Yenidoğan Uzmanı Doç. Dr. Seda Kunt ve 27’nci haftasında 1080 gram olarak erken doğan İnci Hira’nın annesi, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde yaşadıkları zorlu süreci ve kavuşmalarını paylaştı.
Dünya Sağlık Örgütü tarafından her yıl 17 Kasım’da kutlanan Dünya Prematüre Günü dolayısıyla Etlik Şehir Hastanesi’nde tedavi gören aileler ve çocuklar bir araya geldi. Yenidoğan Uzmanı Doç. Dr. Seda Kunt, 27’nci haftada dünyaya gelen İnci Hira ve ailesinin yaşadığı zorlukları, İhlas Haber Ajansı muhabirine aktardı.
“27’nci gebelik haftasında 1080 gram olarak doğmuştu”
Prematüre bebeklere, zamanında doğan ancak ek hastalığı olan, yenidoğan yoğun bakım ihtiyacı bulunan tüm bebeklere hizmet verdiklerini vurgulayan Kunt, “İnci Hira, 27’nci gebelik haftasında 1080 gram olarak dünyaya geldi. Akciğer gelişimi henüz tamamlanmadığı için solunum sıkıntısı nedeniyle servisimize kabul ettik. Bu süreçte anne, baba ve bebeğimize gereken destekleri sağladık. Bebeğimizin sadece burundan basınçlı hava desteğine ihtiyacı oldu. Bunun dışında anne karnındaki büyümesini destekledik, beslenmesini düzenledik ve gerekli vitamin ile demir desteklerini verdik. Bebeğimizin büyümesini bekledik” ifadelerini kullandı.
“Önemli olan bebekleri hastalıksız yaşama kavuşturmak”
Kritik aşamanın bebeğin kilosu ve gebelik haftası olduğunu belirten Kunt, “Solunum desteğinden entübasyona geçmemek bizim için önem taşıyordu. Enfeksiyondan koruma da kritik bir konuydu. Oksijen ve solunum desteği sağlarken, erken doğan bebeklerde karşılaşılabilecek prematüre retinopatisine karşı dikkatli olmak gerekiyordu. İnci bu komplikasyonla karşılaşmadı, çok şükür. Yenidoğan yoğun bakım üniteleri ve anne karnındaki bakımın gelişmesi sayesinde prematüre bebeklerin yaşam şansı artmış durumda. Önemli olan, bebekleri hastalıksız bir şekilde hayata kavuşturmak. İnci’de bunu başardık. Herhangi bir sorun olmadan bağırsaklarını, akciğerini, enfeksiyon riskini, göz sağlığını ve işitme durumunu sağlıklı bir şekilde taburcu edebildik” dedi.
“Her yıl dünyada 15 milyon bebek prematüre nedeniyle dünyaya gelmekte”
Dünya Prematüre Günü’nün 17 Kasım 2008 tarihinde ilan edildiğini hatırlatan Kunt, “Bu gün, prematürenin önemi ve hayatta kalma mücadelesi hakkında farkındalık oluşturmak amacıyla kutlanmakta. Biz mor rengi tercih ediyoruz; bu, güç, savaş ve hayatta kalmayı simgeliyor. Her 10 doğumdan biri, hem dünyada hem de ülkemizde prematüre ile sonuçlanıyor. Her yıl dünyada 15 milyon bebek prematüre doğmakta ve maalesef yaklaşık 1 milyon bebek prematüre ve komplikasyonlar sebebiyle kaybedilmektedir. Bizim asıl amacımız, anne karnındaki süreci uzatmak. Bazen bu sürecin önüne geçemiyoruz; bebeklerimiz prematüre doğacaksa, deneyimli bir merkezde, yenidoğan yoğun bakım ünitesinin üçüncü basamağında doğum gerçekleştirilmesini tercih ediyoruz. Yenidoğan yoğun bakım ünitelerimizde bu süreci bir ekip halinde yönetmekteyiz. Prematüre doğumu önleyemiyorsak da, oluşabilecek komplikasyonları engelleme kapasitemiz mevcut. Hepimizin Dünya Prematüre Günü’nü kutluyorum” dedi.
“Sabretmeyi, güçlü olmayı öğretti bize İnci”
Anne Seher Solak, servikal yetmezlik nedeniyle sürecin başladığını belirterek, “Hiç ummadığımız bir anda suyum geldi. 26-27’nci haftada hastaneye yatışım gerçekleşti. Burada 4 gün boyunca İnci’yi ne kadar geç doğurabiliriz diye uğraştık ama maalesef olmadı. Tedavim çok iyi geçti ve 27 artı 0’da İnci dünyaya geldi. Küvez sürecimiz başladı. Burada İnci’yi bırakıp gitmek en zoruydu. Çünkü ilk çocuğumuzdu ve bu durumu anlayamadık. Süreç oldukça zordu. İnci, sabretmeyi ve güçlü olmayı bize öğretti. İlk ay kritik bir dönemdi çünkü onu kucağımıza alamadık. Doğum anında onu kucağıma almak istediğimde, solunum sıkıntısı nedeniyle bu mümkün olmadı. İlk temasımız gerçekleşmedi” dedi.
“8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde kadının gücünü de gösterip o gün kavuştuk kızımla”
Anne Solak, hemşireler ve doktorlarla olan iletişimlerini ise şöyle anlattı: “İletişim çok güzeldi; çünkü bizi anlayabiliyorlardı. Prematüre annesinin ve babasının nasıl bir umutla sakinleştirileceğini çok iyi biliyorlardı. Hepsine çok teşekkür ediyorum; bu süreçte bizim yanımızda olan ve bizi rahatlatan onlardı. İnci’nin sağlığında ve bakımında en büyük rolü üstlenen kişilerdi. Taburcu olduğumda çok sevindim ama aynı zamanda tedirgindim. Doğumda onu alıp gidemediğim için sonrasında ne yapacağımı bilemedim. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde kadının gücünü gösterip o gün kızıma kavuştum. O günden sonraki süreç en güzel dönemimiz oldu. İnci, adının anlamıyla kuvözden çıkarak parladı. Eşimin ve benim birbirimize olan desteğimizle bu süreci atlattık” ifadelerini kullandı.
“Gerçekten çok güçlüler ve hayata tutunuyorlar”
İnci’nin durumunun iyi olduğuna değinen anne Solak, “Yaşıtlarına göre oldukça iyi bir durumda. Buradaki tedavi süreci gayet başarılı geçti. Şu an fiziksel olarak hiçbir sıkıntımız yok ve tedavi sürecimiz de bulunmuyor. Çok şükür, sağlıklıyız. Taburcu olduktan sonra yaptırdığımız kontrollerde de herhangi bir sorun yoktu. 2 yıldır çok şükür iyiyiz. Prematüre annesi olmak çok zor ama bu bir başarı gibi. Onların güçleri bize güç veriyor. Çünkü başlangıçta çok güçsüz, umutsuz ve korkuyorduk. Korkmamalarını ve güçlü olmalarını diliyorum. Gerçekten çok güçlüler ve hayata tutunuyorlar. Bugün, onurlandırıcı ve gururlandırıcı bir gün. Bu süreci atlatmamız bizi çok gururlandırıyor. Bu günü hep değerlendirmek istiyoruz. Hastanemize ve Seda hocamıza teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.
