmenin zayıflamasına ve yüzeysel bir dünya algısının normalleşmesine yol açabilir. Ayrıca, çocuklar ve gençler sürekli dikkat ekonomisi içerisinde büyüdükleri için sabır, derinlik ve bağlam gerektiren düşünme biçimleri geri planda kalıyor” ifadelerini kullandı.

Ailelere de önemli görevler düştüğünü belirten Dr. Uzunoğlu, “Konuyu sadece yasaklama ya da kontrol etme refleksiyle ele almamalıyız. Çocukları dijital dünyadan izole etmek, hem mümkün değil hem de sağlıklı bir çözüm değil. Asıl ihtiyaç, çocuklarla birlikte içerik üzerine konuşmak, ne izlediklerini değil, bunların neden karşılarına çıktığını, ne hissettirdiğini ve ne amaçladığını birlikte düşünmektir. Bu tür sohbetler, çocukların dijital ortamda karşılaştıkları içeriklere mesafe koyabilme ve sorgulama becerilerini güçlendirir. Bu noktada bazı düzenlemeler yapılabilir. Platformların çocuklara yönelik öneri sistemlerinin şeffaflaştırılması, yaşa duyarlı algoritmaların uygulanması ve şirketlerin ülkeler düzeyinde muhatap alınabilir temsilcilikler bulundurması, sansür değil, kamusal sorumluluğun gereğidir” dedi.

Dr. Uzunoğlu, firmaların yanıltıcı içeriklere karşı önlemler almaya başladığını da dile getirdi. “Firmaların yapay zeka kaynaklı içeriklere karşı etiketleme, uyarı ve doğrulama gibi önlemler almaya başlaması olumlu bir gelişme. Ancak bu önlemlerin nasıl, ne amaçla ve ne kadar şeffaf bir biçimde uygulandığı, güven inşa etmek yerine ters etki yaratabilir. Yapay zekaya yönelik sert müdahaleler, sorunu yapısal olarak çözmekten ziyade kullanıcıyı sürekli alarm halinde tutan bir ortama sürükleme riski taşır. Burada kritik olan, firmaların aldığı önlemlerin sorumluluğunun kullanıcıya devredilen bir alarm sistemine dönüşmemesidir. ‘Biz uyardık, gerisi sana kalmış’ yaklaşımı sorunu çözmez, sadece yükü bireye bırakır. Kullanıcıların güvenini korumak için platformların yalnızca içerikleri etiketlemesi değil, bu içeriklerin neden ve nasıl dolaşıma sokulduklarını, hangi mantıkla öne çıkarıldıklarını da açıklaması gerekmektedir. Şeffaflık olmadan güven inşa edilemez” dedi.

Sosyal Medyada Gerçek ve Sahteyi Ayırt Etmek Zor!
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

4T Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!