Devrim Yakut: Erken Teşhisle Meme Kanserini Yendim

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Acıbadem Altunizade Hastanesi, meme kanseri farkındalık ayı dolayısıyla “Meme Kanserine Karşı Her Raunda Hazırız” etkinliğine ev sahipliği yaptı. Etkinliğe katılan ünlü oyuncu Devrim Yakut, dört ay önce meme kanseri tanısı aldığını ilk kez burada açıkladı. Yakut, yaşadığı deneyimi “Erken teşhis sayesinde geldi ve geçti” sözleriyle dile getirdi.

Meme kanseri, dünya genelinde kadınlar arasında en yaygın görülen kanser türü olmaya devam ediyor. Türkiye’de kadınlarda görülen kanser vakalarının yüzde 24’ü meme kanserine ait ve bu durum, yılda yaklaşık 25 bin yeni vaka anlamına geliyor. Diğer kanser türlerinde olduğu gibi, meme kanserinde de erken teşhis, hastalara yeni bir yaşam fırsatı sunuyor. Bu sebeple, meme kanseri farkındalığı oluşturmak ve toplumu bilinçlendirmek, hastalıkla mücadelede kritik bir önem taşıyor. Her yıl ekim ayında gerçekleştirilen farkındalık etkinlikleri çerçevesinde bu yıl da Acıbadem Altunizade Hastanesi’nde bir program düzenlendi. Pembe İzler Kadın Kanserleri Derneği’nin destekleriyle gerçekleştirilen etkinlikte, Acıbadem Altunizade Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Gül Başaran, Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Aykut Soyder, Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Erkin Arıbal ve Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Evrim Kadriye Tezcanlı, tanı ve tedavideki en yeni gelişmeleri paylaştılar ve katılımcıların sorularını yanıtladılar.

Ünlü oyuncu Devrim Yakut, etkinlikte kadınlara erken tanının önemini kendi hikayesi üzerinden vurgulamak için konuşmacı olarak yer aldı. Yakut, dört ay önce erken teşhisle meme kanserini atlattığını ve bu süreci içtenlikle anlattığını belirtti. Erken tanı ve farkındalığın tedavi sürecine büyük katkı sağladığını ifade etti.

“O kadar erken fark edildi ki geldi ve geçti”

Meme kanserini erken teşhis sayesinde hızlı ve sağlıklı bir şekilde atlattığını belirten Devrim Yakut, etkinlikte şu ifadeleri kullandı:

“Erken tanının önemine çok inandığım için ve ailemde bu hastalığın varlığı nedeniyle çok titizlendim. Ben de bu işin kıyısından erken teşhisle dönmüş biri olarak buradayım. Aslında serüven bile denemez, o kadar erken fark edildi ki, böylece geldi ve geçti çok şükür. Ekim ayındaki bu farkındalığı çok önemsiyorum çünkü bir toplumda kadın sağlıklıysa, o toplum da sağlıklıdır; hem psikolojik hem de zihinsel olarak. O yüzden kadınlarımız sağlıklı olsun, toplumumuz da sağlıklı olsun. Benim hastalığım da erken tanı sayesinde geldi ve geçti.”

“Bir an bile umutsuzluğa kapılmadım, şimdi sağlıklı bir biçimde buradayım”

Meme kanseri teşhisini rutin kontrolleri sırasında öğrendiğini dile getiren Yakut, sürecin nasıl ilerlediğini ve hissettiklerini şu sözlerle aktardı: “Mamografi sırasında daha önceki kontrollerde olmayan çok küçük bir şeye rastlandı. Radyolog o minicik şeyi fark etti ve sonra süreç başladı. Hocalarımız ilk gün bana ‘biz bu işi halledeceğiz’ dediler. Onların kendilerine, mesleklerine ve bunu yapış biçimine inançları beni hep çok dik tuttu. Bir an bile umutsuzluğa kapılmadım, o yüzden buradayım zaten. Umutsuzluğa kapılmamak bu rahatsızlıkta son derece önemli. Dört ay önce daha ilk teşhis konmuştu, dört ay sonra sağlıklı bir biçimde buradayım. Bundan 20 yıl önce zor bir hastalıktı bu. Ben annemi de bu rahatsızlıktan kaybettim; ama o zaman algımla bu zaman algım birbirinden çok farklı. Çünkü hekimlerimiz erken teşhisin önemini hep söylüyordu. Erken teşhis de ancak düzenli kontrollerle olabiliyor, bundan korkmamak gerekiyor. ‘Hastaneye gidersem korkacağım bir şeyle karşılaşacağım’ korkusu daha büyük şeylere sebep oluyor, bunu kimse yapmasın.”

“Erken evrede yalnızca cerrahi müdahale bile yeterli olabiliyor”

Acıbadem Altunizade Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Gül Başaran, erken tanının önemini vurgulayarak şunları söyledi:

“İsteriz ki kimse kanser olmasın ama yine de beni en çok mutlu eden hasta grubu, daha eline gelmeden tarama sırasında milimetrik tümörle gelenler. Çünkü o durumda sadece cerrahi müdahaleyle tedaviyi gerçekleştirebiliyoruz. Bu nedenle herkesin erken taramaya girip özellikle 40 yaşından sonra düzenli mamografi yaptırmasını tavsiye ediyoruz. Bu şekilde olunca medikal onkologların da işi daha kolaylaşmış oluyor. Çünkü ne kadar ileri evre olursa o kadar da tedavi gerekiyor demek; bu hem hasta hem de takip eden hekim açısından çok zor bir durum. Erken tanıdan asla korkmamak gerekiyor. Bunu bir akciğer grafisi ya da kolonoskopi gibi düşünebilirsiniz, ne kadar küçükken tespit edilebilirse bizim için o kadar iyi. Üstelik her gün de değil, yılda 1 kez yaptırmak bile yeterli. Buradan bir kez daha belirtelim; ‘erken tanı hayat kurtarır.’

“Meme kanserinde birçok faktörün etkisi var, tedaviler de buna göre şekilleniyor”

Meme kanserinin erken ergenlik, geç menopoz, menopoz sonrası hormon ilacı kullanma, geç doğum yapma veya hiç doğum yapmama gibi faktörlerle bağlantılı olduğunu ifade eden Prof. Dr. Başaran, “Bu faktörlerin herhangi birine sahip olmak meme kanseri olunabileceği anlamına gelmiyor. Çünkü meme kanseri tek bir risk faktörü nedeniyle değil, birçok faktörün etkisiyle oluşuyor. Meme kanserinin yüzde 5-10’u kalıtsal gen bozukluklarından kaynaklanabiliyor. Ayrıca başka hastalıklar nedeniyle göğüs bölgesine radyoterapi almak, sürekli ve fazla miktarda alkol kullanmak ve obezite meme kanseri riskini artıran etkenler arasında yer alıyor” dedi.

“Ne kadar erken evrede tanı koyabilirsek bu o kadar az tedavi demek”

Acıbadem Altunizade Hastanesi Meme Sağlığı Merkezi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Aykut Soyder, meme kanserinin tedavilere tamamen yanıt veren bir kanser türü olduğunu belirterek, “Meme kanserini diğer kanser türlerinden ayıran en önemli özelliklerinden biri, tüm tedavi protokollerinden sonra kendisini tamamen unutabileceğimiz bir hastalık olması. O yüzden mümkün olabildiğince ne kadar erken evrede tanı koyabilirsek bu o kadar az tedavi demek. Erken tanı sayesinde bu hastalığın tedavisini belki kemoterapisiz, yalnızca sınırlı cerrahi ve radyoterapi işlemleriyle bir an önce gerçekleştirebiliriz. Normalde tarama programlarına 40 yaş sonrası ultrason ve mamografiyle devam ediyoruz. Ama kendi kendine muayene dediğimiz ve erken tanı kapsamında çok önemsediğimiz kısım da çok kıymetli. Bu yüzden her kadının 20 yaş itibariyle kendi meme dokusunu tanımasını ve 25 yaşından itibaren de klinik değerlendirmelere başlanmasını önemsiyoruz. Elbette ki her hastalık gibi bu hastalık da kişiden kişiye farklılık gösteriyor. Örneğin kişilerin aile öyküsünün varlığı ya da genetik pozitiflik bazı tetkikleri bunları göz önünde bulundurarak yapmamız anlamına geliyor. Çünkü bu tip hastalarda genç ve erken tanı bizim için çok önemli” ifadelerini kullandı.

“Meme kanserinde doğru bilinen yanlışlar erken tanıya engel olabiliyor”

Türkiye’de ‘radyasyon’ korkusu nedeniyle mamografi çektirmekten kaçınılmasının erken teşhiste gecikmelere yol açtığını belirten Prof. Dr. Soyder, “Mamografinin zararlı olduğu, tanı sürecinde biyopsi yapılmasının hastalığın yayılmasına yol açtığı, ailede meme kanseri öyküsü yoksa riskin olmadığı, ele gelen kitle ağrılı olmadığı için

Devrim Yakut: Erken Teşhisle Meme Kanserini Yendim
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

4T Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!